YAZAN: DİLA ATTEPE

Hepimizin bilinçaltında kendine yer edinmiş dışarı çıkmayı bekleyen düşünceler vardır. Korkularımız, kaygılarımız, ağrılarımız ve kötü alışkanlıklarımız gibi bizlere olumsuz etkileri olan unsurlar da genellikle bu düşüncelerin çözülmemesinden kaynaklanır. Bu noktada bir çözüm arayanlara hipnoterapi bir yardım eli uzatıyor! Dr. David Spiegel, hipnoterapinin ne olduğunu ve nelerin tedavisinde kullanıldığını açıklıyor!


Hipnoterapi nedir?

Hipnoterapi, hipnoz ile kişinin bilinçaltı düzeyine inerek, odaklanması ve rahatlaması sağlanarak yapılan bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Hipnoterapi, kaygı ve stres yönetimi, travma sonrası bozukluğu gibi ruhsal rahatsızlıkların tedavisinin yanı sıra fiziksel acıyı ve uyku bozukluğunu gidermek için de kullanılabiliyor.

Erken yaşlarda yaşadığımız travmatik olayların üzerimizdeki etkilerini çözmek için hipnozun psikoterapide kullanılması Freud tarafından başlatılmış. Bu tedavinin ana fikri yaşadığımız olumsuz etkilerin önce farkına varılması sonra da değiştirilmesinden geçiyor. Hipnozun bir uzman eşliğinde yapılmasıyla daha etkili bir sonuç alınabiliyor fakat ağrıyı hafifletme veya stres sorunları için kendi kendimize de hipnozu kullanabiliyoruz.

Hipnoterapi sürecinde beyinde neler oluyor?

Dr. Spiegel, hipnoterapi sırasında insan beyninde neler olduğunu gözlemlemek için tomografi ve MRI’ı içeren bir çalışma yapıyor. Bu çalışma sonunda ise 3 şeyin meydana geldiği sonucuna varıyor.

Birincisi, kişi hipnoz halindeyken beynin dikkat ağı olarak da adlandırılan belirginlik ağının bir parçası olan ön singulat korteksinde aktivite azalıyor. Örneğin, dışarıda yüksek bir ses duyup kafamızı çevirdiğimizde bu belirginlik ağı harekete geçiyor ve bize bir şeyin yanlış gittiğini bu yüzden dikkat vermemiz gerektiğini söylüyor. Hipnoz sırasında bu sistemin aktivitesinin azalması ile beyin dikkatini olanlardan uzaklaştırıyor ve odaklanmamız kolaylaşıyor.

İkinci olarak, hipnoterapi, beynimizdeki sol dorsal lateral profrontal korteks arasındaki fonksiyonel bağlantı artıyor. Beynimizin bu yeri, yönetici kontrol ağımızın ve zihin-beden arası bir iletici kanal olan insula’nın bir parçası olarak kendini gösteriyor. Vücudumuzdaki genel kontrolü sağlıyor ve vücudumuzda olan biteni algılamamıza yardımcı oluyor. Hipnoz sırasında ise bu sistem vücut ve beyin arasındaki bağlantımızı yoğunlaştırıyor.

Üçüncü olarak ise, hipnoz sırasında beyindeki varsayılan mod ağı pasif duruma geçiyor. Bu ağ boş kaldığımız zamanlarda faaliyete geçen bir sistem. Kendimize “Ben kimim? İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?” sorularını sorduğumuz ve üzerine düşündüğümüz zamanları, varsayılan mod ağı yönetiyor. Hipnoz sırasında bu ağ çalışmadığında kim olduğunuz ve kim olmanız gerektiği hakkındaki düşüncelerinizden kopabileceğiniz bir durum içerisinde oluyorsunuz.

Herkes hipnoz olabilir mi?

Dr. Spiegel hipnozun en çok çocuklarda işe yaradığını söylüyor. Çocukluk döneminde beyin yetişkinliğe göre daha boş bir durumda. Öğrenecek çok şeyimizin olduğundan hayal gücü ve gerçeklik arasında oldukça ince bir çizgi oluyor. Bu yüzden çocukluk döneminde hipnoz olmaya daha yatkın bir halde oluyoruz.

