Hintlerin Canizm inancından Japonların Zen felsefesine ve Ortadoğu’nun Sufizmine kadar dünya çapında kabul gören öğretilerin temelini oluşturan minimalizm, en basit haliyle bize sadeleşmemizi söylüyor.

Bir zamanlar sahip olduğumuzu unuttuğumuz eşyaları, dolayısıyla özgürlüğümüzü, huzurumuzu ve mutluluğumuzu kazanmak için hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulmamızı, önceliklerimizi belirlememizi, beklentilerimizi kontrol etmemizi ve her zaman dengede kalmamızı savunuyor.

Minimalizm ile somut veya soyut tüm yüklerden kurtulmak mümkün

Günümüzde popüler olan her konu gibi çok tartışılan minimalizmden, sayıca az ama fonksiyonelliği yüksek eşyalara sahip olup fiziksel alanı ve buna bağlı olarak da mutluluğu geri kazanmak olarak bahsediliyor. Fakat minimalizm felsefesindeki alan yalnızca eşyalarla doldurduğumuz fiziksel alan değil.

Hayatımızdaki her şeyin işlevselliğini ve verimliliğini değerlendirerek yaşam tarzımızda, iş hayatımızda, beslenme alışkanlıklarımızda ve hatta ilişkilerimizde minimalleşmek mümkün. Yani bahsedilen alanı fazla eşyalardan arındırarak geri kazanabileceğimiz gibi hayatımızdaki insanların sayısını da azaltarak kişisel özgürlük alanımızı geri kazanabiliriz. 

Minimalizmin en önemli özelliklerinden birisi, herkes için farklı olması 

Hayatımızı bu felsefeye göre düzenlemeye karar verdiğimiz zaman yapmamız gereken şey tüm hayatımızı gözden geçirmek ve hangi noktada sadeleşmeye ve yeni bir düzene ihtiyacımız olduğuna karar vermek. Bu kararların bizim için sürdürülebilir ve başarılabilir olması, hayata geçirme ve uygulama sürecinin uzun soluklu olabilmesi için çok önemli. 

Bireylerin mutluluğunu ve huzurunu esas alan minimalizmin en çok üzerinde durduğu konulardan bir tanesi de insan ilişkileri. Hafifletmek istediğimiz her alan gibi, insanlarla olan ilişkilerimizde de sadeleşmek bizi mutluluğa bir adım daha yaklaştırıyor. 

Katı kurallardan her zaman uzak duran minimalizm felsefesinin aslında ilişkiler için özellikle belirttiği kalıplar yok. Öğretinin temelinde yatan ilkeleri her konuya olduğu gibi ilişkiler konusuna da uyarlamak ve dengeyi bulmak bireyin kendisine kalıyor. Peki ilişkilerinizde minimalist dengeyi bulmamıza yardımcı olacak ipuçları neler? 

İlginizi çekebilir: Uzun ve Sağlıklı Bir İlişkinin 5 Püf Noktası

Öncelikleri belirleyin

Zamanımızı ve enerjimizi bizim için gerçekten önemli olan şeylere yönlendirmek için hayatımızdaki her şeyi önceliklendirmemiz önemli. İnsanlar ve ilişkiler konusunda öncelikleri belirlemek ve kendimizi yalnız hissettiğimiz için veya benzer nedenlerle kurduğumuz ilişkilerin sayısını azaltmak bize kaybettiğimiz alanımızı ve özgüvenimizi geri kazandırır. Böylece enerjimizi de bizim için gerçekten önemli olan şeylere yönlendirebiliriz. 

Dengede kalın

Dengeyi bulmak insanın başkaları tarafından belirlenmiş standartları hayatından çıkartması ve kendi standartlarını yaratmasıyla mümkün olur. Ne istediğimizin ve nasıl mutlu olduğumuzun farkında olarak başka insanlar için yaratılmış kuralları da görmezden gelebiliriz.

Sadece hayatımızdaki insanların sayısını azaltmak değil, her türlü ilişki hakkında bize toplum tarafından öğretilen kalıplardan kurtulmak da kendimiz olabilmemiz için bize yepyeni bir alan kazandırır. Bir ilişkide mutlu olup olmadığımızı ve ne kadar kendimiz olabildiğimizi sorgulamalıyız. 

Beklentileri kontrol edin

Minimalist hayat tarzı her konuda olduğu gibi insanın tutkularını da sadeleştirmesine, neyi gerçekten istediğine odaklanmasına ve sahip olduklarının farkına varmasına olanak tanır. Gereksiz stresi ve gelecek kaygısını minimuma indiren felsefe, ilişkilerde de dengeyi bulmayı sağlar. Beklentileri ve istekleri en aza indirmek sağlıklı bir ilişkide de önemli rol oynar.

Minimalizmi hayatımızda uygulamaya karar verdiğimiz an, başlamak için en ideal andır. Kişinin mutluluğunu esas alan bu felsefe, sadeliğin her zaman çözüm olduğunu savunur. 

İlginizi çekebilir: Karşılanmayan Beklentilerimizle Başa Çıkmanın 5 Yolu