
In partnership with Wings
Birine aşık olduğumuzda yaşadığımız deneyimi anlamlandırmak zaman zaman güç olabilir. Çevremiz ve hatta kendimiz ile kurduğumuz ilişki dengesinin yer yer sarsılması da şaşırtıcı değildir. Bu duygu durumunu çözmeye çalışırken psikolojimizin biyolojimiz ile iç içe olduğunu hatırlamak bize fayda sağlar. Mutluluğun bilimi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Harvard profesörü Arthur Brooks’a göre aşık olma halini beş farklı bilimsel aşamada inceleyebiliriz. Brooks’un çalışmalarına dayanarak “Aşık olduğumuzda beynimiz nasıl süreçlerden geçiyor?”, “Modern ilişkiler neden beyin kimyamızı etkiliyor?” ve “Aşkı sürdürmek için ne yapmalıyız?” gibi soruların yanıtlarını bu yazıda ele alıyoruz.
Arthur Brooks kimdir?
Harvard Üniversitesi’nde profesör olan Arthur Brooks, bir sosyal bilimci ve çok satan bir yazardır. “Mutluluk profesörü” olarak tanınan Brooks, mutluluğun bilimini incelerken iyi ilişkiler ve sağlıklı bir aşk hayatının mutlu bir yaşamın en önemli unsurlarından olduğunu fark eder. Bu keşif, onu aşkın bilimsel yönünü derinlemesine araştırmaya yönlendirir. Harvard’da, aşık olmak ve aşkı sürdürebilmek üzerine verdiği ders öğrencileri arasında büyük ilgi gören Brooks, araştırmaları ve katıldığı popüler podcast’ler sayesinde fikirlerini geniş kitlelerle paylaşmaya devam etmektedir.
Nasıl aşık oluruz?
Brooks’a göre aşık olmak beş farklı aşamadan oluşur. Bu aşamalar, birini ilk gördüğümüz anda başlar ve partnerimiz ile uzun ömürlü bir ilişkiye doğru ilerlememizi sağlar. Bu süreçleri fark ettiğimizde hem kendi davranışlarımızı anlamlandırabilir hem de ilişkilerimizde hangi evrede olduğumuzun farkındalığına erişebiliriz. Brooks’un çalışması aşk gibi karmaşık bir duyguyu daha bilimsel ve objektif bir açıdan ele alarak hayatımızda aşkı uyandırmak ve sağlıklı bir şekilde sürdürmek için bize rehberlik eder. Şimdi bu adımları birlikte inceleyelim.
Aşkın ilk tetiklendiği an
Aşık olma sürecini başlatan ilk adım, hissettiğimiz çekimdir. Birini ilk gördüğümüzde, dikkatimizi ve ilgimizi çekmesi bizde o kişiyi tanımak için bir merak duygusu uyandırır. Brooks, bunu kişinin “vitrini” olarak tanımlar. Nasıl ki bir mağazaya ilk başta çekilmemizi sağlayan vitrin önem taşıyorsa, karşımızdaki kişiye uyanan ilgi de aşık olma sürecini başlatmak için aynı şekilde önemlidir.
Nörotransmiterler devreye girer
İlk çekilme yaşandıktan sonra, ilgi duyduğumuz kişiyi tanıma evresine geçeriz. Bu noktada, Brooks’un ikinci adım olarak nitelendirdiği kimyasal tepkimeler; yani noradrenalin ve dopamin adlı nörotransmiterler devreye girer. Dopamin, bir tür ödül hissi uyandırır. Bu sayede karşımızdaki kişinin mesajlarını beklemeye, bir sonraki buluşma için heyecanlanmaya başlarız. Noradrenalin ise öfori ve mutluluk hissi yaratarak aşk olarak adlandırdığımız yüksek duyguları yaratır. Bu iki kimyasal sayesinde, partnerimizle birlikte olma arzusu çok güçlü bir şekilde ortaya çıkar ve daha fazla birlikte zaman geçirmeye başlarız. Bu kimyasal sürecin amacı, karşımızdaki kişiyi daha yakından tanıyarak gerçekten uyumlu olup olmadığımızı görmektir.
