YAZAN: DR. İREM ERGÜN

Diyabet toplum sağlığı için küresel bir tehlikedir. Uzun dönemdeki etkileri gerçekten çok fazla ve korkutucudur. Kalp hastalıkları, damar hastalıkları, görme kaybı, felç ve hatta organ kayıplarına kadar gidebilir. Hücre düzeyinde başlayarak tüm metabolizmayı negatif etkileyen kan şekeri dengesizliğine bağlı diyabet ve insülin direnci hastalıklarını fonksiyonel tıp ışığında inceledik.


Diyabet nasıl ortaya çıkar?

Vücudumuz glukozu normal değer aralığında tutamazsa diyabet ortaya çıkar. Vücudumuzun 7/24 belki de en çok enerji harcadığı, uğraştığı metabolik aktivitesi kan şekerini dengede tutmaktır. Bu mükemmel çalışan bir sistemdir. Sindirim sisteminin besinleri glikoza dönüştürmesi, kan glukoz düzeyinin artması ile pankreastan insülin salınımı, insülinin hücre üzerindeki reseptörlere bağlanarak anahtar kilit şeklinde çalışması ve kan şekerini hücrelerin içine alarak kullanması etaplarının sırasıyla izlendiği mükemmel bir sistemdir.

Ancak fazla kilo, özellikle karın bölgesi yağları ve karaciğer yağı, vücudun insüline direnç göstermesine yani hücrelerin insüline gerektiği şekilde cevap vermemesine neden olur. Reseptörler, hücrelerin kilitleri bozulur. Anahtar da artık uymaz olur. Hücre içine giremeyen glukoz kan dolaşımında kalır ve tüm olumsuz süreçlerin başlamasına neden olur.

3 hücresel düşmandan biri: İnsülin direnci

İnsülin direnci, diyabet, inflamasyon, karın yağlanması, aşırı kilo, oksidatif stres, yaşam süresini kısalması; birbiriyle bağlantılı ve hücre düzeyinde başlayarak tüm metabolizmaya etkileyen süreçlerdir. Üç hücresel düşman; iltihaplanma, oksidatif stres ve insülin direncidir.

Günümüzde çok sık rastladığımız ve maalesef üzerinde durulmayan ve birçok hastalığa zemin hazırlayan önemli konulardan birisi insülin direncidir. Burada en sevindirici olan ise bu durumun tedavi edilebilir olmasıdır. Ancak pek çok faktör bir arada düşünülmeli ve çalışılmalıdır. Her zaman vurguladığımız 5 yaşam şekli bir arada ele alınmalıdır. Beslenmenin dengeli olması kademeli olarak gerçekleşmelidir. Çeşitli ve zorlayıcı diyetlerle hızlı kilo vermek yerine metabolizmayı iyileştirici, kalıcı, dengeli ve kişiye özel beslenme izlenmelidir. İnsülin direncinin takibi, gelişimi, özel takviyeler kullanımı, doğru egzersiz ile karın yağlarının azaltılması, uykuyla stresin dengelenmesi burada da çok önemlidir.

Kan şekerini dengeleyen yaşam stili

Sağlıksız bir yeme alışkanlığını değiştirmek kolay değildir. Beslenmeye sağlıklı gıdalar eklemek çok olumludur ancak aynı zamanda hücre düzeyinde hasar yaratan işlenmiş, özellikle şekerli gıdalardan uzak durmak daha önemlidir. Şekerden uzaklaşarak; sebzeler, meyveler, lifler, mikro besinler, vitamin ve minerallerden zengin beslenmeye geçmek doğru yönlendirme ile kademeli olmalıdır.

Sadece basit şekerle yapılmış yiyecekler değil şekerli ve gazlı içecekler, diğer yüksek nişastalı karbonhidratlar, meyveler, işlenmiş gıdalar da kademeli olarak beslenme alışkanlığından çıkarılmalıdır. İnflamasyon ve insülin direnci ilişkisi unutulmamalıdır. Her ikisi için de çok önemli olan başta D ve B vitaminleri ve diğer vitamin düzeyleri, Omega-3 dengesi, sağlıklı bağırsak florası, hormon dengesi, mineral ve enzim düzeyleri, yeterli sıvı alımı, iyi işleyen detoksifikasyon yolları ve daha pek çok metabolik denge faktörü, testler ve hekiminiz yönlendirmesi ile iyileştirilebilir.

Açlığı dindirmenin yolunun sadece yiyeceklerle olmadığını da aklımızdan çıkarmamamız gerekir. İnsülin direnci ile baş ederken, genetik yapımız, çevresel faktörlerimiz, beslenme ve yaşam şeklimiz kadar duygusal sistemimizi de iyileştirmeye çalışmamız elbette kalıcı iyileşmede önemlidir.






Dr. Irem Ergun

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. İrem Ergün, ilk olarak Florence Nightingale Hastanesinde 9 sene ve daha sonra da Anadolu Sağlık ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinde 7,5 sene yöneticilik ve doktorluk yaptı. Holistik Bioregülasyon Terapileri eğitimini alırken, Cleveland Fonksiyonel Tıp Merkezinde de Fonksiyonel Tıp üzerine yoğunlaşan Dr. İrem Ergün, Dr....



BLOOM SHOP