Şu son birkaç aydır, evlerimizde vakit geçirirken üzerimize gelen onca olumsuz duygu ve düşüncenin arasından sıyrılıp mutlu olmanın nasıl mümkün olunabileceğini düşünmeye başladığımız bir dönemdeyiz. Kendimize hayattan tam olarak ne beklediğimizi, yaşamın anlamını sormaya başladık belki de. Gün içinde ara sıra neşeleniyor, ara sıra utanç, suçluluk, öfke gibi duyguların, obsesyonun ve türlü bağımlılıkların pençesine takılıyoruz.

Peki nasıl çıkacağız buradan?

Yine geçiştirecek miyiz? Oyalanmaya devam edip “Takmıyorum ki ben!” mi diyeceğiz? Yoksa bu sefer bazı şeyleri farklı yapacak ve samimiyetle sorunlarımızı çözmenin yollarını mı arayacağız. Özgür iradeye sahip varlıklar olduğumuz için her yol mümkün.

Bu sefer olumsuz duygularımız aracılığıyla uyanmayı da seçebiliriz, yorganı başımıza kadar çekip inkar etmeyi ve uykumuza devam etmeyi de… Hayat yeniden başlamak için her zaman fırsat sunar. Elbet bu uyanış yolculuğuna bir noktada biz de çıkacağız nasıl olsa. Şimdi ya da daha sonra.

Bugün, şimdi çıkmaya karar verdiysek eğer bu yolda bazı anahtarlara ihtiyacımız olacak.

Bu anahtarlar, olumsuz duygularımızın rehberliğini duyma ve anlama anahtarları. Çünkü her olumsuz duygu, dönüşümsel bir mesaj barındırır. Hayatın bizden değişimi emrettiği gizli mesajlardır bunlar. Bazı şeyleri farklı yapmamızı istiyordur hayat, o yüzden de olumsuz duygular aracılığıyla bizi dürtüyordur. İzleyelim, dinleyelim, fark edelim, yüzleşelim ve değişelim diye. Duygularla ve onları dinlemekle ilgili detaylı bir yazıyı R.A.I.N. tekniği isimli yazımda anlatmıştım.

İlginizi çekebilir: R.A.I.N. Metodu: 4 Adımda Duygularınızla Yüzleşin

İyi hissetmemizi sağlayan mutluluk hormonları

Amerikalı psikiyatrist David R. Hawkins’in Bilinç Haritası’na göre, tüm duyguların belli frekansları var. En düşük frekanslı duygu ise utanç. Aşağıda bu haritayı görebilirsiniz.

Utancı suçluluk, apati (hissizlik), keder, korku, arzu, öfke ve gurur takip ediyor. Joint Idea’nın kurucu ortağı Markus Lehto’nun tespitiyle cesaret eşiğine gelene kadar bunlar “ego sistemi” oluşturuyor. Cesaret eşiğini geçtikten sonra ise iyileşen psişemizle “ekosisteme” geçiş sağlıyoruz. Ekosisteme ait duygularımız ise tarafsızlık, isteklilik, kabul, muhakeme, sevgi, mutluluk, huzur ve aydınlanma.

Bu bilgilerin ışığında, cesaret frekansı ve üzerine geçip mutluluğu yakalamamız nasıl mümkün?

Budizm’de iki çeşit mutluluktan bahsedilir. İlki, dış kaynaklara bağlı mutluluk olan “Pamoja”. Bizim genel olarak alıştığımız mutluluk bu. Diğeri ise daha güvenilir ve sabit olan, sebepsiz yere ve içeriden duyduğumuz mutluluk. Bu mutluluk “Sukha” olarak adlandırılır.

Pamoja, zihnin mutluluğu bir sebebe bağlamasıyla gelen anlık mutluluklar. Örneğin “Her şey normale dönünce mutlu olacağım.” “Arkadaşlarımı görünce mutlu olacağım.” “Bir işim olunca, eşimi bulunca, çocuğum olunca…” dediğimiz gelecekten beklediğimiz mutluluklar.

Bu beklentiler gerçekleştiğinde her ne kadar bize anlık bir mutluluk sağlasalar da kalıcı olarak mutlu edemedikleri için bizi sürekli yeni hedefler koyma yoluna sürüklüyorlar.

Diğer yandan “Sukha” kalıcı olan, varoluştan kaynaklı olan mutluluk. Bu mutluluk haline ulaşmanın ise gelecek beklentilerinden bağımsız, çok çeşitli yolları var. Esas olan 4 temel mutluluk hormonumuz olan oksitosin, dopamin, endorfin, serotonin hormonlarını aktive etmek!  

Oksitosin

Bağlılık ve sevgi hormonu. Anne emzirirken, bebek anneyi emerken, kadınlar için orgazm sırasında ve belli bir süre sarıldığımızda salgılanan bir hormon oksitosin.

Oksitosin seviyelerini arttırmak için sarılmak, sevdiğimiz kişilerle vakit geçirmek, birbirimizi sevdiğimizi söylemek, aidiyet duygusunu güçlendirmek, hayvanlarla iletişim kurmak ve karşılıksız iyilikler yapmak çok işe yarıyor. 

Dopamin

Başarı hormonu. Hırs ile başarının peşinden koşuyor fakat başarılı olurken sağlığımızı yitiriyoruz. Oysa dopamin hormonunu farklı şekillerde de salgılayabiliriz.

Hırs yerine aşk ile yaptığımız işe sarılmak, yaratıcı bir projeye başlamak, kendinden şüphe, değersizlik ve yetersizlik hislerini, kendinden eminlik, değerlilik ve yeterlilik hislerine çevirmek dopamin salgılamamızı sağlıyor.

Endorfin

Vücuda morfin etkisi yapan hormon. Bir yerimiz acıdığında vücut önce acıyı hissettirmemek için endorfin salgılıyor. Gülmek, komiklik izlemek, kahkaha yogası, egzersiz, aromaterapi yağları arasında vanilya ve lavanta yağları endorfin salgılanmasına sebep oluyor.

Aynı zamanda “Yapamam!” dediğimiz bir şeyi yapmak da endorfin salınımını sağlıyor. Kapasitenin üzerinde olduğunu düşündüğümüz bir şeyi başarmak, kötü bir alışkanlığı yenmek, doğru olduğunu bildiğimiz zor bir karar vermek, bir bağımlılıktan kurtulmak ve özgürleşmek de endorfin salgılanmasına sebep oluyor.

Serotonin

İnsana mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren hormon. Sağlıklı beslenmek, bol su içmek, 6 ila 8 saat kadar kaliteli uyku, nefes egzersizleri, yoga, meditasyon pratikleri, dans etmek, güneş, masaj, şükretmek ve doğada vakit geçirmek de serotonini arttırıyor.

Kısacası, mutluluğu artık gelecekten beklememize gerek yok. Kontrolü kendi ellerimize alıp bugün ve şu anda mutluluğa adım atabilir ve ekosisteme geçişe katkıda bulunabiliriz!