Yaz aylarının gelmesiyle birlikte herkes bir anda tek bir konuya odaklanmış durumda: Tatil!

Siz de benim gibi tatil için gün sayıyorsanız ama tatile daha çok varsa, vitrinlerdeki hasır şapkalar ve keten elbiselere iç geçirerek bakıp, yeni plaj terlikleri almak için bahaneler üretirken yapılacak en iyi şey hayal gücümüzü tetikleyecek ve belki bir sonraki tatilimiz için bize ilham verecek lokasyonlara bir göz atmak diye düşündüm.

Bu sebeple, sizlerle gidip gördüğüm yerler arasında kalbimde iz bırakmış, kanaatimce dünyanın en güzel 5 plajını paylaşmak istedim. Umuyorum bu liste biraz kumlu ve biraz da tuzlu hayaller kurmanıza ve belki bir sonraki tatil planlarınızı oluşturmanıza yardımcı olur!

İşte benim için dünyanın en güzel 5 plajı!

5- Grand Turk, Turks and Caicos

Karayip Denizi’nin tam ortasında yer alan ve isminden dolayı genelde Türklerle bir bağlantısı olduğu sanılan bu minik adalar grubu, ince, bembeyaz kumları ve turkuaz rengi suları ile rüya gibi bir tatil arayanların için ideal bir lokasyon. İsmini, sanılanın aksine burayı keşfeden bir Türk denizciden değil, adada yetişen ve tepesindeki çiçek kısmı Osmanlı zamanında kullanılan fesleri andıran bir kaktüsten alıyor.

Her ne kadar Miami çıkışlı kruz gemilerinin uğrak noktası olması sebebi ile kalabalık ve zaman zaman gürültülü olsa da, bu adanın muhteşem plajları keyifli bir seyahat geçirmenizi garantiliyor! Üstelik bu gemiler ile 3-5 günlük bir Karayip turu yapıp civardaki diğer adaları da keşfetmek, aynı yolu uçak ile gitmekten daha ekonomik ve kolay.

Sevdim

Dalış yapmayı seviyorsanız, Turks and Caicos’da bulunan “Colombus National Marine Park”, hem yunusların ve su kaplumbağalarının uğrak noktası olması, hem de kışı civarda geçiren kambur balinaları görme olasılığı sunmasıyla tam aradığınız yer olabilir!

Sevmedim

Dünyanın bu noktası güneş ışınları çok dik aldığı için kafa deriniz ve kulaklarınızın üstü dahi yanabilir, aman dikkat! Bir de plajdaki kum çok ince ve pudra gibi olduğu için zaman zaman su altı görüş mesafesinde sıkıntı olabiliyor, daha da kötüsü suyun içinde yürürken ayağınızı görmeden bir taşa çarpabiliyorsunuz! Acı tecrübeyle sabit…

4- Beau Vallon, Seyşeller

100 küsür mercan adasından oluşan ve sualtı dünyasının zenginliği, muhteşem doğası ve beyaz renkli kumları ile bir kartpostalı andıran Seyşeller, Hint okyanusu ortasında yer alan bu minik ülke, aynı zamanda son yılların en gözde balayı destinasyonlarından. THY ile ülkemizden direk seferlerin başlamış olmasının da verdiği rahatlık ve ülkenin bizden vize talep etmemesi, burada tatil yapmayı seçen Türk sayısındaki ciddi artışın sebeplerinden. Üstelik sadece balayı yapmak isteyenler için değil, her mevsim sıcak bir iklimde tatil yapmak isteyenler için de çok uygun bir destinasyon! Gitmek için en güzel aylar ise Mart, Nisan, Ekim ve Kasım.

Ülkenin başkent Victoria’nın da içinde bulunduğu Mahe adasında bulunan Beau Vallon plajı ise, sualtı dünyasına ilgili olan ve deniz ile kumun meraklısı her insanın mutlaka görmesi gereken bir yer.

Sevdim

İnanılmaz doğası ve dalmaya gerek bile olmadan otelinizin önünden şnorkel ile görebileceğiniz mercanların güzelliği ile bu plajın aklınızı başınızdan alması garanti!

Sevmedim

Her ne kadar lüks otellere nazaran daha uygun fiyatlı pansiyon ve bungalov gibi alternatifler bulunsa da, kısıtlı bütçeler için çok da uygun bir destinasyon değil, hazırlıklı olun.

