YAZAN: DİLA ATTEPE

Kişisel alan, romantik ilişkiler ve samimiyetin karmaşıklığında çok önemli fakat sıklıkla göz ardı edilen bir unsurdur. Karşılıklı anlayış, saygı ve sevgi temeli üzerine kurulan romantik ilişkilerimizde sınırlar, iki kişiyi birbirine bağlar ama aynı zamanda ayrı varlıklar olarak nefes almalarına olanak tanır. Fiziksel sınırlardan daha fazlası olan kişisel alan, insanın kendini ifade etme sürecinde ve benlik duygularını geliştirmede önemli bir rol oynar. Romantizm ve bireysel özgürlüğü barındıran kişisel alanın katmanlarını keşfederken bize katılın.


Kişisel alan nedir?

Psikolojide kişisel alan, insanın psikolojik olarak kendisine ait olduğunu düşündüğü alandır. Bu kavram kişiden kişiye sınırlar kapsamında değişebilir. Başkalarını kişisel alanımıza dahil etmemiz ya da onların alanına dahil olmamız, insanlarla aramızdaki ilişkiye dair algının bir göstergesidir. Birinin kişisel alanına girmek normalde samimiyetin ve bazen de romantik yakınlığın göstergesidir. İlişkilerde kişisel alan, kültürel farklılıklar, yetiştirilme stili, yaş, cinsiyet, stres bozuklukları ve istismar geçmişi gibi iç ve dış etkenlerle şekillenebilir.

Romantik ilişkilerde kişisel alan neden önemli?

Sağlıklı bir ilişkinin kişisel alan ve sınırlar içermesi gerekir. Bir ilişkide partnerler birbirlerinin hala benzersiz olduğunu ve gelişmek için kendi alanına ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır. Bu sınırlar yalnız vakit geçirmeyi istemekten çok daha fazlasıdır; kişilerin özgürlüklerini korumalarını, kişiliklerini geliştirmelerini ve öz güven duygusu ile büyümelerini sağlar. Çoğu insan ilişkilerinde sınırları göz ardı eder ve partnerine kişisel alan tanımaya özen göstermez. Bunun sonucu olarak toksik ilişki ve kişilik sorunları kaçınılmaz olacaktır.

Romantik bir ilişkide sınırlar çizmek, ilişkinin kalitesini belirleyen önemli bir unsurdur. Partnerimizin alanına saygı duymak ve kendi alanımıza da gereken önemi vermek bağımsızlık ve bireysellik duygusunun gelişmesine olanak sağlar. Bunun yokluğu kendimizden kopmamıza ve eş bağımlılık geliştirmemize sebep olabilir. İlişkilerde kişisel alan bize bundan kaçınma ve sağlıklı bir bağımsızlık duygusunu koruma şansı verir. Kendi ihtiyaçlarımız konusunda daha dikkatli olmamızı, bunları partnerimizle paylaşabildiğimiz sağlıklı iletişim kurmamızı ve sağlıklı sınırlar oluşturmamızı sağlar.

Partnerinizin gözlerine bakmak, dokunmak veya öpmek istemek, yanındayken yenilmez gibi hissetmek, beynimizin aşk ve sevgi hormonu salgıladığında verdiği çok doğal tepkilerdir. Elbette partnerimizle birlikte deneyimlemek istediğimiz birçok aktivite ve yenilikler olabilir fakat ilişkide duygusal sınırların yanı sıra, fiziksel sınırlarımızı ve alanımızı korumak da çok önemlidir. Dokunma, kişisel alan ve bedensel taleplerin tümü fiziksel sınırlar kategorisine girer. Karşılıklı anlayış ve açık iletişim, ilişkide fiziksel sınırlarımızı çizmemizde büyük rol oynar. Fiziksel sınırlar, mahremiyet alanında saygı ve rıza için çok önemli bir çerçeve görevi görür. Sağlıklı bir cinsel yaşam için fiziksel sınırlarımızı çizmek ve onlara saygı duymak özellikle dikkat edeceğimiz bir nokta olmalıdır. Fiziksel sınırlarımızı çizmek, romantik ilişkilerimizi korumamızda, partnerimizle iletişimimizin gelişmesinde ve vücudumuzu tanımamızda bizlere yardımcı olan mühim bir etkendir.

İlişkilerde kişisel alan ve sınırlarımızı korumak için neler yapabiliriz?

Partnerimizle böylesine yakın olduğumuz ilişkilerde kişisel alan oluşturmak ve sınırlarımızı çizmek zor bir süreç olabilir. Karşılıklı anlayış ve saygının öneminin yanı sıra kendimizi tanımamız da bu süreçte bize yardımcı olan bir unsurdur. Eğer kişisel alan ve sınırlarınızı oluşturmak konusunda zorlanıyorsanız, aşağıdaki önerileri deneyebilirsiniz.

Hislerinizi anlayın ve partnerinizle paylaşın.

Sınırlarınızı çizmenin ilk adımı, duygularımızı tanımaktan geçer. Duygularınızın ve ihtiyaçlarınızın farkında olmak partnerinizle iletişiminizi geliştirebilir ve sınırları oluşturmayı daha kolay hale getirebilir. Bunun yanında, partnerinize ihtiyaçlarınızı ve hislerinizi ifade ederken doğrudan ve açık bir dil kullanmanız da çok önemli bir unsurdur.

Partnerinizin de kişisel alana ihtiyacı olabileceğini unutmayın.

Kendi ihtiyaçlarımız öncelikli olduğunda, başkalarının istek ve ihtiyaçlarını gözden kaçırabiliyoruz. İlişkinizde partnerinizi dinlemek ve onunla empati kurmak da kişisel alan yaratımında ve sınırları çizmekte önemli bir noktadır. Kendinizi ifade ederken partnerinizden nasıl sizi dinlemesini bekliyorsanız, siz de saygıyla ve anlayış çerçevesinde onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaya özen göstermelisiniz.

Kısıtlı ama kaliteli zaman geçirmeyi deneyin.

Bir şeye sınırsız erişiminiz olduğunda, değer kaybetmesi de hızlanır. Romantik ilişkilerde de partnerimize yalnız geçireceği alanı ve zamanı tanımak bu yüzden çok önemlidir. Partnerinizle birlikte yapmak istediğiniz aktiviteler ve deneyimlemek istediğiniz birçok şey olabilir. Ancak sürekli vakit geçirmek, ilişki sağlığını kötü etkileyen bir unsurdur. Geçirilen vakit sınırlandırılmazsa değerini kaybedebilir. Bu nedenle, her gün birlikte olan çiftlerin bunalmış hissetmeleri, aşırı yakınlığın ilişkilerini boğmasından kaynaklanır. Partnerinizle ayrı aktiviteler yapmanıza fırsat vermek ve bunları gün sonunda birbirinizle paylaşmak, ilişkiniz için sağlıklı bir yöntem olabilir.

48 saat kuralını kullanın.

Kişisel alanınızı yaratma sürecinizde elbette aksaklıklarla karşılaşabilirsiniz. Eğer partnerinizin yaptığı bir şey sizi üzmüş veya kızdırmışsa, bunu ona söylemeniz gerekir fakat bunu hemen yapmak zorunda olmadığınızı unutmayın. Kendinize duygularınızı sindirmek için 48 saat verin ve hala üzgün hissediyorsanız partnerinize bunu ifade edin. Bu süreçte açık iletişimin önemi çok büyüktür; partnerinizin akıl okuması mümkün olmadığı gibi, duygularınızı bilmediğinde de hatasının sorumluluğunu alması ve değişmesi de mümkün değildir.

Hayır demeyi öğrenin.

Romantik ilişkiler içinde hayır demek zor gelebilir. Ancak yapmaktan çekindiğiniz bir şey varsa nasıl hayır diyebileceğinizi öğrenmek önemlidir. Hayır demek zor olsa da uzun vadede ilişkinizin sağlığını ve kişisel sınırlarınızı korumaya yardımcı olur.

Kişisel alanınızı yaratım sürecinizde sınır çizmenin zayıflık veya sevgi eksikliği anlamına gelmediğini unutmamalıyız. Bunlar, ilişki sağlığının sürdürülmesinin yanı sıra kişisel gelişimin desteklenmesi için de gereklidir. Kişisel alan ihtiyaçlarımızı saygı çerçevesinde ve sağlıklı bir iletişimle ileterek partnerimizle daha güçlü ve etkili bir bağ kurabiliriz.



Dila Attepe

1999 yılında Ankara’da doğan Dila, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Bitirme tezini kadınlarda beden algısı üzerine yazdıktan sonra kişisel gelişim ve psikoloji alanına yöneldi. Live to Bloom’da editör olarak çalışmaya başlayan Dila, beden algısı ve zihinsel sağlığı geliştirme konusundaki farkındalığı sayesinde sağlıklı yaşam camiasına ilham...



BLOOM SHOP