Doğaya hayranım! Üretkenliğine, kendini iyileştirme gücüne, içindeki iş bölümüne, büyülü dengesine… Kutsal bir amaca; hayatın devam etmesine hizmet eden bu büyük sistem hayranlıktan başka ne uyandırabilir ki!

Bence hayata karşı umutsuz olduğumuzda doğadan ilham almalıyız.

Öte yandan, itiraf etmek gerekirse bazen insanlığın doğa karşısındaki çaresizliği de çok ürkütücü… Tek amacı hayatı sürdürmek olan doğa neden bu kadar yıkıcı olabiliyor?

Cevap yine biz insanlarda saklı. Ne ekersen onu biçersin demişler. Aynen o hesap aslında.

Maalesef medeniyetten anladığımız, doğadan uzaklaşmak ve doğayı umursamamak. Tüm doğal kaynakların bitmez tükenmez olduğu algımız ise en yanlış inanışlarımızın başında yer alıyor. Oysa bilim bizi her gün bu konuda yalanlıyor.

Dünya Limit Aşım Günü

1970’lerden beri her yıl küresel olarak hesaplanan Dünya Limit Aşım Günü (Earth Overshoot Day) hesaplarına göre, 2018 yılında gezegenimizin bize ihtiyaçlarımız için bir yıl süresince sunabileceği kaynakların tamamını 1 Ağustos 2018 tarihinde tükettik!

2 Ağustos’tan itibaren 2019 kaynaklarından tüketmeye başladık. Bu durum pratikte şu anlama geliyor; doğal kaynaklar üzerinde artan bir baskı mevcut! Kendisini yenilemesine, bize sunduklarını kendi içinde tekrar oluşturmasına izin vermeden, yine istemek hatta daha çok istemek! Yani tam bir vurdumduymaz açgözlülük hali…

Dünya Limit Aşım Günü, her yıl tüm ülkelerdeki tüketim alışkanlıkları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ekolojik ayak izi analizleri yapılarak Global Footprint Network tarafından ilan ediliyor. 2018 yılında insanlığın doğayla ilgili bütün taleplerinin ancak 1,7 tane dünya kaynağı ile karşılanabileceği hesaplandığı için bu yıl Dünya Limiti Aşım Günü 1 Ağustos’a denk geliyor. 1970’lerden bu yana ilk defa bu kadar erken bir tarihte gezegenimizin limitlerini aştığımızı da vurgulamak lazım.

Aslında, tam bir boomerang etkisi doğayla ilişkimiz. Bizler umursamaz oldukça, bozulan doğal dengeler, en başta bizlerin varlığını tehdit ediyor.

Bal gibi bir örnek

Çoğunlukla sadece bal deyince aklımıza gelen ama doğal dengenin devamlılığını sağlamak gibi çok daha önemli rolleri olan arıların sayısının hızla azalması, bu boomerang etkisine tam anlamıyla bir örnek.

En önemli polen taşıyıcılar olarak bitkilerin döllenmesini sağlayan, gıda üretiminin esas aktörleri, mucizevi varlıklar arıların, yaklaşık 30.000 farklı türü var. Açık alanlardaki tarımsal üretimin devamlılığını sağlamalarının yanı sıra, seralarda bile bombus arıları kullanılıyor. Sera ortamında bitkilerin döllenmesini sağlayan arılar sayesinde hormon olarak bilenen kimyasallar gıda üretiminde kullanılmamış oluyor.

Endişelendiren ani arı ölümleri

Ancak ülkemizden ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen haberlere göre, arı popülasyonu hızlı şekilde azalıyor. 2018 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde, arıcılar kolonilerinin yaklaşık yüzde 40’ını kaybettiklerini bildirdiler. Dünya çapında ise geçtiğimiz üç yılda 10 milyon koloninin yok olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan vahşi arıların akıbetini bilmiyoruz.

Arıların, ani ve çok sayıdaki ölümleri, azalan bitki örtüsü -betonlaşma-, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklık, aşırı hava olayları ve tarımsal ilaç kullanımı ile ilişkilendiriliyor. Sonuçta nektar bulabileceği alanların daralması ve artan sıcaklığın tetiklediği elverişsiz yaşam koşulları ile üreme aşamalarındaki sorunlar arıların sayısını azaltıyor. Ayrıca, yine artan sıcaklık ve aşırı hava olayları, arıları pek çok hastalıklı hale karşı savunmasız bırakıyor.

Neonikotinoid’i hiç duydunuz mu?

Dünya genelinde en çok kullanılan zirai ilaçlar Neonikotinoid grubu tarım ilaçlarıdır. Tarımsal üretimde kullanılan ve tüm canlılar için hayati risk yaratan bu zararlı kimyasalların kullanılması arılar üzerinde de ölümcül etki yaratıyor.

Bilim dünyasına göre, bu ilaçlarla artan arı ölümleri arasında ciddi bir bağlantı var. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, dünya çapında üretilen balların yüzde 75’inde bu zirai ilaçların kalıntısı mevcut.

Bu nedenlerden dolayı, 2013 yılında Avrupa Birliği’nde kısmen yasaklanan bu gruba giren üç zirai ilaç, bu sene yaklaşık 5 milyon vatandaşın imzaladığı bir kampanya sayesinde tamamen yasaklandı.

Arılar için harekete geçin!

Aldığınız nefeste, yediğiniz yemekte emekleri olan bu minik gizemli canlıları korumak için:

  • Ülkemizde Neonikotinoid grubu üç zirai ilacın yasaklanması için Greenpeace’in başlattığı kampanyaya katılın. Kampanyanın linkine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz,
  • Doğaya olumsuz pek çok etkisi olan iklim değişikliğine dair bilinçlenin ve bireysel mücadelenizi yapın,
  • Gıda israfı yapmayın, çünkü çöpe giden her şey aslında üretim üzerinde daha fazla talep yaratıyor. Bu da daha fazla tarımsal ilaç kullanımı demek, doğal kaynaklar üzerinde artan baskı demek,
  • Arılar genel olarak tehdit algılamadıklarında zararsız canlılardır, size yaklaşmaları halinde panik yapmayın ve lütfen onları öldürmeyin,
  • Yerde hareketsiz bir arı görürseniz öldüğüne emin olmadan önce biraz şekerli su bırakın yanına, belki sadece yorulmuştur.

İlginizi çekebilir!