3- Buzios, Brezilya

Buzios, Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrine yaklaşık 2 saat uzaklıktaki bir sahil kasabası ve ziyaretçileri tarafından Brezilya’nın Saint Tropez’i ismine layık görülmüş. Bu minik balıkçı kasabasının jet sosyetenin favori tatil lokasyonuna dönüşmesi ise, 1964 yılında ünlü oyuncu Brigitte Bardot’un paparazzilerden kaçmak için gözlerden uzak bir cennet ararken burayı keşfetmesi sonrasında oluyor.

Gerçekten de bahsedildiği kadar var çünkü 70’li yıllardan beri, Buzios dünyanın dört bir tarafından gelen binlerce turistin akınına uğruyor. Kasabada 23 tane birbirinden farklı plaj bulunuyor ve hem dinlenmek isteyenlere, hem de eğlence arayanlara çok farklı alternatifler sunuyor. Atlantik okyanusu kıyısında olduğundan su sıcaklığı insanı üşütecek cinsten olsa da, altın rengi kumların üstünde el arabalarından satın alabileceğiniz soğuk hindistancevizi suyu içmenin tadına doyum yok! Deniz ürünlerinin ise çeşitliliği anlatmakla bitmez.

Sevdim

Daha önce Brezilya’yı ziyaret etmediyseniz, burada yaşayan insanların ne kadar sempatik olduğunu görüp baya şaşırabilirsiniz. Neresine giderseniz gidin, Buzios’ta güleryüz ve yardımseverlik ile karşılaşacağınız kesin.

Sevmedim 

Buzios’a ulaşmak için öncelikle Rio de Janeiro’ya uçmanız, sonrasında da 2 saatlik bir otobüs veya araba yolculuğu yapmanız gerekiyor. Henüz Türkiye’den Rio de Janeiro’ya direk uçuş bulunmadığını da düşünürsek, en iyi ihtimalle rotanız Sao Paolo-Rio-Buzios şeklinde olacak. Bunu bir avantaja çevirerek buradan kendinize tam kapsamlı şahane bir Latin Amerika turu çıkarmamanız içinse bir sebep göremiyorum.

2- Maldivler

Yüzyılın en büyük klişesi gibi görünse de, tamamen sular altında kalmadan dünya gözüyle en az bir kere görülmesi gereken bu adalar ülkesi, zaten hepimizin ismine aşina olduğu bir destinasyon. Maldivler ya da resmi adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu ortasında, Hindistan’ın güneyinde yer alıyor ve irili ufaklı 1200 adadan oluşuyor.

Ülkenin başkenti aslında Malé olsa da, ziyaretçiler genelde başka adacıklar üzerinde yer alan otellerde kalmayı tercih ediyorlar. Maldivler ve muhteşem plajları hakkında hepimiz bir şeyler biliyor olsak da, ülkenin aslında şeriat ile yönetildiği ve halkın yüzde 97’sinin Müslüman olduğu pek bilinmiyor. Tam olarak bu sebepten, ağırlıkla yerel halkın yaşadığı Malé’de mayo veya bikini ile denize girmek ve alkol tüketmek yasak. Aynı yasaklar otel adalarında olmadığı gibi, bu adalarda Malé’de görülen sefaletten de eser yok haliyle.

Sevdim 

Önyargılarla gitseniz de, aman ben sıkılırım deseniz de, yağmur da yağsa, güneş de çıksa, hayatınızdaki en güzel manzaraları burada göreceğiniz garanti! Otellerin lüks seviyesi bütçeden bütçeye değişse de, servis kalitesi oldukça yüksek. Su o kadar berrak ki, bir akvaryuma bakar gibi yukarıdan mercanları, çeşit çeşit balıkları görmeniz mümkün. Günbatımı ise oldukça romantik ve etkileyici. Tüplü dalış ve şnorkel için de oldukça cazip bir yer olan Maldivler, ömrünüzde bir kere de olsa gitmeniz gereken, bayılacağınız bir tatil destinasyonu.

Sevmedim 

Maldivler tatilinizi ayarlarken bütçeden sonra ilk düşünmeniz gereken konu, otelinizin Malé’ye olan uzaklığı olmalı. Çünkü Malé’ye vardıktan sonra bir deniz uçağı veya tekne ile otelinize götürüleceksiniz. 1 saat deniz uçağı üstüne dalgalı sular üstünde bir saat daha yapılan yolculuk, 8 saatlik İstanbul-Maldivler uçuşu sonrası çok da çekilir olmayabiliyor. Bir de Maldivler ‘de nereye giderseniz gidin küçük köpek balıkları göreceksiniz. Ne kadar sualtı dünyasını severseniz sevin, ilk bakışta insanı biraz tedirgin ettiklerini söylemekte fayda var. Tabi ilerleyen günlerde onlara alışıyor ve hatta şnorkel ile özellikle yakınlarına gitmek istiyorsunuz.

1- Zanzibar

Geldik bu listenin en tepesindeki yere! Zanzibar’ın içinde bulundurduğu tezatları, sıcacık suyu, insanlarının güler yüzlülüğü ve göz alabildiğine uzanan bembeyaz kumsalları ile çok tropik plaj görmüş insanları bile etkileyeceğine şüphe yok. Afrika kıtasının doğusunda bulunan Tanzanya’ya bağlı bu ada, İranlılar tarafından kurulmuş olsa da, yıllar içinde sömürge üstüne sömürge yemiş ve içinde İngiltere ve Portekiz’in de bulunduğu bir çok ülke tarafından yönetilmiş.

Genel olarak Tanzanya az gelişmiş bir ülke olduğundan ve gitmeyi düşünenlerin bile bu yüzden biraz çekindiği ve ülkemizden ulaşımı yaklaşık 8 sürdüğü için henüz çok da bilinen veya tercih edilen bir tatil rotası değil. Fakat böyle olması için bir sebep yok, zira Zanzibar her göreni kendine aşık edecek dünyaca ünlü plajlara sahip. Üstelik meraklısı için Queen grubu solisti Freddie Mercury’nin doğduğu şehir- Stone Town da Zanzibar’da bulunuyor.

Ülke çok fakir, havalimanından otelinize gitmek için asfalt bile atılmamış yollardan geçiyor, sizden hediye bekleyen Afrikalı çocukların ilgisiyle karşılaşıyorsunuz. Yokluk etrafta o kadar kol geziyor ki, gördüğünüz güzellik ve sıcak muamele karşısında vicdan azabı yaşıyorsunuz. Ve huzur, çokça huzur hissettiriyor bu ada insana. Otelinize ulaştığınızda daha önce gözünüzün görmediği bir turkuaz su ile ona tezat bembeyaz pamuksu kumlar sizi karşılıyor.

Zaman yavaş akıyor, gerçekten dinlendiğinizi hissediyorsunuz. Eğer isterseniz adada yapılacak bir baharat çiftliği turu, burada yaşayan kırmızı maymunları görebileceğiniz bir orman gezisi, Stone Town ve balık pazarı turu alternatifleri de mevcut. Bu turları otelden ayarlayabiliyorsunuz. Fakat şimdiden uyarayım, eğer kokulara hassasiyetiniz var ise pazar turunu es geçin! Otel olarak da adanın en uç, kuzey kısmında bulunan otelleri tercih ederseniz ne gelgitten çok etkilenir ne de dalgalarla boğuşursunuz, en güzel plajlar burada yer alıyor. Bolca vanilya, hoş kokulu limon otu ve burada yetişen muskat cevizinden almadan dönmeyin! Tropikal meyveler denemekten çekinmiyorsanız da Jackfruit adı verilen ve yamuk yumuk kocaman yeşil kavunumsu meyveyi muhakkak deneyin!

Sevdim

Bu kadar zahmete girip buralara kadar geldiyseniz, tek beklentiniz muhteşem bir plaj olmalı! Bence dünyanın en güzel plajı Zanzibar’da bulunan Kendwa idi. Bana en çok keyif veren an ise, gece otelin suyun üstüne inşaa ettiği iskelenin ışıkları altında, bu ışığa gelen yüzlerce balığı izlediğimiz andı. Su sporları yapmayı seviyorsanız da burada oldukça çeşitli alternatifler bulmanız mümkün. 

Sevmedim 

Zanzibar, yemek kalitesi ve otel fiyat performansı olarak Maldivler’in çok altında kalıyor. Ancak köpek balıkları ve ayağınızın altında keskin mercanlar olmadan doyasıya yüzmek de bu adaya bir artı puan kazandırmıyor değil. Damak tadı ve mutfak kültürüne düşkünseniz Tanzanya’da umduğunuzu bulamazsınız. Biraz aç kalabilirsiniz ama en azından Hindistan cevizine doyarsınız, bir de böyle düşünün canım!

İlginizi çekebilir!