
In partnership with Wings
Mutluluk, hayatımızın her döneminde peşinden koştuğumuz ancak tanımlanması ve ölçülmesi en zor kavramlardan biridir. Kimimiz için çocuklukta özgürce oyun oynarken hissedilen coşku; kimimiz içinse orta yaşlarda gelen denge, anlam ve başarı… Belki de yaş aldıkça hayatın küçük anlarını takdir etmeyi öğrendiğimizde yakaladığımız içsel huzur. Mutluluğun ne olduğu kadar, ne zaman en yoğun hissedildiği sorusunu da sıkça merak eder ve sorarız. Yıllar boyunca yalnızca bireysel bir merak olmakla kalmayıp birçok alanda araştırmalara konu olan “En mutlu hissettiğimiz yaş kaç?” sorusunun yanıtını sizin için araştırdık!
Mutluluk nedir? Nasıl ölçülür?
Mutluluk, günlük dilde çokça kullandığımız bir kavram olsa da bilimsel olarak ele alındığında oldukça kapsamlı ve çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Psikolojide mutluluk genellikle öznel iyi oluş (subjective well-being) kavramı üzerinden tanımlanıyor. Bu kavram, bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğine ve duygusal deneyimlerine odaklanan üç temel bileşenden oluşuyor:
- Hayattan memnuniyet, genel yaşama dair bilişsel değerlendirmeyi ifade eder. Kişi, hayatının nasıl gittiğine, beklentileriyle ne kadar örtüştüğüne, ulaşmak istediği hedeflere ne ölçüde ulaştığına göre memnuniyet düzeyini belirler.
- Pozitif duygular, kişinin yaşamında sıkça deneyimlediği neşe, keyif, heyecan, ilham gibi olumlu duygulardır.
- Negatif duygular ise stres, kaygı, üzüntü, öfke gibi olumsuz duygusal deneyimlerin sıklığını ve yoğunluğunu kapsar.
Bu üç bileşen birbirinden bağımsız değildir ancak her biri farklı yaşam dönemlerinde farklı seviyelerde seyredebilir. Yani bir kişinin genel yaşam memnuniyeti yüksek olabilirken, belirli dönemlerde pozitif duyguları düşük, negatif duyguları ise daha yoğun olabiliyor. Dolayısıyla, “mutluluk” kavramının yaşla birlikte nasıl değiştiğini analiz ederken çok katmanlı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Bu doğrultuda, 2023 yılında yayımlanan ve Susanne Buecker ile ekibi tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı meta-analiz çalışması, 460.000’den fazla katılımcının yaşam boyu öznel iyi oluş verilerini inceleyerek “En mutlu hissettiğimiz yaş kaç?” sorusunu yanıtlıyor.
- Araştırmalara göre hayattan memnuniyet, 9 ila 16 yaşları arasında belirgin bir düşüş gösteriyor. 16 yaşından sonra memnuniyet düzeyi yavaş ama istikrarlı bir artışla 70 yaşına kadar yükseliyor ve zirveye ulaşıyor. 70’ten sonra ise fiziksel sağlık, sosyal kayıplar ve bağımsızlık kaybı gibi faktörlerle birlikte tekrar düşüşe geçiyor.
- Pozitif duygular, çocukluktan itibaren 90’lı yaşlara kadar sürekli bir azalma eğilimi gösteriyor. Bu düşüş, yaşla birlikte duygusal yoğunluğun azalması, yaşam enerjisinin düşmesi ve olumlu duyguları tetikleyen yeni deneyimlerin azalması gibi etkenlerle açıklanıyor.
- Negatif duygular ise özellikle ergenlik döneminde artış gösteriyor. 22 yaş sonrasında negatif duygularda bir düşüş başlıyor ve bu düşüş 60 yaşa kadar sürüyor. Ancak 60 yaşından sonra, olumsuz duygular yeniden artış göstermeye başlıyor.
Sonuç olarak, mutluluğun evrimi doğrusal ya da tek yönlü olmuyor. Araştırmalar bize, yaşamın belirli bir noktasında kalıcı ve kusursuz bir mutluluk hali yakalanamayacağını ancak her dönemin içinde kendine has tatmin ve mutluluk kaynaklarının bulunduğunu gösteriyor. Bu noktada “mutluluk” için önemli olan, her yaşın gerektirdiği duygusal ihtiyaçları fark edebilmek ve buna uygun olarak yaşamı şekillendirebilmek oluyor.
Çocuklukta ve ergenlikte duygusal dalgalanmalar.
Çocukluk dönemi çoğu zaman özgürlük, oyun ve kaygısızlıkla özdeşleştirilse de araştırmalar özellikle erken ergenlik yıllarından itibaren pozitif duyguların yerini duygusal dengesizliğe bıraktığını söylüyor. Hayatın bu döneminde, memnuniyet ve pozitif duygular belirgin bir düşüş gösteriyor. Bu düşüş, ergenlik döneminin getirdiği hormonal değişimler, kimlik arayışları, akademik baskılar ve arkadaş ilişkilerindeki karmaşık dinamikler gibi birçok faktörün birleşimiyle açıklanıyor. Çocukluktan ergenliğe geçerken duygusal istikrar ve sosyallik gibi olumlu kişilik özellikleri geçici olarak zayıflıyor. Özellikle kız çocuklarında bu durum, negatif duyguların artışıyla daha da belirginleşiyor.
