Instagram @headstandsandheels

Yoga kendini tanıma, duygularını arındırma ve erdem geliştirme yoluyla ikiliği aşma, insanın hem kendisi hem de varoluşla ahenk içinde yaşama yolculuğu. Hayata dair çok geniş bir öğreti!

Yoganın tarihçesine kısa bir giriş…

Bilge Patanjali, bundan bin yıllar önce Vedik dönemden (*) kalan yoga bilgisini toparlayıp sistematik bir hale getirmiş. Bu sistematik bilgi sutralar (**) halinde ve Sanskritçe’dir. Bu sistem evrensel yasaları, zihnin işleyiş mekanizmasını, varoluş gerçeğini ve insanın dünya üzerinde sağlık, huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmesi için ona gereken tüm araçları da kapsamaktadır.

Yogayı günlük hayatımıza nasıl geçirebiliriz?

Günlük hayatımız düşünerek değil alışkanlıklar üzerine -bir nevi otomatik pilotta- sergilediğimiz davranışlar gurubundan ibaret. Neye sinirleneceğimiz, neye tepki göstereceğimiz, hangi durumlar karşısında ne yapacağımız adeta belirlenmiş gibi. Ve biz bu belirlenmişlik üzerine fazlaca kafa yormuyoruz. Çoğu zaman kendimizi bir başkasından dinlediğimizde şaşırıyor, hatta bazen tepki gösteriyoruz: “A! Ben öyle miyim?” diye.

Kendimize dışarıdan bakmak bizim için çok zor. Kendimize dışarıdan bakamamak bize, hayatın tesadüfen başımıza gelen olaylar dizisi olduğunu düşündürüyor. Başımıza gelen olayları ve hayatımıza giren insanları ise birer “tesadüf”, olaylar ve insanlar karşısında verdiğimiz tepkileri de “kontrolümüzün dışındalarmış” gibi değerlendiriyoruz. Aslında bu bir algı yanılgısı.

Gerçekte, çoğunlukla hoşumuza gitmeyen o insanlar ve olaylar, bizi otomatik pilottan çıkartarak, bazen de sarsarak uyandırmak için hayatımıza giren haberciler sadece. Orada bize bir ders var; kişiler ve senaryolar ise sembolik! Duyguların karmaşasından bir an için kurtulduğumuz, bütün bu olanların nedenini bir an için durup düşündüğümüz zaman, orada kendimizle ilgili fark etmemiz gereken nokta her neyse onu kavramak için fırsat yaratıyoruz.

Aynı durumla bir sonraki karşılaşmamızda bilinçli bir davranış biçimi belirleme özgürlüğüne kapı açıyoruz. Sonuç olarak olaylar da insanlar da önemlerini yitiriyorlar. Ortada sadece halimizi değiştiren, bizi kendimize bir adım daha yaklaştıran çok önemli bir ders kalıyor. İngilizce’de bu anlama haline “a-ha! moment”, deniyor. Biz de bunu, “anlama anı” olarak çevirebiliriz.

Kısacası olup biten her şey, tüm bu kaos, bunun neden bizim başımıza geldiğini kendimize samimiyetle sorduğumuz zaman bize o “anlama anı”nı yaşatmak için.

İnsanlara ve olaylara yaklaşımımızı bilinçli olarak değiştirdiğimizde otomatik pilottan çıkabiliriz. Bilinçli olarak değiştirdiğimiz davranışlar, hipnotik olarak hareket ettiğimiz alışkanlık alanından -konfor alanımızdan- çıkmamıza ve özgürleşmemize vesile oluyor. Şikayet edip hayıflandığımızda, suçu olaylara ve insanlara attığımızda ise otomatik pilot dahilinde yaşamaya devam ediyoruz.

Özetle yoga, hayatta karşılaştığımız çeşitli durumlar karşısında farkındalıkla hareket etmemizi sağlayacak araçları temin ediyor. Yoga, hayatta karşılaştığımız olaylar ve durumlar karşısında zihinsel berraklık içinde sarsılmaz bir iç haliyle, durumu ve kendimizi ustaca yönetme yetisine sahip olmamız için gerekli yöntemleri bize sunuyor. İnsan farkındalıkla yaşamaya karar vermiş olsa da, bunu kendi başına gerçekleştirmesi o kadar da kolay değil. İçinde yaşadığımız hayatı bulanık bir su gibi de düşünebiliriz. Yoga, bu bulanık suyu arındırma ve billurlaştırma bilimi!

Yoganın sekiz uzvu: Ashtanga yoga

Patanjali’nin “ashtanga yoga”sı, üstadın yogaya ulaşmak için gösterdiği yol. Ashtanga tam olarak “sekiz uzuv” demek. Her insanın içinde potansiyel olarak var olan cevheri, -insan potansiyelini- hayata geçirebilmek için yapılacak uygulamaları kapsayan bir sistem.

Nefsini terbiye ederek kalbinde safiyete gelmiş erdemli insan, bu birlik, bütünlük ve denge haline; potansiyeline kavuşabiliyor. Aziz Patanjali, yoganın sekiz uzvunda, bunun için kolaylıkla günlük hayatın bir parçası olabilecek çeşitli yöntemler öneriyor.

Sekiz uzvun ilk ikisi yama ve nyamalar!

Yama (“bireyin sosyal sorumlulukları”) ve nyamalar (“bireyin kişisel sorumlulukları”) her biri kendi aralarında beş kategoriye ayrılıyorlar. Diğer altı uzvu ise şöyle sıralayabiliriz: Asana (“yoga duruşları”), pranayama (“nefes egzersizleri”), prathyahara (“içe dönme, duyu organlarını geri çekme”), dharana (“çaba göstermeden görselleştirme”), dyana (“meditasyon”). Bunlar, günlük hayatta sistemi arındırmaya, “haaa! an”larını yaşamaya ve bizi yogaya yaklaştırmaya yardımcı olan pratikler. Sonuncu uzuv olan samadhi ise varoluşla birleşme, birlik, bütünlük halini temsil etmekte.

(*) Vedik dönem: Indo-Aryanların (Vedik uygarlık) Hindistan’da Indus vadisine yerleştikleri, Vedik ritüeller ve gelenekleri beraberlerinde getirdikleri ve en eski evrensel yazıtlar olan Vedaların oluştuğu dönem. (M.Ö 500-1500)

(**) Sutra: Sanskrit edebiyatındaki kutsal deyişler ve aforizmalar.