YAZAN: BURCU ERBAŞ

Günümüzün en hızlı büyüyen sektörlerinden birisi iklim teknolojileri olarak görülüyor. Dünya çapında çevresel farkındalığa sahip olan bilim insanı, yenilikçi ve girişimci tüm zamanını ve emeğini iklim krizi karşısında gezegenimizi kurtaracak, verdiğimiz zararı geri döndürebilecek “mucize” çözümler aramaya harcıyor. Sonucunda da birçoğumuzun gerçek olduğuna bile inanamayacağı; okyanus gübreleme, yapay iklimlendirme gibi ileri teknolojiler yaratıyor. Peki, kapitalist düzenin sebep olduğu çevresel krizlere yine kapitalizmin bir aracı olan teknoloji gerçekten çözüm sunabilir mi? 22 Nisan Dünya Günü’nün bu seneki teması: “Gezegenimize yatırım yapın!“dan yola çıkarak iklim teknolojileri ve efektifliklerini araştırdık.


2022 yılı 22 Nisan Dünya Günü teması: Gezegenimize yatırım yapın

Modern çevre hareketinin öncülüğünde ilk defa 1970’te kutlanmaya başlanmış 22 Nisan Dünya Günü, her sene değişen temaları ile gezegen sağlığının neden ve nasıl korunabileceğine farklı perspektifler getiriyor. 2022 senesinde de kapsayıcı ve eşitlikçi bir bakış açısı ile uygulanmış, cesur ve yaratıcı aksiyonların iklim krizine bir çözüm yaratabileceğini söylüyor. Bunun içinde birçok çevresel aktivistin söylemeye çekineceği hatta karşı çıkacağı, kendi içinde paradoksal bir cümle kuruyor: İklim krizi söz konusu olduğunda para konuşuyor!

Sürdürülebilirlik ve refah nasıl bir arada anılabilir?

Dünya’daki en büyük motivasyon kaynaklarından biri olan para, iklim krizinin aciliyetini yüzümüze vurmak için kullanılıyor. Canlıların ve gezegenin sağlığı üzerinden kurulmuş iklim krizine karşı mücadele stratejisi bu kez kendine yeni bir rota çizerek odağına ağır ekonomik sonuçları alıyor. Şu an harekete geçilmezse bütün ekonomilerin zarar göreceği, her tür kıtlığın çoğalacağı, kar marjlarının azalacağı ve iş olanaklarının düşeceği herkese hatırlatılıyor.

Paranın bir teşvik olarak kullanıldığı durumlarda ise; sürdürülebilir pratikler benimseyen iş modellerinin daha büyük karlar ettiği, büyüme oranlarının daha yüksek olduğu araştırmalar ile ortaya koyuluyor.

İklim teknolojileri ne demek?

Bireysel olarak tüketim alışkanlıklarımızın kontrolünü yapmak seneler boyu süregelmiş sistematik eylemsizliğin bizleri getirdiği son eşikte artık yeterli gelmiyor. Dünya çapında fosil yakıt kullanımı kesmeli ve kolektif olarak gezegene vermiş olduğumuz zararı geri döndürmeye odaklanmalıyız. Bu noktada da devreye büyük ekonomiler ve sürdürülebilir teknolojiler giriyor.

2000’li yıllardan beridir giderek büyüyen yenilenebilir enerji sektörü, sürdürülebilir teknolojinin en bilinen örneğini oluşturuyor. Fakat günümüz iklim teknolojilerinin eriştiği teknolojik atılımda rüzgar, güneş, hidroelektrik enerjileri en “demode” pratikler arasında görülüyor.

Geo-mühendislik çatısı altında geliştirilen yeni iklim teknolojileri verilen zararı geri döndürmeyi, fosil yakıttan yenilenebilir enerjiye geçişi kolaylaştırmayı, karbon salınımlarını sıfıra indirmeyi amaçlıyor.

En güncel iklim teknolojisi örnekleri

Yapay karbon yutakları

Doğal karbon yutakları; ormanlar ve okyanusların aksine insan eli ile yapılmış bu yutaklar, atmosferdeki karbondioksiti çekerek sera gazı miktarını azaltmayı amaçlıyor.

Suda çözünen amin kimyasalı sayesinde gerçekleştirilen bu sürecin devamlılığı ise suyun kaynatılmasına bağlı oluyor. Bu da yüksek miktarlarda enerji gerektiriyor ve maliyeti yükseltiyor. Bilim insanları su yerine başka solüsyonlar geliştirerek enerji ve para ihtiyacını azaltmaya çalışıyor.

Bir diğer karbon yutağı teknolojisi de atmosferdeki karbondioksitin toprağın altına gömülmesi ve karbon döngüsüne kazandırılması ile yapılıyor. Bunun içinde havayı emen büyük makineler çeşitli kimyasallar ile karbondioksiti ayrıştırıyor ve toprağın en alt katmanlarına püskürtüyor.

Deniz yosunundan yem

Küresel sera gazı salınımının önemli bir bölümü hayvancılık sektöründen geliyor. Büyük ve küçük baş hayvanlar yedikleri tahıl, çimen gibi besinleri sindirirken metan gazı salınımı yapıyor. Sera gazları içerisinde en zorlayıcı olan metan gazı da hayvancılık endüstrisinin eriştiği devasa boyutta büyük bir probleme dönüşüyor. Yapılan yeni araştırmalarsa hayvanlara tahıl veya ot yedirmek yerine deniz yosunundan yapılmış karma bir yem vermenin salgıladıkları metan gazını %80 oranında düşürdüğünü gösteriyor.

Okyanus gübreleme

Doğal karbon yutaklarından biri olan okyanuslar bu özelliklerini fitoplankton yaşamından alıyor. Aynı bitkiler gibi fotosentez yapan yani karbondioksiti oksijene çeviren bu mikroskobik canlıların sayısını arttırmak teoride çok mantıklı duyuluyor. Okyanus gübreleme de stratejik lokasyonlara fitoplankton yaşamını destekleyen besin değerleri salgılamak anlamına geliyor. Öte yandan, artan fitoplankton sayısının okyanus biyoçeşitliliğini negatif yönde etkileyebileceği ve dengeleri sarsabileceğinden korkuluyor.

Yapay iklimlendirme

Yapay iklimlendirme hava durumunu insan eli ile kontrol etmeye deniyor. Örneğin; atmosfere püskürtülen bazı kimyasallar ile bulutları daha beyaz veya büyük yapmak, uzaya gönderilen yansıtıcı aynalar ile gezegene ulaşan güneş ışını miktarını azaltmak en ilginç uygulamaların başında geliyor. Her iki pratiğin amacı da atmosfere sıkışan sera gazlarının güneş ışınları ile daha çok ısınmasına engel olmak yani küresel ısınmayı yavaşlatmak oluyor.

Yan etkisi ise en temel yenilenebilir enerji kaynağı güneşin gücünün azalması ve bizlere daha az güneş ışığı ve ısının ulaşması oluyor.

Sürdürülebilir teknoloji tek başına yeterli mi?

Tüm bu ileri teknolojiler öngörülemeyen sonuçlar ve zincirleme etkileri ile geliyor. Bu nedenle çevre aktivistleri, her ne kadar umut verici olsa da, iklim teknolojilerine şüphe ile yaklaşıyor.

Çevresel problemlerin günümüzde eriştikleri kriz noktasında kapitalist ekonomik düzen yatıyor. Sürekli olarak tüketmeye, harcamaya, bitirmeye, yenisi almaya odaklanan bu düzen aslında kendini iklim teknolojilerinin içinde de gösteriyor. Daha büyük fonlar almak için yarışan, kazandıkları ün ve başarı ile “devleşen” sürdürülebilirlik girişimleri kendi ile çakışıyor. Tüm bu yüksek teknoloji projeler tek gerçek çözümünün uygulanmasını geciktirmeye ve gölgelemeye çalışıyor: Fosil yakıt kullanımını durdurmak. Çünkü gezegenimizin tek şansı nasıl daha “sürdürülebilir” biçimde karbon salınımına devam edebileceğimizde değil, nasıl fosil yakıtlardan uzak ve doğayla uyumlu şekilde yaşayabileceğimizde yatıyor.



Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP