Yüzyıllardır dünyanın dört bir yanında farklı öğretilerde ve kültürlerde karşımıza çıkan oruç tutma geleneğine hepimiz aşinayız. Son dönemde aralıklı oruç olarak adlandırılan beslenme şeklinin de gündeme gelmesiyle oruç tutmanın insan bedeni üzerindeki etkileri bilimsel olarak da çalışılmaya başlandı. İnsan üzerinde zihinsel, bedensel ve ruhsal değişikliklere neden olan oruç, ne şekilde ve ne niyetle tutulursa tutulsun sağlık üzerinde oldukça fazla olumlu etki sağlıyor. İşte oruç tutmanın beden ve zihin üzerindeki olumlu etkileri!

Oruç tutmak nedir?

Belirli zaman dilimlerinde spesifik yiyecek ve/veya içeceklerden uzak durma eylemi. Farklı kültürlerde kendine yer bulan oruç çeşitlilik gösterebilir. Bu çeşitliliğin nedeni oruç uygulayan kişinin sağlık durumu veya oruç tutmasının arkasındaki motivasyon olabilir.

Oruç açarken yenmesi gerekenlere de dikkat edilmeli. Uzun süreli açlık sonrasında mideyi ve sindirim sistemini çok zorlamamak için büyük ve ağır öğünlerden kaçınmak gerekir. Karbonhidrat içeriği yüksek, lif bakımından zengin, vitamin ve mineral deposu hurma ya da çiğ kuruyemişler ile orucu açmak kan şekerini dengelerken iştah kontrolünü de sağlamaya yardımcı olur. Taptaze paketlenen Tadım Hurma ve Tadım Ceviz İçi deuzun açlık sonrası bedeninizin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve besin öğelerini size sağlar.

Tadım Hurma

Oruç tutmanın bedensel ve zihinsel etkileri

Vücudumuz yediğimiz gıdaları metabolize etmek için oldukça uzun bir zaman ve yoğun bir enerji harcar. Beslenme saatlerimizi, günlerimizi veya öğünlerimizi kısıtlayarak vücudumuza gıda almadığımız zamanlardaysa vücudumuz bu enerjiyi ve zamanı kendini iyileştirmeye ve yenilemeye kullanır.

Detoks etkisi

Tükettiğimiz abur cuburlar, işlenmiş gıdalar, ilaçlar ve belirli besin grupları farkında olmadan vücudumuza toksik madde almamıza neden olur. Vücut, tüm gün tüketilen gıdaları sindirmeye çalışırken bu toksinlerin hepsini arındıramaz ve vücuttan atılamayan toksinler farklı bölgelerde birikmeye başlar. Oruç sürelerinde ise sindirim sistemini kapatan vücut kendi kendini temizlemeye zaman ve enerji ayırır, bu şekilde biriken toksinler ciddi sağlık sorunlarına neden olmadan vücuttan atılır.

Hücresel yenilenme

Vücut tüketilen gıdaların sindirimiyle meşgul değilken kendi kendini yenilemeye zaman ayırır. Zayıf veya hasarlı hücrelerin yenilendiği bu süreçte sağlıklı hücreler de üretilir ve yaşlanma karşıtı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca bu süreç bağışıklık sistemini de baştan yapılandırır ve güçlendirir.

Ketosis ve kilo kaybı

Açlık süresinde enerji açığını kapatmak için karaciğer keton üretmeye başlar ve vücut ketosis moduna geçer. Ketosis vücudun enerji kaynağı olarak karbonhidrat yerine yağ kullanmaya başladığı bir fazdır. Karbonhidrat eksikliği sonucunda tetiklenen ketosis beynin fonksiyonlarını sürdürebilmesi için de çok daha sağlıklı ve dengeli bir enerji sağlar.

Beyin

Beslenmenin kısıtlanmasıyla beyin fonksiyonlarının yavaşlayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! İlkel dürtülerin hala hüküm sürdüğü beyin, dışarıdan gıda alamadığı zamanlarda av moduna geçer ve sonuç olarak zihin keskinleşir, odaklanma gücü ve süresi artar. Günümüzde avlanma kaygımız olmadığı içinse bu odaklanma yeteneğini ve ketonlardan gelen sağlıklı enerjiyi istediğimiz konuya kanalize edebiliriz.

Vücut farkındalığı

Sinir sistemi tarafından yönetilen sindirim sistemi gıdalarla meşgul değilken vücudumuza karşı olan duyarlılığımız ve farkındalığımız artar. İngilizcede “gut feeling” denen ve dilimizdeki karşılığı içgüdüsel duyu olan içimizden gelen sesi duyma yetimiz artar. Hem çevresel hem de vücut farkındalığımız yükselir ve duyularımız keskinleşir.

İrade kontrolü

Oruç pek çok kültürde ve antik öğretide vurgulanan ve temel bir erdem olan irade terbiyesi için de oldukça iyi bir yöntemdir. İçgüdüsel hislerimizin yoğun olarak devreye girdiği açlık durumunu kontrol etmek, kendimizi kontrol edebildiğimizin en büyük göstergesidir.

İlginizi çekebilir: