Yaşamımızda aradığımız destek noktalarından bir tanesi de şefkat aslında. Romantik ilişkilerde, arkadaşlık ilişkilerinde ya da aile ilişkilerinde hissedilen şefkat, bizim destek mekanizmalarımızdan bir tanesi. Bir ebeveynin çocuğuna şefkat ile yaklaşması nasıl hoşumuza gidiyorsa, minik bir kedi yavrusuna gösterilen şefkat de bize gösterilen şefkat de bir o kadar hoşumuza gidiyor. Biliyoruz ki şefkat beraberinde sevgi, incelik, düşünce ve narinlik getirecek. İçimizde barındırdığımız sevgi, saygı, şefkat, anlayış ve sabrı hep dışımıza atmaya çalışıyoruz farkında mısınız? Zoru yapmaya çalışıyoruz. İçimizde kök salmış o güçlü enerjiyi çıkarmaya ve dağıtmaya çalışıyoruz. Halbuki içimizde büyütüp sonra dışarıya dağıtmamız gerekiyor. Önce kendimizi besleyip ardından çevremizi doyurmamız gerekiyor.

Kendine şefkat göstermek nedir?

Kendine şefkat göstermek, bireyin kendisiyle dost olabilme becerisidir. Kendine, iyi bir arkadaşına davranacağı gibi nazik, anlayışlı, destekleyici ve özenli davranabilmeyi öğrenmek demektir. En iyi arkadaşımız kendimiziz. İçinde yaşadığımız beden, üzüldüğümüzde gözümüzden akan yaş, heyecanlandığımızda hızlanan kalp, utandığımızda kızaran yüz bizim.  Ama ilginçtir ki en sert ve en düşmanca davrandığımız kişi de kendimiziz. Yoğun çalışma temposu, karmaşık ilişkiler, yetişmesi gereken işler, dar vakitler ve tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de kendimize koyduğumuz yüksek standartlar…

Herhangi bir durumda (üstesinden gelmemiz gereken bir engel, çözmemiz gereken sorunlar, tanımlayamadığımız duygularımız, içinde bulunduğumuz mod gibi) kendimize nazik olabilmeyi deneyerek öğrenmeliyiz. Kendimizi ayıplamadan, kabullenip anlamaya çalışarak. Çünkü bunların sonucu aslında sadece çatışma, stres ve tükenmişlik içeren bir döngü. Başarısız olmuş olabiliriz. En azından denedik, çabaladık, öğrendik ve geliştik. Yani aslında “başarısız” olduğumuzda bile başardık.) Ama kendimize karşı yıkıcı olmaktan vazgeçmeliyiz.

Nasıl kendimize daha şefkatli yaklaşabiliriz?

On yıllardır acımasızca koşullanmalara maruz kaldık. Evet bunu değiştirmek biraz sancılı bir süreç olabilir, olacaktır da. Ancak her gün kendimize biraz şefkat gösterirsek, bu süreçte ne kadar güçlendiğimizi göreceğiz. Bu süreçte kendimizle ilişkimizin ve yaşam sevincimizin, sevgimizin dönüşümüne de şahit olacağız. Hep dışarıda olduğunu saydığımız şefkat aslında bizde. İçimizde, özümüzde.

  • Gülümseyin kendinize. Aynada kendinize bakıp gülümseyin, gördüğünüz yansıma en değerli hediye. Aynaya bakarak gülümsemek başlarda size komik gelebilir, o zaman iş yerinde masada otururken gözünüzü kapatın ve küçük bir tebessüm edin kendinize.
  • Sarılın kendinize. Her şeyden önce kendi enerjiniz sarsın sizi.
  • Sorun kendinize. Canınızın ne istediğini, sizi mutlu/mutsuz eden, iyi/kötü gelen yiyecekleri, yerleri, insanları, müzikleri…. Sorun ve hangisini istiyorsanız onu sağlayın kendinize.
  • Şefkat gösterin kendinize. Biz ne kadar iyiysek, hayat o kadar güzel.


Selen Kelecek

1988 yılında doğan Selen, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü'nden mezun oldu ve Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Egzersiz ve Sportif Performans Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Hacettepe Üniversitesi, Sporda Psiko-Sosyal Alanlar üzerine doktorasını bitiren Selen, Başkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta. Yarışmacı olarak yer aldığı aktif spor hayatının ardından, farklı...



BLOOM SHOP