Hepimizin en büyük korkularından birisi kalp kırıklığı. Ama tıpkı Mevlana’nın da dediği gibi büyümek için, evrenle, sevdiklerinle olan bağını güçlendirmek için “Kalbini ta ki açılana kadar kırmak zorundasın.” Çünkü kalbin kırıldıkça kendini keşfedeceksin, sen ne kadar kapattım zannetsen de kalbini belki daha da çok sevmeye ve sevilmeye açacaksın. Diğer insanların senin aynan olduğunu anlayacak, kendinle yüzleşeceksin. Her deneyimle beraber biraz daha büyüyecek belki biraz daha içindeki çocukla barışacaksın. 

Şimdi bir düşünün; ilk sevgilinizi sevdiğiniz şekille bugün yaşadığınız ilişkideki sevme şekliniz aynı mı? Beklentileriniz, hayal kırıklıklarınız, verdikleriniz… Her geçen gün biraz daha değişip biraz daha törpülenmiyor mu? Tıpkı bu değişim gibi kalbimizi sonsuz sevme ve sevilmeye açmak da bizim elimizde. 

İlginizi çekebilir: Bir Başkasını Sevmenin Kriteri: Önce Kendini Sevmek

7 temel çakradan göğsümüzün tam ortasında yer alanı, koşulsuz sevginin merkezi kalp çakramız!

Bu çakra 21-28 yaş aralığında gelişir, zaten bir düşünün bu yaşta yaşanan aşklar hep çok ateşli ve fırtınalıdır. Kalp çakramızdaki enerji akışı dengeli olmadığında keder, üzüntü, kıskançlık gibi duyguların yanı sıra göğüs, akciğer hastalıkları gibi fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkar. Peki kalp çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirip hem kendimizi hem de başkalarını nasıl koşulsuz ve sonsuz bir sevgi ile sevebiliriz? 

Kalp çakrası ve sevgi çoğu zaman romantik ilişkilerle anılıyor olsa da kalp çakramızı açmak için başkalarını sevmek, onlara nazik ve şefkat dolu davranmak yeterli değildir. İlk önce kendimizi sevmemiz ve kendimizi sonsuz bir şefkat ile kucaklamamız gerekir. Kalp kırıklığından ölmüyoruz ama kalp krizinden ölüyoruz. Kalp krizi de kendimize gösterdiğimiz sevginin bir geri yansıması değil mi?

Başkalarını sevmek ya da onlar tarafından sevilmek için büyük zırhlar kuşanıyoruz. Öncelikle bu zırhlardan arınmamız ve kendimizi tüm eksikliklerimiz, tüm yaralarımızla sevmemiz gerekir. Çünkü kendimizi sevmezsek başkalarını da sevemez ya da onlar tarafından sevilmeyiz. Başkalarını gerçekten sevmeye başlamak için önce içimize dönmeli ve ilk adımı kendi kalbimize atmalıyız. Reiki ile kalp çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirebiliriz. Peki nasıl?

İlginizi çekebilir: Kalp Çakrasındaki Enerji Akışını Dengeleyen Besinler

Reiki ile henüz yolunuz kesişmediyse ve kalp çakranızda bir tıkanıklık olduğunu düşünüyorsanız neler yapabilirsiniz? 

  • Kalp çakranıza yeşil/pembe bir ışığın dolduğunu, burayı şifalandırdığını, buradaki tüm blokajları temizlediğini hayal edin.
  • Doğada vakit geçirin. İster ağaca sarılarak, ister çimlere basarak, ister bir çiçeği seyrederek evrene size verdiği sonsuz sevgi ve şefkat için teşekkür edin.
  • Her sabah aynanın karşısında kendinize içten bir gülümsemeyle bakın ve “Seni gerçekten çok seviyorum” diyin.
  • Fiziksel duruşunuza dikkat edin ve sürekli dik durmaya çalışın. Unutmayın kalp çakrasını açmanın ilk adımlarından biri kalp bölgesini açmak. Kendinizi savunmasız hissettiğinizde sırtınızın nasıl kamburlaştığını gözlemleyin ve içinizden kalbinize şifa göndererek tekrar duruşunuzu düzeltin.
  • Kendinize pembe ya da yeşil bir kalemle aşk mektubu yazın. Hayatınızın aşkına yazıyormuşsunuz gibi kendiniz hakkında sevdiğiniz her şeyi kendinize anlatın. 
  • Her gün en az beş dakika da olsa Metta meditasyonu yapın. 

Unutmayın kalbimizi açmak ilk önce kendimizi sevmekten başlar ve açık bir kalp sonsuz sevgi alıp verebilir. 

Hande Özakhun & Aybike McDonough

Uzun yıllardır kurumsal firmaların pazarlama departmanlarında çalışan Hande ve Aybike, “ben ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, ne üretiyorum, varoluş amacım ne” gibi sorulara yanıt ararlarken Reiki, EFT, Mutluluk Kolay ve Mindfulness gibi farklı şifa yöntemleriyle tanıştılar. Uzun yıllar süren eğitimlerden sonra bu öğretilerde uzmanlaşıp eğitmen oldular. Şuan Reiki seansları yapıyor...

DAHA FAZLASINI OKU