Hayatımızda var olan ilişkiler, kendi benliğimizi görmemizi sağlayarak daha iyi versiyonlarımıza ulaşmamıza yardımcı olurlar. İlişkiler ile gelişmek ve değişmek bu şekilde mümkündür.

İlişkiler kocaman bir dünya, hatta bazen tüm dünyamız. “İlişkide olmadan varoluş yoktur. Varoluş, ilişkide olmaktır.” diyor Krishnamurti, Yaşam kitabında. Ben bir ilişki uzmanı ya da psikolog değilim ama ilişkilerle çok şey öğrenmiş, çok zarar almış ve bir o kadar da kendine yaklaşmış biriyim.

İlişkiler kavramı oldukça geniş bir kavram, çok çeşitli ve zengin. Ama hayatımızın önemli bir bölümünü kaplayan ve bizi en çok zorlayan ilişkiler, duygusal ilişkilerimiz. Hayatım boyunca deneyimlediğim, kimi zaman romantik ve eğlenceli ama çoğunlukla gerçekleşmeyen beklentilerle ve güvensizlikle dolu olan duygusal ilişkilerin sonrasında yaşadığım yorgunluk, sonunda beni bir farkındalığa getirdi: İlk olarak kendimle olan ilişkimi iyileştirmeye karar verdim. Çok da iyi ettim!

İlişkiler karşılıklı alışveriştir. Sevgi, alışveriş değildir, sevgi bir mertebedir. Sevgi, tüm varoluşa duyulan bir coşku ve saygıdır.

Aşk’ı içimizde bulmak

Kendimizle kurduğumuz ilişki iyileştikçe, doğayla, diğer canlılarla ve tüm yaratılanlarla olan ilişkilerimiz de değişiyor, düzeliyor ve tatmin edici bir hal almaya başlıyor.

Çoğumuzun illa ki üzerinde düşündüğü, “Acaba?” dediği bir duygudur aşk. Aslında aşktan çok, aşık olma durumunu istiyoruz ve özlüyoruz. Fakat insan, belli bir farkındalık sonrası, Mevlana’nın da çok güzel söylediği gibi “aşık da maşuk da benmişim” diyor.

Kendimizi tanıma yolunda ilişkilerimizden nasıl faydalanırız?

Elbette yaşanan duygusal ilişkilerin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Başkaları ile yaşadığımız ilişkiler, kendimizi tanımamız konusunda belki de sahip olduğumuz en önemli araçlardır. Kendimizi anladığımız zaman karşımızdakileri de anlarız ve bu anlayıştan sevgi doğar.

Fakat maalesef ki “sevgi”, çoğu ilişkinin kayıp ögesidir. Sevginin bir duygu, bir alışveriş olduğunu düşündükçe beklentiler artar. Sevgi; dışarıdan içeriye değil, içeriden dışarıya taşan bir olgudur. Sevgi bir mertebedir. İlişkilerin tuttuğu aynadaki kendimizi, kafamızdaki kendimizle, kalıplara uymadığı için değiştirmeye çalışıyoruz. Bu da kendimiz olmamızı engelliyor. Beklentiler, yanlış algılar ve sorgulamalar içinde sevgiye yükselmeye ve onu yaşamaya imkan kalmıyor.

Tüm yaşadıklarınızın, tüm hayal kırıklıklarınızın, sevinçlerinizin ve hüzünlerinizin sizi kendinize yaklaştıran, her halinizi sevmenize yardım eden ve sizi güçlendiren tecrübeler olduğunu unutmayın. Her ne yapıyorsanız ruhunuza yatırım olarak yapın. Değersiz olana değer vermeyin. Unutmayın, bütün fırtınalar ve iniş çıkışlar bir kaosu bitirip dengeyi sağlamak içindir. İlişkilerde karşımdakini veya olayları olduğu gibi kabul edebilmek için “O sadece öyledir” diyorum. Bu şekilde kabullenmek, hem bir sakinlik ve hoşgörü getiriyor hem de durumdan çıkmaya yardım ediyor.

İlişkilerimden ve tecrübelerimden öğrendiklerim

İlişkilerimiz ve tecrübelerimiz ilerledikçe bilmeliyiz ki mutluluk dışarıdan gelen bir duygu değil. Tüm ilişkilerde beklentileri en aza indirmek, hatta beklentisiz olmak, büyük bir aşamadır. Bu şekilde kaybetme korkusu yerini serbest bırakmaya ve anlamaya bırakır. Çünkü mutluluğun ve sevginin sürekli dışarıdan geleceği beklentisiyle oluşan mutluluk, ayrılık ve kaybetme sürecinde sönüp gider.

O da mutluluk değildir. O zaman ne yapabiliriz; kendi özümüzdeki sevgiyi, şevkati, sakince anlama ve öğrenme gücünü arttırabiliriz.

Eskiden korktuğum, sık incindiğim, beklentiye girip sonra da hayal kırıklığına uğradığım tüm ilişkilerimde, buna arkadaşlık ilişkilerim de dahil, şimdi çok daha rahat ve farkındayım. Sadece bir şeyleri görmeye, anlamaya ve kendimi daha çok tanımaya çalışıyorum.

İkili ilişkilerde zorluk yaşadığımız zamanlarda kendimizle ilişkimizi geliştirmemiz en önemlisi. Çünkü kendisi ile ilişkisi iyi olan kişiler, başkalarıyla olan ilişkisinde de iyidir. Kendinizle ilişkinizi geliştirirken hobiler, hayvanlar, doğa, spor, hatta beslenme harika birer araç olabilir.

Ben son dört yıldır fonksiyonel tıp sayesinde öğrendiklerim ve sonrasında yiyeceklerle kurduğum ilişkiden inanılmaz bir mutluluk duyuyorum. Yiyeceklerim yaşam kaynağım ve dostlarım gibi. Bu ilişki ve sevgi, yiyeceklere ilk tohumun oluştuğu andan itibaren bir özen ve saygı duymayı sağlıyor. Yaşama ve sağlığa, sadelik, uyum ve süreklilik getiriyor.

Tüm ilişkilerinizde sevgi, uyum, kabul, anlam, tatmin ve mutluluk diliyorum.

İlginizi çekebilir: Hayatımızdaki Yansımaların Bağlanma Stilimize Etkisi

Dr. İrem Ergün kimdir?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. İrem Ergün, ilk olarak Florence Nightingale Hastanesinde 9 sene ve daha sonra da Anadolu Sağlık ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinde 7,5 sene yöneticilik ve doktorluk yaptı. Holistik Bioregülasyon Terapileri eğitimini alırken, Cleveland Fonksiyonel Tıp Merkezinde de Fonksiyonel Tıp üzerine yoğunlaşan Dr. İrem Ergün, Dr. Mark Hyman ile çalışma fırsatı buldu. IFM Fonksiyonel Tıp Eğitimi alan ve IFM ABD Sertifikalı Uygulayıcısı olan İrem Ergün’ün klinik ilgi alanları arasında Fonksiyonel Tıp ve Fonksiyonel Beslenme, kişiselleştirilmiş, koruyucu ve önleyici tıp, kronik hastalıkların yönetimi ve tedavisi, sindirim sistemi problemleri ve bütünsel yaklaşım, mitokondri sağlığı ve detoksifikasyon, bağışıklık sistemi ve sağlıklı yaşlanma gibi güncel konular bulunuyor.

Lıve To Bloom

Daha iyi bir seçim yaptık ve yaşama çiçek açtık!...

DAHA FAZLASINI OKU