YAZAN: ARZU ÖZEV
FOTOĞRAF: GOOP

Belli bir yaştan sonra, günlük hayatın kargaşasına kapılıp çocukluğumuzu geride bırakıyoruz. Ancak biz her ne kadar çocukluğumuzu geride bıraktığımızı düşünsek de içimizdeki çocuk yaşamaya, bizimle bilinçaltımızdan çeşitli yollarla iletişim kurmaya devam ediyor.


Günlük hayatımızda verdiğimiz duygusal tepkilerin çoğu çocukluğumuzla bağlantılı

Bizi mutlu ve mutsuz eden, öfkelendiren, içimizde çeşitli duygusal salınımlara sebep olan şeylerin pek çoğu çocukluğumuzdan gelen anılarla, bu anılar sonucu vardığımız çıkarımlarla ve oluşan kök inançlarımızla ilgili. Çocukluğumuz nasıl geçmiş olursa olsun, izleri bizimle yaşamaya ve içimizdeki çocuk çeşitli yollarla bilinçaltımızdan bizimle iletişim kurma çabasına devam ediyor.

Örneğin, çocukluğunuzda baskı altında büyüdüyseniz, bu baskı iç sesiniz olarak konuşmaya devam ediyor ve ebeveynleriniz artık orada olmasa da kendi kendinizi kısıtlıyor ve baskı altında tutuyor olabilirsiniz. Sizi ilk yetiştiren kişiler tarafından umursanmadıysanız, o umursanmamış kırgın çocuk büyüdüğünde yersiz alınganlıklarıyla sevdiklerini yoruyor olabilir. Çocukluğunuz suçluluk duygusu içinde geçtiyse, günlük yaşamınızda yaptığınız ve yapmadığınız pek çok şeyden dolayı yerli yersiz suçlu hissediyor olabilirsiniz. Belki de korkuyla büyütülmüş bir çocuktunuz ve yaşamla nasıl baş edeceğinizi bilmediğiniz için kolayca depresyona giriyorsunuz. Ebeveynleriniz sizden hep iyi notlar getirmenizi istedi ve çıtayı çok yükseğe koydularsa, bugün hırslı ve mükemmeliyetçi olmanın bedellerini ödüyor olabilirsiniz.

İçimizdeki çocuk büyüdüğünde ne yaşanıyor?

İçimizde baskı altındaki, umursanmamış, suçluluk ya da korku dolu, bir yarış atı gibi koşturulmuş çocuklar görülmeyi, duyulmayı, anlaşılmayı ve hapsoldukları alanlardan çıkarılmayı bekliyorlar. Bunun gibi, değersizlik, yalnızlık, terk edilmişlik, reddedilmişlik, dışlanmışlık, sevgisizlik, güvensizlik duyguları içindeki çocuklar da… Kısacası, yaşamımızın ilk yıllarında işitsel, görsel ya da dokunsal olarak aldığımız bilgiler ve bu bilgiler sonucu oluşan çıkarımlarımız bugün hala bizi, seçimlerimizi, duygu durumumuzu, hayat karşısında verdiğimiz tepkileri, kısacası yaşam örgümüzü etkiliyor.

İletişime geçmeyi erteleme sebebimiz ise “acı”. Hiçbirimiz acı çekmek, acıyla yüzleşmek istemeyiz, bu çok doğal. Ancak acı çeken taraflarımızı görüp şifalandırmadığımız sürece, karmik döngünün içinde savrulmaya devam ediyor, özgürleşemiyoruz.

İçimizdeki çocukla nasıl iletişime geçebiliriz?

İçimizdeki çocukla bağlantıya geçmek, küskün taraflarımızla barışmak bizi hayata karşı daha güçlü kılarken, duygusal yaralarımızı iyileştirmemize de yardımcı olur. İçimizdeki kaosu dindirme fırsatı yaratır, kendimizi ve davranışlarımızın kökenlerini çok daha iyi anlayabilmemizi sağlar. Bu içsel farkındalık, bu döngüleri dönüştürmemize ve nihayetinde özgürleşmemize yol açar.

  • Duygularınızı tetikleyen anları fark edin. Nerede tepkiselleşiyor, tetikleniyor, öfkeleniyor, kızıyor, yemeğe saldırıyor, alınıyor ya da söylenmeye başlıyorsunuz? Neler sizi sevindiriyor, mutlu ediyor?
  • Çocukluğunuzu gözden geçirin, acı anıları fark edin. Bunu tek başınıza değil, güvendiğiniz, şefkatli bir terapistin yardımıyla yapmanızda fayda var.
  • Her gün içinizdeki 5 yaşındaki çocuğu, 5 yaşındaki halinizi ziyaret edin, ona gülümseyin ve “Seni görüyorum ve şefkatle kucaklıyorum.” deyin.
  • Sevgi, şefkat, görülmek, güven, kabul görmek, değerli ve yeterli hissetmek, anlaşılmak her çocuğun en temel ihtiyacı. Karşılanmayan bu ihtiyaçları kendinize verebilirsiniz. Çocukken neye ihtiyacınız vardı ve karşılanmadı? Hangi yönlerden anlaşılmadınız? Bunları tespit edin. Bu süreci yine bilinçli bir rehber yardımıyla gerçekleştirebilirsiniz.
  • İçinizdeki seslerle tanışın: Kendinizle nasıl konuşuyorsunuz? Bir hata yaptığınızda kendinizi cezalandırıyor musunuz? İçinizde suçluluk ve utanç duyguları mı hakim? Değerli ve önemli olduğunuzu hissediyor musunuz? İç sesiniz gaddar mı yoksa şefkatli mi? Bu iç sesleri hangileriyle değiştirmek istersiniz?
  • Görülmeyi, duyulmayı bekleyen o çocuğa bir mektup yazın.
  • Çocukça şeyler yapın, parkta oynayın, kendinize balon alın, ortalığı karıştırın, yastık savaşı yapın, yatakta zıplayın!


Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...



BLOOM SHOP