YAZAN: ÖZGE UYSAL

Bizler, iyi iz sürücülerdik. Doğada, o büyük ekosistemde hayatta kalmak için tehlikenin kokusunu alacak, işaretleri doğru okuyacak ve faydalı olan ile faydasız olanı doğadan öğrenecek becerilerle donattık kendimizi. Atalarımızın dünya üzerindeki zorlu yolculukları sırasında, onlara yol gösterecek kitaplar yoktu. Yanlarında sadece, kulaktan kulağa aktarılmış bilgiler ve sezgileri vardı. Bu iki kaynak da, onların hayatta kalmalarına ve insan soyunun dünya üzerindeki yolculuğunu devam ettirmesine yetiyordu. Bugünden baktığımızda, kitabın, dijital dünyanın, büyük kolektif kütüphanedeki sonsuz bilgilerin yokluğunda bir şeylerin bilinebilmesi ve “gelişme”nin devam etmesi fikri, bize çok uzak ve yabancı geliyor olabilir. Oysa ki bizler, bir şeyi bilmek için yalnızca zihnin araçlarına mahkûm varlıklar değiliz. Bedenimiz, duyularımız ve sezgilerimiz aracılığıyla geçmişe ve geleceğe dair yeni bilgilere ulaşma becerisine sahibiz. Ancak birçoğumuz, ya bu becerilerin farkında değiliz ya da onları çoktan unuttuk. Belki de bugün, kadim bilgelik öğretilerine, Şamanizm’e duyulan bu ilgi ve dünyayı anlamaya dair çabamız, aslında kendi gerçeğimizi ve bize ait olan bu gücü yeniden hatırlama girişimidir aynı zamanda, kim bilir…


Şamanizm’in kutsal uygulamasında bitkiler yalnızca birer bitki değildir, onlar bilge öğretmenler ve şifacılardır.
Dr. Alberto Villoldo


Usta bitkiler bize nasıl rehberlik eder?

Hayatın içerisinde hepimiz, zorlanmalardan ve büyük karar anlarından geçeriz. Hikayemizin yaralı parçalarına öyle bir güçle ve inançla tutunuruz ki o yara, tüm hayat gerçekliğimizi şekillendirir. Ve kendimizi, bizi hapseden bir girdabın içerisinde buluruz: Hep aynı tip ilişkiler yaşar ve aynı şekilde yaralanır; kıtlık döngüsünden bir türlü çıkamaz; hayalimizdeki o dingin ve huzurlu hayata bir türlü kavuşamayız. Buna, şöyle haklı itirazlar gelebiliyor: Hayatta her şey bizim kontrolümüzde mi? Politik, ekonomik, ekolojik kriz dönemlerinde, benim yaptığım şamanik çalışmalar ne işe yarayabilir, neyi çözebiliriz? Buradaki isyanı ve itirazı duymakla birlikte, bu soruların bizi kurban bilincinde tutmaktan başka bir işlevi olmadığını düşünüyorum. Bizler, bu dünyaya bir yaşam sorumluluğu ile geldik. Her birimiz, bu hayata getirdiğimiz biricik armağanlarımızı keşfettikçe ve birbirimize baktığımızda sevilecek varlıklar görmeye başladıkça, sevmenin çabadan geçtiğini hatırladıkça, dünya deneyimimizin de daha farklı şekilleneceğini düşünüyorum.

Şükürler olsun ki bu yaşam sorumluluğunu üstlenirken bir başımıza değiliz. Bizden önce bu yolu yürüyenlerin bilgelik öğretileri var, nice rehber var bizimle birlikte yürüyen. Bitki Rehberlerimiz de bu güçlü ve hayat dönüştüren kaynaklardan yalnızca biri. Şamanik Bitki Rehberliği dediğimizde akla gelen ilk bitki, belgesellere konu olması, ünlülerin deneyimleri vs. sebebiyle popülerleşen Ayahuasca oluyor. Ancak ben, henüz fiziksel düzlemde bu usta ile buluşmadığımız ve çalışmadığım için bu yazıda yalnızca onun bilge varlığını onurlandıracağım.