Spiegel, hipnozun farklı seviyelerde etki ettiği insanları şair, diplomat ve araştırmacı olarak 3 gruba ayırıyor. Şairler, hipnoza en yatkın olan grup olarak karşımıza çıkıyor. Dikkatlerini bir şeye verdiklerinde dış dünyadan koparak hayal dünyalarında kayboluyorlar. Diplomatlar ise hipnoz tecrübesinde durup bunları dışarı yansıtabilenler oluyor. Son grup olan araştırmacılar ise farklı tecrübeler arasındaki farkları anlamak istiyorlar. Bu grup hipnoza en az yatkın olan grup olarak kendini gösteriyor. Mantıklı bir bakış açısı ile yaklaşıldığında hipnozdan etkili sonuçlar alabiliyorlar.

Hipnoterapi hangi alanlarda işe yarıyor?

Dr. Spiegel’a göre hipnoterapinin en çok etkili olduğu nokta fiziksel acıların dindirilmesi. Migren, eklem ve kas ağrıları gibi kronikleşmiş rahatsızlıklarda hipnoterapi ile etkili bir sonuç alınabiliyor. Bu ağrıların kökü genellikle beyinde yer ediniyor ve bizlere fiziksel olarak etki ediyor. Spiegel, bir seansı sırasında hamile bir kadının ağrıyı dindirmek için yaptığı ne varsa ona odaklanmasını sağlıyor ve beyindeki tepki mekanizmasında önemli bir düşüş olduğunu gözlemliyor. Uyaranlara verilen tepki azaldıkça hissedilen ağrı da azalıyor.

Bunun yanında hipnozu kaygı ve stresle baş etmek için de kullanabiliyoruz. Spiegel hipnoz sırasında insanların vücutlarını rahat hale getirmelerini ve problemi hemen çözmeye çalışmak yerine öncelikle strese verilen somatik tepkiyle ilgilenmelerini öneriyor. Hipnoz sırasında, vücuttaki kas gerginliği, kalp atış hızı ve terleme gibi tepkilere odaklanarak hissetmemeye başlıyorsunuz. Bunu bir kez yaptıktan sonra, stresin vücudunuzu nasıl etkilediğini yöneterek stresi kontrol altına alabiliyorsunuz.

Dr. Spiegel, hipnoterapinin alışkanlıkları bırakma konusunda da faydalı ve etkili bir yöntem olduğunu söylüyor. Bilinçaltı düzeyde düşüncelerin kontrolü ile kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün oluyor. Örneğin sigarayı bırakmak istiyorsanız, öncelikle sigaranın üzerinizde yarattığı etkiye odaklanarak başlıyorsunuz. Sonrasında “Sigara vücudum için bir zehirdir.”, “Yaşamak için bedenime ihtiyacım var.”, “Bedenime saygı ve koruma borçluyum.” cümleleri ile düşüncelerinizi yönlendirebiliyorsunuz. Hipnoz sırasında bu düşünceleri benimseyen beyniniz alışkanlığı bırakmaya yardımcı oluyor.

Meditasyon ve hipnoz arasındaki fark ne?

Pek çok insanın tercih ettiği bir yöntem olan meditasyon da tıpkı hipnoz gibi rahatlamayı ve odaklanmayı merkezine alıyor. Aralarındaki en belirgin fark ise meditasyonun Doğu’ya, hipnozun ise Batı’ya ait bir pratik olması. Meditasyonun kasıtsız ve deneyimsel doğası, onu hipnozdan ayıran en temel özellik olarak kendini gösteriyor. Hipnoz, belirli bir soruna odaklanıp çözmeyi amaçlıyor. Meditasyon ise bir amaç olmaksızın içsel deneyime değer veriyor.



Dila Attepe

1999 yılında Ankara’da doğan Dila, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Bitirme tezini kadınlarda beden algısı üzerine yazdıktan sonra kişisel gelişim ve psikoloji alanına yöneldi. Live to Bloom’da editör olarak çalışmaya başlayan Dila, beden algısı ve zihinsel sağlığı geliştirme konusundaki farkındalığı sayesinde sağlıklı yaşam camiasına ilham...



BLOOM SHOP