Serotonin seviyeleri düşüşe geçer
Arthur Brooks, aşık olmanın üçüncü evresinde serotonin seviyelerinin düşüşe geçtiğini belirtir. Serotonin düşüşü bu evrede etkisi prefrontal kortekste ortaya çıkan ve “ruminating” olarak adlandırılan kısır bir düşünce döngüsünü tetikler. Bu döngüde, neredeyse durmaksızın karşımızdaki kişiyi düşünmeye başlarız. Bir tür duygusal takıntıyı ve sahiplenme hissini tetikleyen bu durum, her zaman olumlu hissettirmese de karşımızdaki kişiye odaklanmamızı sağlar. Bir sürü farklı kişi arasından odağımızı tek bir özneye indirgemiş oluruz. Bu da ileriki adımlarda gerçekleşecek olan bağlanma için bir ön hazırlık sağlar.
Bağ yaratmak
Arthur Brooks’a göre bir ilişkide ulaşmak istediğimiz evre, hayvanlarda da görülen ve “eş bağı” olarak adlandırılan bir yakın ilişki türüdür. Brooks, hem içgüdülerimiz hem de doğamız gereği gerçek arzumuzun aşık olduğumuz kişi ile hayatımız boyunca sürecek tek eşli bir ilişki olduğunu savunur. Bu tek eşli bağın oluşmasında rol oynayan hormonlar ise oksitosin ve vazopressindir. Oksitosin, dokunuş yoluyla; vazopressin ise bir zorluğu atlattıktan veya bir problemi çözdükten sonra salgılanır. Bu iki hormon, hem kadınlarda hem de erkeklerde bağlanma hissini güçlendirir. Yakın bir fiziksel bağ ve deneyimler ile kişiler artık bu yolda birlikte yürümeye başlar.
Nasıl aşık kalırız?
Beşinci ve son aşamada, oluşturduğumuz bağı sürdürmeyi hedefleriz. Brooks’a göre, ilk aşamalar tutku ile bağlanmayı sağlarken ilerleyen adımlar ilişkiyi arkadaşça paylaşım ve yakınlığa dönüştürür. Aşık kalabilmek için bir önceki adımda oluşan bağı ve oksitosin ile vazopressin hormonlarını sürekli aktif halde tutmak önemlidir. Partnerinizin gözlerinin içine bakmak, dokunmak, birlikte bir takım gibi hareket etmek ve sorunların üstesinden beraber gelebildiğinizi aktif olarak göstermek, bunu sağlayacaktır.
Günümüz ilişkilerinde bu aşamaları nasıl kullanabiliriz?
Arthur Brooks, günümüz ilişkilerinin çoğunun ilk iki aşamada takılı kaldığını ve uzun süreli, anlamlı bağlar kurmakta zorlandığını vurgular. Özellikle dating uygulamalarının yaygınlaşmasıyla kişileri yalnızca çekicilik üzerinden değerlendirme ve onları gerçekten tanımaya yeterince fırsat vermeme eğilimi ilişkilerde önemli bir sorun haline gelmiştir.
Aşık olmanın nörokimyasal süreçlerini anlamak, birine hızla bağlandığımızı düşündüğümüzde veya takıntılı düşünce döngülerine kapıldığımızda bize yardımcı olabilir. İlk bakışta olumsuz görünen bu durumlar, aslında karşımızdaki kişiyi daha yakından tanımayı ve aramızda gerçek bir uyum olup olmadığını anlamamızı sağlayan doğal aşamalardır. Güçlü bir ilişki kurmak için ideal olan dördüncü adıma ulaşmak olsa da önceki aşamalardan geçmeden sağlıklı ve kalıcı bir bağ oluşturmak mümkün değildir.
Bu süreçlerden geçerken romantizmin içinden doğan en yakın arkadaşlığı ve yoldaşlığı bulmayı hedefleyebiliriz. İyi bir partner olup olmadığımızı ise çekimle başlayan tutkuyla devam eden ve uyumla tamamlanan bu yolculukta keşfederiz. Bu nedenle olabildiğince bu süreçlerden geçmek ve deneme-yanılma yoluyla ilerlemek doğru kişiyi bulmak adına çıktığımız bu yolculukta oldukça önemlidir.
Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!
