İşimizde iyi olmayı istemek, yaptığımız işin iyi olmasını istemek… Buraya kadar herhangi bir sorun yok ancak bu isteklerin başına “en” kelimesi geliyorsa, durum biraz değişmeye başlıyor. “En” iyisi, “en” hızlısı, “en” güzeli, “en” hatasızı…

Evet, güzel şeyler karşısında nutkumuz tutulur, kendimizi farklı duygulara kaptırırız. Kısaca “mükemmel” olarak adlandırdıklarımız karşısında hep savunmasızız. Peki, acaba biz çevremizde mükemmeli mi arıyoruz, yoksa biz mi mükemmel olmaya çalışıyoruz? Yoksa bu ikisi bir kısır döngü mü?

Mükemmeliyetçilik iyi mi kötü mü?

Mükemmeliyetçilik hem olumlu hem de olumsuz bir kavram olarak karşımıza çıkmakta.

Olumlu tarafı, mükemmelin peşinde olanların daha planlı ve titiz çalışması. Mükemmeliyetçiliğin, yapılacak iş ile ilgili bilgi/materyal toplama, sentezleme, kontrol etme ve farklı açılardan bakma gibi pozitif getirileri var. Bir yere kadar olmasını istediğimiz bir kavram. Beraberinde başarıyı getirebilecek de bir özellik.

Olumsuz tarafı ise, yapılan işin hiç bir zaman beğenilmemesi ve tatmin olunmaması. İşin tamamlanması için harcanan zaman ve emeğin hiçe sayılması, hep daha iyisinin olabileceğine inanılması, yapılan işin küçük görülmesi ve genel bir memnuniyetsizlik durumu. Ayrıca eklemek isterim ki, bilimsel çalışmalara göre mükemmeliyetçiliğin artması tükenmişlik sendromunun oluşmasını da tetikliyor.

Peki ne yapabiliriz?

Öncelikle mükemmeli nerede aradığımızı bulmamız gerekiyor.

Kendimizde mi, başkalarında mı yoksa toplum ile ilişkili durumlarda mı? Aslında hangisi olursa olsun, fazla mükemmeliyetçilik bizler için zararlı. Peki mükemmelin esiri olmamak için neler yapabiliriz?

Hata yapabileceğinizi kabul edin, her zaman “ya hep ya hiç” kuralına göre çalışmayın, her şey her zaman sadece sonuçtan ibaret değildir bunu aklınızda tutun! Kendi koyduğunuz başarı limitine ulaşamadığınızda kendinize çok yüklenmeyin, süreçteki kazanımlara odaklanın ve başarısızlıktan (size göre başarısızlık) ders çıkarın. Standartlarınızı belirlerken dikkat edin, çok yüksek (abartı) değil gerçekçi standartlar/hedefler belirleyin. Tamamladığınız iş, sizin kafanızdaki en iyi iş olmasa bile o an için (o şartlarda) yaptığınız/yapabildiğiniz en iyi iştir, bunu kendinize her zaman hatırlatın. En azından bitirdiniz, bu önemli değil mi?

Selen Kelecek

1988 yılında doğan Selen, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümünde okudu. 2013 yılında, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Egzersiz ve Sportif Performans Lisans'ı üzerine yüksek lisansını tamamladı. Yarışmacı olarak yer aldığı aktif spor hayatının ardından, farklı spor kulüplerinde yardımcı antrenör, baş antrenör, kondisyoner ve istatistik sorumlusu gibi farklı pozisyonlarda görev aldı. Bunların...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP