Cinsel travma toplumumuzda düşündüğümüzden daha sıklıkla yaşanıyor. Özellikle kadınların ve çocukların hedef alındığı cinsel amaçlı saldırıların sayısı ve şiddeti, ne boyutta olursa olsun, her geçen gün artıyor. Öte yandan bu saldırıların neden yapıldığı, nasıl önüne geçilebileceği ve saldırıya maruz kalan kişilerin iyileşme süreci yeteri kadar konuşulmuyor. Birçok insan, buna kadınlar da dahil olmak üzere, hangi davranışların cinsel saldırı olarak sayılabileceğinin farkında değil. Bu konuda Türkiye’ye ait istatistikler yetersiz kalsa da dünya çapındaki verilere göre kadınların %35’i fiziksel ve/veya cinsel şiddete uğruyor. Bu da yaklaşık olarak 3 kadından birinin cinsel olarak şiddete maruz kalmış olabileceği veya böylesi bir travma yaşamış birini tanıdığı anlamına geliyor. Cinsel şiddetin kadın, çocuk ve toplum sağlığı üzerinde kapanamayacak bir yara bırakmaması için Klinik Psikolog Nazlı Kocabaşa ile cinsel travmadan iyileşebilmek üzerine konuştuk. 

İlginizi çekebilir: Travma Sonrası İyileşmede Toplumsal Dayanışmanın Rolü

Cinsel travma nedir, hangi tür travmalar cinsel travmadan sayılır?

Psikolojik travma, kişinin bir anda kendi güçsüzlüğü ve çaresizliğiyle yüz yüze kaldığı, ruhsal dengesini sarsan bir durumdur. Cinsel travmaysa, baş etmesi en zor psikolojik travmalardan birisidir. Kişinin istemediği halde maruz kaldığı her türlü cinsel yakınlaşma, cinsel mesaj ya da cinsel saldırı, travma yaratabilir. Bunu yaşamış olan ve yaşamakta olan kişilerin sayısı sandığımızdan çok daha fazla. 

Cinsel travmalar kişinin hayatında kendisini hangi şekillerde gösterebilir?

Cinsel bir istismar sonucu travmatize olmuş kişilerin çoğunluğunun, bu durumu kendilerine sakladıklarını görüyoruz. Bazen korktukları için, bazen suçlu hissettikleri için, bazen kendilerine inanılmayacağını düşündükleri için, bazen de başka sebeplerden ötürü yaşadıklarını başkalarıyla paylaşmıyorlar. Bir yakınıyla paylaşabilme cesaretini gösterebilmiş olan küçük bir grup mağdur ise ya kınanmış, ya azarlanmış ya da bir şekilde konunun kapanıp gittiğini görebiliyorlar. Ne yazık ki hak ettikleri desteği görenlerin sayısı çok az. 

Hal böyle olunca cinsel anlamda travmaya uğramış kişide, dış dünyaya karşı büyük bir güvensizlik oluşur. Bu kişilerde, diğerlerinin kendini incitebileceği, kötüye kullanabileceği ve zarar verebileceğine dair düşünceler oluşmaya başlar. Artık onlar için dışarıdaki dünya ve insanlar kötüdür. Bu fikirle birlikte yakın bağlar kuramamaya başlarlar ve var olan bağları zayıflar. Kendilerini korumak için görünmez bir duvar örerler. Şüphecilik baş gösterebilir ve başkalarının iyi niyetlerini sorgulayabilirler. 

Cinsel travmanın bir diğer sonucu kişinin kendisini kusurlu, eksik ve kirlenmiş hissetmesi olabilir. İlişki içinde kendisini bir başkasına layık göremeyebilir. Bu sebeple aşırı fedakarlıklar yapabilir, boyun eğici davranışlar sergileyebilir ve hakkını savunamayabilir.

Cinsel travma sonrası kişinin yaşamı nasıl etkilenir? Bu etkiler ne kadar sürer?

