Plastik atıklardan kaçınmak için yaptıklarım toplumda uzaylı gibi görünmeme sebep olsa da, bana bir destek de uzaydan dolayı geldi!

Geçtiğimiz günlerde, plastik karşıtlığım aile meclisinde de gündeme gelince, ailemizin en büyüğü çok sevdiğim teyzemiz “Ben sana hak veriyorum. Dünya’yı bitirdik, uzayı bile kirlettik!” dedi. Evet, çok doğruydu insan ırkı olarak uzayı bile kirletmiştik artık.

Dönüp dolaşıp aynı noktaya gelen insanlık

Avatar’ı izleyenler bilir, insan davranışı tıpkı oradaki gibidir; kendi kaynağını sömürür, sonra yeni keşiflere çıkar, kirliliği izleyen bir işgal süreci başlar, sonra da “biz nerede hata yaptık nasıl daha sürdürülebilir olabilirdik” diye kara kara düşünür.

Maalesef Dünya bu kısır döngü üzerinde dönüyor.

Uzay kirliliği bence buna güzel bir örnek. Her şey, 61 yıl önce ilk uydu Sputnik-1’in uzaya gönderilmesi ile başladı. Ardı arkasına atılan uydular ömürleri bitince uzayda terk edilmeye başlandı. Dünya’nın yörüngesinde dönmeye devam eden ve her geçen yıl miktarı artan “uzay atıkları”, çarpışıp moloz yığını gibi küçük parçalar halinde dönmeye devam ederken, yeni fırlatılan uyduların çalışmasını da tehdit ediyor.

Ulaşımdan, haberleşmeye pek çok alanda kullanılan uydular, uzayda çarpışma sonucu hasar görürse hem ciddi ekonomik kayıplar meydana gelebilir hem de Dünya’da işler sarpa sarabilir. Hatta uzay atıkları şuan için öngörülemeyen ancak daha sonra ortaya çıkacak atmosferik sorunlara da neden olabilir.

Şimdi buna çözüm aranıyor, peki başında neden düşünülmedi?

Plastik kirliliğinin ciddi boyutlara ulaştığı günümüzde bir diğer örnek ise, 1960’larda plastik malzeme günlük hayatta yaygınlaşırken, özellikle tek kullanımlık eşyaların/ihtiyaçların, doğada yaklaşık 450 yıl yok olmayan bu malzemeden yapılması kimlerin dahiyane fikriydi acaba?

Neden ekosistem ve insan sağlığı üzerindeki olası olumsuz etkiler umursanmadı? Zamanındaki bu duyarsızlık nedeniyle, şimdi geldiğimiz noktada artık olası değil gerçek olumsuz etkilere çare aramak zorundayız!

Elektronik atıkların akıbeti

Hayatımızı her alanda kolaylaştıran bilim bize pek çok elektronik ürün sunuyor. Tüketim çılgınlığımızın elektronikler içinde geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Elektronik atıkların yönetiminde de küresel olarak bilinçsiz bir tutum hakim.

Her yıl Dünya’da 50 milyon ton elektronik çöp meydana geliyor. Avrupa’da her yıl 100 milyon cep telefonu çöpe giderken, Amerika Birleşik Devletleri’nde 30 milyon bilgisayar çöpe atılıyor. Güzel haber ise içinde devre içeren her türlü cihaz, harici bellekler de dahil olmak üzere, geri dönüştürülebiliyor.

Ancak bozulduğunda yenisini aldığımız veya modası geçtiği için sıklıkla yenilediğimiz cep telefonu, bilgisayar, televizyon, saç kurutma makinesi, su ısıtıcı, beyaz eşya gibi ürünlerin geri dönüşümü pek çok ülke gibi ülkemizde de maalesef yaygın değil.

Dünyada en fazla elektronik atık üreten (yaklaşık yıllık 7 milyon ton) Amerika Birleşik Devletleri’nde elektroniklerin geri dönüşümünün yüzde 15-20 civarında olduğu tahmin ediliyor. Ülkemizde ise yıllık yaklaşık 500 bin ton elektronik çöpe gidiyor, ancak bu miktarın yalnızca yüzde 5’i geri dönüşüme tabi tutuluyor.

Aslında değerli olan elektronik ürünlerin atıkları dahi çok değerli. Çünkü elektronik üretiminin ve atıklarının hem çevresel hem de ekonomik maliyeti oldukça yüksek. Yapım aşamasında çevre tahribatına neden olan ve yüksek enerji gerektiren madencilik ile ulaşılan cevherler ve yüksek enerji ile üretilen plastik, cam ve çeşitli kimyasallar kullanılıyor.

Yüksek enerji ihtiyacı iklim değişikliğine sebep olan karbonun atmosfere salımı anlamına geliyor. Öte yandan civa, kurşun gibi toksik maddeler içeren elektronik atıklar su ve toprak kirliliğine yol açıyor. 10 gram kurşunun 25.000 ton toprağı ve 200.000 litre suyu kullanılmaz hale getirdiğini düşündüğünüzde, elektronik atıkların sebep olduğu kirliliğin, besin yoluyla insan sağlığını tehdit etmesi de çok mümkün.

Elektronik atıklar geri dönüştürülürse…

Bu ürünlerin içindeki değerli madenler ise geri dönüşümün bir başka boyutu. Eğer 1 milyon akıllı telefon geri dönüşüme giderse, 35 kg altın, 350 kg gümüş ve 16 ton bakır elde ediliyor! Bunların yanı sıra farklı değerli madenler var telefonlarımızda. Yani cebimizde minik bir maden taşıyoruz. Diğer bir örnek enerji konusunda: Amerika Çevre Koruma Ajansı verilerine göre, 1 milyon dizüstü bilgisayarın geri dönüşümü ile 3.500 hanenin bir yıllık evsel elektrik tüketimi kadar enerji tasarrufu yapılabiliyor. Özetle, elektronik atıkların geri dönüşüm ile döngüsel ekonomiye dahil edilmesinin, hem çevre, hem insan sağlığı hem de ekonomi için tartışmasız olumlu sonuçları var.

Sürdürülebilir Olimpiyat

Japonya, yaklaşık 2 milyon ton elektronik atık miktarı ile dünyada en çok elektronik atık üreten üçüncü ülke. Bildiğiniz gibi, 2020 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak Japonya. Olimpiyat organizasyonlarına ilişkin alınan sürdürülebilirlik önlemleri kapsamında, geçtiğimiz Nisan ayından itibaren Japon halkının başta cep telefonları olmak üzere elektronik atık bağışı yapması için bir kampanya başlatılmış. Böylece, Olimpiyat oyunlarında verilecek 5.000 adet bronz, gümüş ve altın madalya için gerekli olan 8 ton madeni bağışlardan toplamayı hedefliyorlar.

Biz ne yapabiliriz?

Öncelikle gereksiz alımlara son vermeliyiz. Tamir ve bakım denememiz gereken diğer seçenekler. Ancak yeniden kullanmayı denediğimiz ürünleri yine de atmak zorunda kalırsak yaşadığımız kentteki belediyelere elektronik geri dönüşümün nasıl sağlandığını danışmalıyız. Ayrıca, geri dönüşüm konusunda faaliyet gösteren bir kaç özel firma ve bazı sivil toplum örgütlerini de araştırmakta fayda var.

Kaynak: eagd.org.tr, emo.org.tr, epa.gov, techcrunch.com