Elbette tüm çocuklar bu süreci aynı şekilde deneyimlemiyor. Ancak genel tabloya bakıldığında, çocukluk ve ergenlik dönemi mutluluğun zirve yaptığı bir zaman olarak değil; aksine duygusal dalgalanmaların sık yaşandığı, inişli çıkışlı ve gelişimsel olarak karmaşık bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu nedenle çocukluk ve gençlik yıllarında mutluluğu daha çok anlık deneyimlerle beslemek, gençlerin duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve destekleyici bir çevre sunmak, mutluluğu artırmak için en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Orta yaşlarda artan içsel huzur.
Toplumda oldukça yaygın olan “orta yaş krizi” kavramı, 30’lu ve 50’li yaşlarda mutluluğun düştüğünü ima ediyor. Ancak bu yaygın inancın aksine, araştırmalar hayat memnuniyetinin 16 yaşından 70 yaşına kadar istikrarlı bir şekilde arttığını gösteriyor. 30’lu yaşların ortalarından başlayarak 50’li yaşlara kadar uzanan orta yaşlar, yaşam dengesinin kurulduğu, kimliğin daha net tanımlandığı ve amaçların daha bilinçli şekillendiği bir zaman dilimidir. Dolayısıyla bu yaşlarda bireyler hem başarılarını hem de sınırlarını daha iyi kavramaya başlıyor. Aile, kariyer, sosyal çevre gibi hayatın çeşitli alanlarında daha köklü bağlar kuruyor ve bu da duygusal güven hissini artıyor.
Pozitif duygular çocukluktaki kadar yoğun yaşanmasa da duygusal dalgalanmaların azalması ve negatif duyguların bu dönemde minimum seviyelere inmesi, içsel bir huzur yaratıyor. Bu da daha kararlı, olgun ve hayata karşı daha dayanıklı hissetmeyi sağlıyor. Orta yaşlarda mutluluk, dış koşullardan çok içsel dengeyle ilişkili hale geliyor. Dolayısıyla mutluluk için hayatın temposuna göre yeni anlamlar geliştirmek, kişisel gelişime zaman ayırmak, ilişkileri derinleştirmek ve “mükemmel” değil, “gerçek” bir hayat yaşama fikrini benimsemek önem kazanıyor.
Yaşlılıkta bilgelik ve tatmin.
Yaşlılık dönemi çoğu zaman fiziksel zorluklar, sağlık problemleri, kayıplar ve değişen yaşam koşullarıyla birlikte anılsa da araştırmalar bu algının her yönüyle gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Özellikle 60’ların sonu ve 70’li yaşların başında, hayattan duyulan memnuniyetin seviyesinin zirveye ulaştığı görülüyor. Bu dönemde bireyler, yaşamın hızlı akışından bir adım uzaklaşarak, geçmişe dönüp bir bütün olarak hayatlarını değerlendirebilecek olgunluğa erişiyor. Geride bırakılan başarılar, kurulan ilişkiler ve kazanılan deneyimler, derin bir anlam ve içsel tatmin duygusu kazandırıyor. Yaş ilerledikçe “duygusal düzenleme becerisi” de gelişiyor. Bireyler olumlu duyguları daha uzun süre sürdürebiliyor, olumsuz duygularla ise daha yapıcı bir şekilde başa çıkabiliyor. Hayatın küçük anlarını daha fazla takdir etme, öncelikleri netleştirme ve zamanı daha bilinçli kullanma becerileri de bu dönemde daha güçlü hale geliyor. Yani dışarıdan sakin ve sade görünen bu yaşlar, aslında kişinin kendiyle ve yaşamla barıştığı önemli bir dönemi temsil ediyor.
Ancak maalesef bu iyilik hali sürekli devam etmiyor. Araştırmalar, 70–75 yaş sonrasında hem hayattan memnuniyetin hem de genel duygusal iyi oluşun belirgin şekilde düşüşe geçtiğini gösteriyor. Fiziksel bağımsızlığın azalması, sağlık problemlerinin artması ve sevdiklerin kaybı gibi yaşamsal kayıplar, mutluluk seviyesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bu dönemde mutluluğu sürdürebilmenin en önemli yollarından biri, değişen koşulları yargılamadan kabul etmek ve yaşamın bu evresine dair beklentileri yeniden tanımlayabilmek oluyor. Ayrıca sosyal ilişkilerin devam etmesi, bireyin kendini toplumdan kopmamış hissetmesi ve fiziksel olarak aktif kalması, hem ruhsal hem de bedensel iyi oluş üzerinde belirleyici rol oynuyor.
Peki, en mutlu hissettiğimiz yaş hangisi?
Araştırmalar net bir şekilde gösteriyor ki mutluluğun tek bir yaşta zirve yaptığı söylenemiyor. Hangi yaşta daha mutlu hissedildiği, mutluluğun hangi boyutuyla değerlendirildiğine göre değişiyor. Eğer mutluluğu hayattan duyulan genel memnuniyet olarak tanımlarsak, 60’ların sonu ve 70’li yaşların başı en mutlu yaşlar olarak öne çıkıyor. Negatif duyguların en az hissedildiği dönem ise genellikle 50’li yaşlar olurken duyguların yoğunluğu ve çeşitliliği açısından bakıldığında, çocukluk ve gençlik yılları öne çıkıyor.
Dolayısıyla, mutluluğu tek bir yaşa indirgemek yerine, onun yaşam boyunca farklı formlarda ve yoğunluklarda karşımıza çıktığını kabul etmek gerekiyor. Belki de “En mutlu yaş kaçtır?” sorusu yerine, şunu sormak daha anlamlıdır: “Bulunduğum yaşta nasıl daha mutlu olabilirim?”
Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!