Bu konuda cinsel istismarın detayları devreye giriyor. Kişi hangi yaşta buna maruz kaldı? İstismar ne kadar devam etti? Kim tarafından istismar edildi? Bu durumu birisiyle paylaştı mı, paylaştıysa nasıl bir reaksiyon aldı? Bu soruların cevapları çok önemli. Ama genel bir cevap vermem gerekirse, cinsel travmalar, birkaç haftada içinden çıkılabilecek kolay durumlar değildir. Hem fiziksel, hem ruhsal hem de davranışsal zorluklar yaşanır. Fiziksel anlamda baş dönmeleri, mide bulantıları, baş ağrıları, kalp çarpıntıları, titremeler, göğüs ağrısı, bayılma hissi ve yorgunluk en sık görülen semptomlardandır. Ruhsal anlamda, korku, kaygı hali, depresif hissetme, yoğun suçluluk, pişmanlık, hayal kırıklığı ve öfke en sık görülen semptomlardandır. Bazen de kişide inkar durumu oluşabilir, böyle bir olay yaşanmamış gibi davranıp bastırabilir. Bu da hiç sağlıklı bir tepki değildir. Davranışsal olarak da insan ilişkilerinde sorun yaşamaya başlama, kendini herkesten soyutlama, daha kontrolcü davranmaya başlama gibi belirtiler görülebilir. 

Travmanın beyindeki etkisini de minik bir özetle açıklamak isterim. Normal şartlarda, beynimiz, gün içinde kendisine gelen her bilgiyi işler ve işlevselleştirir. Duygular, düşünceler, sesler, kokular, bedensel duyumlar, tüm imgeler birbirleriyle ilişkilendirilerek depolanır. Bu ilişkilendirilmeler sayesinde öğrenmelerimiz gerçekleşir ve günlük hayatta bunları kullanırız. Fakat ani, beklenmedik, dehşet ve panik uyandıran bir olay olduğunda beynin bu sistemi bozulur. Beyin travmatik bilgiyi diğer bilgilerle ilişkilendirip depolayamaz. Travmatik bilgi içindeki tüm duygular, düşünceler, sesler, kokular, bedensel duyumlarla birlikte işlenmeden beynimizin bir bölümünde asılı kalır. Bu sebeple de tetiklenmeye çok açıktır. Örneğin, olayın üzerinde zaman geçmiş olsa da travmatik durumun içindekine benzer bir ses ya da koku duyduğunda hemen tetiklenebilir ve kişi o travmatik anıyı tamamen ya da kısmi olarak yeniden yaşayabilir. Dolayısıyla özellikle ilk aylarda bu tetiklenmeler, kötü kabuslar ve olay anının göz önüne gelme durumu sık olacaktır ama zaman içinde bunun dozunun azalmasını  bekleriz. Herkesin temposu farklıdır o yüzden kişi kendisini yine kendisiyle mukayese ederek bunu anlamaya çalışmalıdır. “Geçen haftaya göre bir tık bile olsa daha iyi miyim?” diye sorabilirsiniz kendinize.

Eğer aylar geçmesine rağmen ruhsal ve fiziksel semptomlarda hiç azalma olmuyor, hatta artmalar oluyorsa travma sonrası stres bozukluğundan şüphelenilebilir.

Kişinin hatırlayamadığı, henüz farkında olmadığı cinsel travmalar hayatını etkiliyor olabilir mi?

Evet, diğer bütün travma çeşitlerinde olduğu gibi cinsel travmalarda da bu mümkün. Kişi bazen travmaya maruz kaldığı dönemde, farkında olmadan, bu durumla baş edemeyeceğini düşünerek bu bilgiyi inkar etme yoluna gidiyor. Göstermesi gereken tepkileri göstermiyor, bastırıyor. Tüm bunlar bilinç dışı süreçte gerçekleşiyor. Kişi kendi kendine “Ben bu olayı unutayım.” deyip unutmuyor, beyin onu kendi yarattığı bir savunma mekanizmasıyla koruma altına alıyor. Ama bu halının altına süpürülmüş olan olay kendi kendine yok olup gitmiyor, kişiye tüm hayatı boyunca sorunlar, tıkanıklıklar çıkarabiliyor. 

Bu unutulan hatıralar genelde psikoterapi sürecinde, olayın üstünden uzun yıllar geçmiş olsa da tekrardan hatırlanıyor. Bugün yaşanılan sorunlarla, geçmişteki bu anı arasındaki bağlantılar kuruluyor. Zamanında verilmesi gereken ruhsal reaksiyonlar, yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. 

İyileşme süreci nasıl gerçekleşir?

Olayın üzerinden zaman geçtikçe düşüncelerimiz daha gerçekçi ve mantıklı bir hal almaya başlıyor, duygu yoğunluğumuz ve kabuslarımız yavaş yavaş azalıyor. Yeni anılar biriktirmeye başlıyoruz. Başka konuların ilgimizi çekmeye başladığını fark edebiliyoruz. İşimize ya da diğer konulara odaklanabilme yetimiz artıyor. Olayı düşündüğümüzde hala kendimizi kötü hissetsek de günümüzü sürekli bunu düşünerek geçirmemeye başlıyoruz. 

Tekrar hatırlatmak isterim ki bu süre kişiden kişiye göre değişmektedir. Kişinin, ciddi bir şeye maruz kaldığını kabul etmesi ve kendinden gerçekçi olmayan beklentilere girmemesi gerekiyor. Cinsel travmalar, travma türlerinin en ağırlarından olduğu için de mutlaka profesyonel destek alınmalıdır.

Terapi sırasında kullanılan özel bir yöntem var mı? Varsa, bu yöntemin özelliği nedir?

Travma tedavilerinde en sık kullandığımız yöntem, EMDR’dır (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme). Bu terapi yönteminde hedef; geçmişte yaşanmış olan anının, terapi odasında yeniden işlenmesini sağlayarak, kişiyi o anıya duyarsızlaştırmaktır. 

Cinsel travmadan sonra tekrardan cinsellikten keyif almak mümkün olur mu?

Kişi eğer travması ile çalışmış, güvensizlik hislerini aşabilmiş, yakın bağlar kurabilir hale gelebilmişse, cinsellikten keyif alabilir. Terapideki amacımız, danışanın maruz kaldığı bu olumsuz anının tüm hayatını etkilemesini önlemektir. 

Cinsel travma yaşamış insanlara bir tavsiyeniz, yönlendirmeniz var mı?

Sabırlı olmalarını ve kendilerine şefkatli olmalarını tavsiye ederim. Bu yaşanılan olayın, kendi suçları olmadığına ikna olmalılar. Beden, yoğun stresle karşılaştığında ya savaşır ya kaçar ya da donakalır. Eğer istismar edilirken karşı çıkmadıklarını düşünüyorlarsa, bedenleri donakal tepkisini vermiş olabilir. Bu çok sık görülen bir reaksiyondur. Olayın etkisinden sıyrılmak için de kendilerine zaman vermeliler. Kolay olmayacak ama yavaş yavaş da azalacak, bunu akılda tutmakta yarar var. 

Terapi görme şansı olmayan insanlar için ne önerebilirsiniz?

Bir terapiste olmasa bile, güvenebileceğiniz birisine mutlaka açılın. Bu konuyu tek başına yaşamak çok zor olacaktır. Açılacağınız kişinin güvenilebilir, sakinliğini koruyabilecek, sizinle empati kurabilecek birisi olması çok önemlidir. 

Özellikler ilk haftalarda sıkça gözünüzün önüne gelebilecek flashbackler için nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Sırtınız dik bir şekilde rahat bir koltuğa oturup yavaşça burnunuzdan 3 saniyede nefes alıp, 2 saniye nefesi tutup, 3 saniyede ağızdan nefesi vererek rahatlayabilirsiniz. Bunun üst üste birkaç kez tekrar edebilirsiniz.

Dış dünya ile bağlı kalmaya devam etmelisiniz. İlk zamanlar bu çok zor gelse de kendinizi dışarıya kapamak uzun vadede size daha çok zarar verecektir. Sevdiğiniz, güvendiğiniz arkadaşlarınızla konuşmaya devam edin, açık havada vakit geçirin, yürüyüşler yapın, zihninizi birkaç saatliğine de olsa travmadan uzaklaştıracak etkinlikler bulmaya çalışın, film izlemek, bir hobi edinmek, spor yapmak olabilir.

Beslenmenize ve uykularınıza dikkat edin. Kendinizi alkole, maddeye ya da yemeğe vermeyin. Bedenimizi güçlü tutma, bu dönemlerde daha da önemlidir. 

İlginizi çekebilir: Korku ve Travmaları Dönüştürmek

Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP