Yaşam standartlarımız hayal ettiğimizden farklı olsa da hayatı algılayış biçimimiz bizim seçimimiz. Sıkıntıların arasında mutluluğu bulmak da bolluk ve rahatlığın içinde negatif duygulara odaklanmak da aslında kendi elimizde. Peki tercihlerimizi pozitif bir hayattan yana nasıl yaparız? Mutluluğun, huzurun, her şeye rağmen hayata karşı istekli ve enerji dolu olmanın yolu nedir?

İlginizi çekebilir: Anda Kalmak Neden Daha İyi Hissettirir?

Hayat, şimdiki zamanın içinde akar

Ne geçmişi ne de geleceği düşünmek, şu anki zamanın gerçekliğine ait değil. İş başındayken tatil yapmayı hayal ederiz, tatildeyken aklımız sorumluluklarımızda olur. Akıl bir maymun gibi hep hayalini kurduğumuz anlarda bile hiç düşünmek istemediğimiz konulara geri dönebilir. Bu yüzden düşüncelerin peşinden gitmektense “an” peşinde ilerlemek her zaman için daha fazla huzur getirecek bir seçim.

Düşünceler, biz farkında olmasak da bizi yönlendirmeye çalışır. Bilim insanı Jon Kabat-Zinn, düşüncelerin aklımızdan sağır edici bir şelale gibi geçtiğini söyler. Düşünceler nedeniyle zihin bulanıklaşır. Bu nedenle Zinn’in önerisine göre “yapmayı” bırakıp “olmaya” odaklanmak gerekir.

Daha “mindful” olarak, sahip olduklarımızın farkına varabiliriz

Mindful kişi, farkındalığı yüksek kişidir. Anda olmaya odaklı, empati yeteneği gelişmiş, stresini kontrol edebilir, kendine olan özgüveni yüksektir. Çünkü hatalarını, zayıflıklarını, korkularını ve sorunlarını kabul etmekten çekinmez. Onları, anın getirdiği duygularla değerlendirir. Geçmişe dair keşkeleri ve geleceğe dair sürekli düşünmeye yönelik takıntıları bir kenara bırakmıştır.

Bu nedenle, mindfulness anda kalabilmek ve deneyime açık olabilmek mantığıyla herkese faydalı gelebilecek bir yöntem. Mindfulness pratikleriyle:

  • Stres seviyeleri azalır.
  • Bağışıklık sistemi güçlenir.
  • Kronik acı hafifler.
  • Kan basıncı azalır.
  • Kalp hastalıkları riski seyrekleşir.
  • Hafıza problemleri ve odaklanma sorunu azalır.

Anda kalabilmek, çok daha büyük bir şeylerin, evrenin bir parçası olduğumuzu ve tüm parçalarla bir bütün halinde hareket ettiğimizi hatırlamamıza yardımcıdır. Farklı şeylere odaklanmayı ve aşırı düşünme özelliğini dizginlemeyi kolaylaştırır. Bu nedenle şu ana dönebilmenin en kritik noktalarından biri, mindful olmayı seçmekten geçer.

İlginizi çekebilir: 10 Farklı Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Pratiği

Geçmişe ve geleceğe sünger çekmek

Söylemesi kolay olsa da geçmişe veya geleceğe hiç takılmadan yaşamak mümkün olmayabilir. Zihin bir maymun gibi oradan oraya sürekli hareket halinde olduğu için aklımıza farklı zamanlardan gelen düşüncelerin üşüşmesi çok olağandır.

Ancak anın tadını çıkarmaya odaklanma yöntemi bu üşüşmeleri olabildiğince azaltır. Örneğin yediğiniz yemeğin her lokmasında yavaşlayıp o yiyeceğin tadını, kokusunu, ağzınızdaki formunu ve dokusunu inceleyebilir böylece anda kalarak yeme eylemini gerçekleştirebilirsiniz. Bu yöntemle hem yediğiniz yemekten keyif almayı hem de doyma hissinden tam verim kazanmayı sağlayabilirsiniz. Aklınızın yemek yerken dalıp gitmesini ve geçmişe ya da geleceğe odaklanmasını da engellemiş olabilirsiniz.

Anın tadını çıkarma yönteminin yanı sıra nefese odaklanmak da bizi ana getirmeye yardımcı. O an etrafınızda birçok şey gerçekleşiyor olabilir. Ya da hiçbir dikkat dağıtıcı unsurun olmadığı, sessiz ve boş bir odada tek başınıza olabilirsiniz.

Her iki seçenekte de sizi ana getirmeye yardımcı olacak en önemli unsur nefes. Nefesinizin akışını izleyerek, kalp atışlarınızı takip ederek bedeninizin farkına varabilir ve şimdiki zamana gelmeyi başarabilirsiniz.

Anda kalmak yerine geçmiş ve tanıdık duyguları tekrar yaşamayı, geleceği planlamayı, zihni serbest bırakarak sürekli olarak oradan oraya dolaşmayı benimsemiş olsak bile gerçek mutluluğun, fiziksel ve ruhsal sağlığın anda yaşamada gizli olduğunu unutmamalıyız.

İlginizi çekebilir: Mindful Olmak Ne Anlama Geliyor?