YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI

Hayatımızda problem olarak adlandırdığımız ve yanıt bulmaya niyet ettiğimiz sorularımızın doğası, bulmayı umduğumuz cevapları da etkiliyor. Doğru cevabı bulmak için doğru soruyu sormak gerektiği gibi, beynimizin doğru modunu kullanabilmek de bir o kadar önemli. Beynimizin işlevsel ve pragmatik tarafı ile kalpten gelen sorulara yanıt bulmaya çalışmak, bizi içinden çıkamayacağımız bir döngüye sokarak bulunduğumuz noktadan ileri götürmeyecektir. Peki beynimizi en doğru şekilde nasıl kullanabiliriz? Beyni otopilota sokan “Default Mode Network” olarak bilinen “Varsayılan Mod Ağı” nedir? Onu anlamak, otopilottan çıkmak ve zihninizi doğru anlarda doğru modu ile etkili bir şekilde kullanmak için okumaya devam edin.


Varsayılan Mod Ağı nedir?

Beynimizin dinlenme durumundayken çalıştığı modlardan biri, nörobilim uzmanları tarafından “Varsayılan Mod Ağı” yani “Default Mode Network (DMI)” olarak adlandırılıyor. Zihinsel içeriklerin organizasyonunda rol oynayan bu sistem, birbiriyle sıklıkla etkileşime giren beyin bölgelerinin hafıza yardımıyla ilişkilendirilmesine ve anlamlı bir bütün oluşturmasına yardımcı oluyor. Bizi günlük olarak maruz kaldığımız yararsız ve organize olmayan veri yığınından koruyan Varsayılan Mod Ağı beynin etkileşimi yüksek olan bölgelerini bir arada çalıştırarak bir nevi otomatik pilot olarak işlev görüyor ve var olan veriler ile tahmin yürüterek günlük işleri fazlaca düşünmeden yapmamıza yardımcı oluyor.

Geçmişi anımsarken veya geleceği düşünürken, herhangi bir görev ile meşgul değilken ya da hayallere daldığımız esnada devreye giren bu sistem her ne kadar pratik ve bizim yararımıza çalışıyor gibi gözükse de zamanla sürekli olarak otopilotta işleyen bir zihne neden oluyor.

Gün içerisindeki rutinlerimiz zamanla birbirine benzemeye başladıkça, beynimiz Varsayılan Mod Ağı’ndan çıkmak için daha az neden buluyor. Bu işletim sistemi devredeyken, zihin daima yapma modunda çalışıyor. Bu nedenle farkındalık kazanmak giderek güçleşirken, duygularımızı anlamlandırmak da giderek zorlaşıyor. Peki tam olarak yapan zihin ve olan zihin nedir?

Zihnin yapma modu

Günlük hayatımızda yaşadığımız sorunlara karşı sonuç, başarı ve problem çözme odaklı bir yaklaşım sergiliyoruz. Bu sorunlar “Faturalarımı nasıl ödeyeceğim?” veya “Arabam çekilmiş, ne yapacağım?” gibi görece daha büyük meseleler de olabiliyor, “Akşam yemekte ne yiyeceğim?” gibi gündelik sorular da. Bu soruların ortak noktası ise lineer problemler olarak tanımlanmaları ve bir sonuca ulaşmak için beynin yapan modunu çalıştırmaları oluyor.

Otomatik olarak çalışan beynin yapan modu, sorunlarımızı çözmek için daimi olarak beynimizin arka planında işlev gösteren bir sistem. Geçmiş ve gelecek, yani olduğumuz ve olmak istediğimiz nokta arasını mesafeyi azaltma odaklı çalışan beynin yapan modunu, şimdiki anın farklı olmasını arzulayan ve bizi ideal şartların sağlandığı gelecekteki bir ana götürmek için durmadan çalışan bir yazılım olarak da tanımlayabiliriz.

