M.Ö. 3. yüzyılda Atina’da Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan Helenistik okullarda hayata ve mutluluğa dair pek çok konu konuşuluyordu. Antik dönem düşünürlerinin varoluşun nedenini, hayatın amacını ve işleyen düzeni anlamaya çalışırken ortaya attığı fikirler günümüze gelene kadar pek çok yeni yaklaşıma ve felsefeye de ilham oldu. Günümüzde kabul gören felsefe akımlarının üzerine inşa edildiği bu antik düşünceler hala geçerliliğini koruyor ve bizlere mutluluğu vadediyor. İşte Antik Felsefeden hayatımızı değiştirecek 3 ders!

İlginizi çekebilir: Antik Filozoflardan Mutluluk İçin Pratik Bilgiler

Önemi olmayan şeyler konusunda net olun!

“Bir düşünün. Hayatınızın ne kadar zamanını anlamsız yaslar ve acılarla, gereksiz keyiflerle, sosyal eğlencelerle ve açgözlü arzularla harcadınız? Peki ya bunlardan geriye “kendinize” ayırmak için ne kadar zamanınız kaldı?”

Seneca, On The Brevity Of Life

Davetlere, sorulara, yükümlülüklere veya herkesin yaptığı şeylere… Pek çok kişi için dünyadaki en zor şeylerden bir tanesi karşısındakine “hayır” diyebilmektir. Fakat bundan çok daha zor olan şey zamanımızı boşa harcayan duyguları fark etmektir.

İçimizden gelen bu dürtüler kendi başlarına bir problem teşkil etmezler ama bu duygular içimizde birikerek bizim bir parçamız haline gelirler. Tıpkı karşımızdaki bireylere verilmiş sözler gibi yükümlülük halini alırlar. Eğer bunlara dikkat etmezsek farkında olmadan kendimize verdiğimiz cezalar halini alırlar ve bizi, zamanımızı, enerjimizi ve hayatımızı tüketmeye başlarlar.

Peki gereksiz yoğunluklarla kaybedilen bu zamanın bir kısmını nasıl geri alabileceğinizi merak ediyor musunuz?

“Hayır” kelimesinin gücünü keşfederek! Bu süreçte insanların kırıldığına, bozulduğuna ve hatta alındığına şahit olacaksınız. Ama unutmayın ki sizin için o kadar da önemi olmayan şeylere hayır diyebilmek, sizin için gerçekten önemli olan şeylere evet diyebilecek daha fazla zamanınız olmasını sağlar. Bu şekilde hayatınızı kendi istediğiniz gibi yaşayabilir ve gerçekten keyif alabilirsiniz.

Yanlış olmak yanlış değil!

“Eğer bana yanlış yaptığım veya düşündüğüm bir şeyi kanıtlayabilirseniz bunu değiştirmekten şeref duyarım. Doğru olanı aramak bugüne kadar kimseye bir zarar vermemiştir. Zarar görenler cahillik ve bilgisizlik içinde kalmaya inat edenlerdir.”

Marcus Aurelius, Meditations

Hiç kimse fikrini, zihnini ve bakış açısını değiştirdiği için suçlanamaz çünkü bunların zaten zamanla değişmesi gerekir. Saplantılı fikirlerse küçük ve değişime kapalı zihinler içindir. Her gün kendimizi geliştirmemiz ve doğru bilgiye yönelmemiz gerekir.

Bilgelik yolunun bu kadar uzun olmasının nedeni de budur. Zihnimizi geliştirmezsek hatalı fikirler ve düşüncelerden kurtulamayız. Açık fikirli olmak hataları kabul edebilmeyi, gelişmeyi ve zamanında hatalı olduğumuzu kabul etmeyi getirir. Eskiden yaptığımız hataları görmek ve hatalarımızı kabul edebilmek erdemdir. Hayat akıp giderken yıllar önce olduğumuz yerde takılıp kalmış olmak gelişememiş olmak demektir.

Sizi yanlış yaptığınız ve düşündüğünüz şeyler konusunda uyaran bir insan aslında size daha iyi bir alternatif sunuyordur. Bunu kabul edin!

İyiliğin kümülatif etkisi

“İyi olmak küçük adımlarla anlaşılır ama kesinlikle küçük bir şey değildir!”

Zeno

Uzun yollar küçük adımlarla yürünür. Bir düşünün. Karşınızdaki insanın iyi bir kişi olduğunu öyle olduğunu söylediği için değil, iyi şeyler yaptığı için düşünürsünüz. Yani iyi bir insan olmak, yapılmış pek çok bağımsız iyiliğin kümülatif sonucudur. Bahsedilen iyilik kendinize karşı iyi olmayı da içerir. Yani iyi alışkanlıklara sahip olmak, kendimizi geliştirmek ve etrafımıza karşı iyilik yapmak bir bütündür.

Hayatımız boyunca verdiğimiz tüm kararlar bugünkü biz olmamızı sağlıyor. Şu anda bulunduğumuz noktadan başlamak ve her kararımızda “iyi” olanı hedeflemek hayatımızı iyi olana doğru dönüştürmemiz için yeterlidir.