Şefkatli ve kadim bir usta: Kakao

Tanışmanızı istediğim, 2020 yılından beri çırağı olduğum ve hem benliğimi hem kişiliğimi hem de yaşam yolculuğumu dönüştüren usta bitki Kakao. Evet, yanlış okumadınız! Uzun yıllardır keyif kahvelerimize eşlik eden, birçoğumuzu lezzetiyle mest eden çikolatanın ham maddesi Kakao’dan bahsediyorum. Ancak seremonilerde kullandığımız Kakao, markettekilerden biraz farklı.

Kakao ağacının Latince adı “Theobroma cacao”, “Tanrılar’ın yemeği” anlamına geliyor. Kakao’ya dair mitlerden birinin yorumuna göre, Quetzalcoatl (Orta Dünya Bekçisi), Tanrılar’ın çok sevdiği Kakao bitkisini cennetten çalıp insanlığa bu bitkiyi armağan ediyor. İnsanlık da bu büyülü nimetten faydalanmaya başlıyor.

Kakao’ya ilk kez, hayatı bir ritüel olarak yaşayan kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış, eski Mezopotamya’da, şimdiki Meksika topraklarında rastlıyoruz. Olmekler, Kakao’yu tadan, bildiğimiz ilk uygarlık. Ancak bu şifalı ve büyülü bitkinin gündelik yaşamlarımıza dahil olması için uzun yıllar geçmesi gerekecek. O dönem Kakao, kutsal günlerde ve ritüellerde kullanılıyor. Bunun nedeni, Kakao Ağacı’na atfedilen kutsallık ve Kakao’nun insanda yarattığı aşkınlık hali. Bu hal, kişilerin, kutsal olanla daha kolay ve derinden temas edebilmesini sağlıyor.

Peki, bu aşkınlık hali bir plasebo olabilir mi? Hayır. Kakaonun içinde bulunan, organik bir bileşik olan feniletilamin, kan basıncını artırıyor, duyguları yoğunlaştırıyor, baş dönmesi yaratıyor ve zevk merkezini tetikleyip kişiyi uyarıyor. Yani bedende, dünyevi aşk deneyimindeki bir insanın yaşadığı bir yoğunluk yaratıyor.

Kadim topluluklarda, evlilik törenlerinde de gelin ve damat birbirlerine Kakao çekirdeklerini hediye ediyorlardı. Öyleyse Kakao, aşkın bedenlenmiş halidir diyebilir miyiz?


İnsanlık, ağaçlara ilgi göstermeyi unuttuğunda Kakao geri dönecek.
Amazon Atasözü


Şamanın dört algı seviyesi ve Kakao Seremonileri

And Dağları şamanları için dünya tek bir düzlemde algılanmaz; yaşam farklı katmanlardan oluşur: bedenin somut gerçekliği, zihnin ve duyguların hikayeleri, kolektif bilinçteki mitler ve ruhun geniş perspektifi. Alberto Villoldo’nun aktardığı bu dört algı seviyesi, şamanın hem bireyin deneyimini hem de evrenin işleyişini bütüncül biçimde kavramasını sağlar. Çünkü bir sıkıntı yalnızca bedende değil, bazen zihinde, bazen aileden ya da kolektiften taşınan mitlerde, bazen de ruhun yaşam amacıyla bağını yitirmesinde kök salabilir.

Her seviye bir hayvan arketipiyle temsil edilir: Yılan bedeni ve yenilenmeyi, jaguar duyguların ve gölgelerin cesur yüzleşmesini, kolibrí mitlerin hafifliğini ve spiritüel yolculuğu, kartal/kondor ise ruhun büyük resmini simgeler. Şaman bu dört kapıdan geçerek gerçekliği farklı boyutlardan yorumlar; böylece danışanına yalnızca fiziksel ya da psikolojik değil, aynı zamanda mitik ve ruhsal düzeyde de şifa sunar. Bu sistem, insanın ve evrenin çok katmanlı yapısını hatırlatır ve şamanı tek bir algıya hapsolmaktan özgürleştirir.

Şamanın dört algısı, kahraman yolculuğunun farklı evrelerini ruhsal-şamanik bir dille ifade eder. İkisi de insana, tek boyutlu bir varlık olmadığını; bedensel, psikolojik, arketipsel ve ruhsal katmanlarıyla bütünsel bir yolculuk içinde olduğunu hatırlatır. Joseph Campbell’a göre kahramanın yolculuğu, sıradan dünyadan çağrıya kulak vermekle başlar, gölgelerle ve engellerle yüzleşerek dönüşür ve sonunda bilgeliği topluma geri getirir. Şamanın dört algısı da benzer bir süreci simgeler: Yılan düzeyi kahramanın somut dünyada başlayan yolculuğunu, Jaguar korkular ve gölgelerle yüzleşmesini, Sinek Kuşu, mitik ve sembolik yolculuğu (yardımcılar, rehberler, kutsal armağanlar), Kartal/Akbaba ise kahramanın büyük resmi görüp ruhsal dönüşümle birlikte bu dünyaya getirdiğimiz armağanımızı kolektifin faydasına kullanarak hizmet edebilmekle bağlantılıdır.

Şimdi biz de Kakao’yu ve Kakao Seremonileri’ni, Şaman’ın dört algı seviyesine göre idrak etmeyi deneyeceğiz.

  • Yılan’ın algı seviyesinden baktığımızda Kakao, fiziksel bedenimizdeki şifalanma potansiyelini ortaya çıkaran, kalbe bağırsak sağlığına iyi geldiği bilinen ve hayatı daha doyum içinde, anlam bularak yaşamamıza vesile olan bazı hormon ve enzimlerin salgılanmasını sağlayan bir süper-yiyecek olarak görebiliriz.
  • Jaguar’ın algı seviyesinden baktığımız Kakao, bize, bizi hayallerimizden uzaklaştıranın ne olduğunu işaret eder ve kör noktalarımızı görmemize, dolayısıyla onları aşmamıza destek olur. Jaguar ile birlikte, duygularla ilgili de derin bir yere temas ederiz. Bir şeyi istersen, aslında onu hangi duyguyla buluşmak için istediğimizi netleştirmek, yaşam yolculuğumuzu anlamlandırmak ve moda tabirle “manifesting” çalışmalarımız için besleyici olabilir.
  • Sinek Kuşu algı seviyesinden baktığımızda Kakao ile geçmiş ve gelecekteki atalarımızın rehberliğine yeniden bağlanırız ve “hikaye”nin ne olduğundan ve tutunduğumuz yaradan özgürleşip, kendi şifalanmış hikâyemizi keşfe çıkar ve onu yaşama potansiyelimizle buluşuruz. Aynı zamanda, Kakao bize, başka nelerden beslenebileceğimize dair de yeni pencelereler açar.
  • Kartal/Akbaba algı seviyesinden Kakao ile çalıştığımızda, İlahi olan ile bağımızı ve bağlantımızı keşfe çıkarız. Bizler, Rahman ile Rahim olandan daima sevgiyle beslenebiliriz. Ancak erken çocukluk dönemi deneyimlerimizin bizde bıraktığı izler ve bunların sonucu oluşan bağlanma yaralarımız, kendimizi bu sevgi nehrine bırakmayı zorlaştırabilir. Kakao ise bize, bu dünyada bedenlenmiş varlıklar olarak sevgi’yle nasıl da güçlü bir temasımız olduğunu ve ayrılık hikâyesinin nasıl şifalanabileceğini anlatır.

Dilerim hayatınızda sizi sevgiyle ve gerçekten besleyecek ustalara ve rehberlere erişiminiz vardır ve dilerim, Kakao’nun şefkatli rehberliği, en yakın zamanda hayatınıza o ışıltılı rehberliğiyle dokunur.



Özge Uysal

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun olan Özge, kitap editörlüğü ve metin yazarlığı yapmaktadır. 2017 yılında başlayan manevi yolculuğundan bugüne, H'oponopono, Kundalini Reiki, Usui Reiki, Yoga Eğitmenliği, Munay Ki Seremonileri ve And Dağları Şamanizmi öğretisine bağlı çeşitli eğitimler tamamlamıştır. Uzun bir inisiyasyon ve eğitim sürecinin sonrasında, şamanik bitki...



BLOOM SHOP