Süreç içerisinde istenmeyen, rahatsızlık verici ya da yeni olan deneyimlerden kaçınan beynin yapan modu; bizi alışılmış, kendince güvenli ve başarısızlığa yer vermeyecek bir hedef noktasına götürmeyi amaçlıyor. Beynimizin bu modu “Beşiktaş’tan Kadıköy’e nasıl gideceğim?” şeklindeki lineer problemler için en hızlı ve efektif çözümleri bulmakta birebir olsa da daha farklı bir doğaya sahip sorunları çözmekte sınıfta kalıyor.

Olan zihine geçiş

Lineer problemler bir noktadan diğer noktaya vararak çözebildiğimiz sorunları temsil ederken daha kalpten gelen ve varoluşumuz için anlamlandırmaya gereksinim duyduğumuz “Neden mutlu değilim?” veya “Neden yalnızım?” gibi başlangıç ve hedef noktası belirsiz sorunların yanıtları beynimizin yapan modu ile çözülmeye pek de uygun değil.

Analitik şekilde ya da veriler ile desteklenerek yanıtı bulunamayacak bu gibi soruların yapan mod ile çözüme ulaştırılmaya çalışılması bizleri aynı geviş getirmeye benzeyen sonuçsuz bir mental döngüye hapsedebiliyor. Bir hedefe varılamadıkça, sonuca ulaşmak için daha çok veri ve enerji harcayan beyin hem bizleri tüketiyor hem de içsel huzurumuzun önüne geçiyor.

Başarı ya da başarısızlık mentalitesi ile çalışan beynin yapan modu, kabullenme hali olarak da nitelendirebileceğimiz olan zihin ile destekleniyor. Beynin meditatif modu olarak da bilinen olan zihin ancak niyet ile işleve geçebiliyor. Beynimizin bu iki farklı modunu aynı anda kullanmak mümkün olmazken, otopilotta çalışan yapan zihin yerine olan zihni devreye sokmak için an içerisinde farkındalıklı bir seçim yapmamız gerekiyor.

Anda olan zihin

Şimdiki ana odaklanan olan zihin, şimdiki anı ve şu an yaşadığımız hisleri kabul ediyor. Düşünceleri gerçek ya da nihai doğru olarak algılamadan gelip geçmesine izin verirken bizi bir sonuca götürmesi için de bu düşüncelere bel bağlamıyor. Gözlemci olarak çalışan bu mod yaşadığımız sorunlara bütünsel bir bakış açısıyla bakarak küçük parçalara indirgeyip adım adım çözemeyeceğimiz kalpten gelen sorularımıza bütünsel olarak yaklaşıyor.

Zor deneyim ve hislerden kaçınmak yerine bu deneyimlere arkadaşça yaklaşan olan zihin modu, şeylerin oldukları halde olmasına izin veriyor. Şimdiki anın farklı olmasını arzulayan yapan zihin, bu tarz problemler ile karşılaştığında negatif duygu ve düşünceleri tetikleyebilecek hatta bu problemleri kişisel bir tehdit olarak algılayabilecekken; olan zihin mekanizması kendi sorunlarımızın doğasına şefkatle yaklaşabilmemize yardımcı oluyor.

Hem niyet hem de farkındalık pratikleri ile geliştirilebilen olan zihin modu, otopilotta geçireceğimiz zamanı en aza indirgememizi sağlıyor. Problemlerin doğasına inerek gerektiği yerde olan zihin ve yapan zihin arasında geçiş yapabilmek, günlük hayatta yaşadığımız sorunların etkili çözümlere kavuşmasına ve kendimize yönelik negatif düşünce kalıplarından uzak durmaya bir davet niteliğinde.

Ne kadar anda kalabilirsek kendimize ve düşüncelerimize gözlemci olmanın o kadar kolay olabildiğini görürken zihnimizin işlevlerini bize en katkı sağlayacak şekilde kullanmayı öğreniyoruz. Zihnimiz tarafından yönetilmek yerine niyetlerimizin önderliğinde ilerlemenin güzelliği de işte tam burada saklı.



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP