MindBodyGreen’in kurucusu Jason Wachob’ın, kitleleri etkileyen konular hakkında uzmanlarla beraber yaptığı podcast’ler, pek çok kişinin daha sağlıklı bir hayata adım atmasını sağlıyor. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Doktorlarından Anna Yusim ile yapılan podcast ise maneviyat hissinin yaşadığımız psikolojik problemleri aşmamızda nasıl yardımcı olduğunu konu alıyor. İşte herkesin kendine pay çıkarabileceği hayata dair bir sohbet!

Anna Yusim kimdir?

Yale Üniversitesinde ders veren Psikiyatrist Anna Yusim, çok popüler olan “Zihin Sağlığı ve Maneviyat” programını hazırlıyor aynı zamanda en çok satanlar listesindeki “The Science of Spirituality” kitabının da yazarı.

Zor durumlar karşısında güçlenerek ilerlemek mi yoksa takılıp kalmak mı?

Anna Yusim, bakış açısı için hayatı nasıl yaşadığımızı ve olayları algılama biçimimizi etkileyen en önemli değişken diyor. Kontrolümüz dışında veya dahilinde, hayatımıza giren ve bize zorluk getiren her türlü olayı, olumlu yönleriyle ele almamız gerektiğinin altını çiziyor. Durum ne olursa olsun, iki seçeneğimiz olduğundan bahsediyor: Güçlenerek nasıl ilerleyebileceğimize odaklanmak veya zorluklara takılıp negatif bir zihin yapısıyla gelişimimizi baltalamak.

Kriz zamanlarında maneviyattan nasıl faydalanırız?

Yusim’e göre maneviyat ve psikiyatri kavramları, birbirine bağlı ve etkileşim içinde. Beraber kullanıldıkları zaman iyileşme süreci hızlanır ve bu sürece daha derin bir boyut kazandırır. Tabi bu durum, spiritüel inanışları olmayan insanlar iyileşemez veya spiritüel inanışı olanların bilime ihtiyacı olmaz anlamına gelmiyor.

Pek çok bilimsel çalışma da gösteriyor ki zihin sağlığı ve maneviyat birbirinden etkileniyor. Her insanın dünya görüşü birbirinden farklı ve herkese, kendi durduğu noktadan yardım etmek gerekiyor.

Maneviyatı güçlü olan insanlar, depresyon veya anksiyete durumlarında, ilk olarak manevi bir lider ararken, bazı insanlar da ilaç tedavisi konusunda aceleci davranıyor.

İlginizi çekebilir: Anksiyete ve Depresyonun Göz Ardı Edilebilen Fiziksel Nedenleri

Kriz dönemlerinde artış gösteren anksiyetenin temel nedenleri

Anksiyete olarak adlandırılan durum için insanların doğal bir parçası deniyor ve neden olduğu varoluşsal krizlerin altında 4 temel nokta aranıyor:

  1. Anlam ve amaç arayışı
  2. Yalnızlıkla mücadele
  3. Ölüm ve bitiş korkusu
  4. Özgürlük ve sorumluluk dengesi

Kriz süreçleri ise bu 4 temel noktanın hepsini tetikliyor. Pek çok kişi belirsizliklerin ve zorlukların hayatın bir parçası olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor. Özellikle belirsizliğin üzerimizde oluşturduğu baskının, tıpkı kömürü elmasa dönüştüren baskı gibi, bizi en iyi versiyonumuza taşıyabilecek bir fırsat olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Hayattan sürekli eğlence ve mutluluk beklemek gerçekçi değil. Belirsizlik hayatın çok büyük ve önemli bir parçası.

Bu durumu atlatabilmek için ise aşağıdaki gibi bir bakış açısı geliştirmek gerekiyor:

  • İçinde olduğumuz durumun mutlu yanlarını fark etmek veya en azından sabırlı ve farkında olmamız gerekiyor.
  • Düzenli olarak sürdürülen sosyal ilişkiler ve iletişim de bizi anksiyeteden koruyor.

Bilimsel çalışmalar maneviyat konusuna nasıl bakıyor?

Spiritüel pratikler, inanç ve şifa ritüelleri sağlık konusunda olumlu etkiler yaratıyor. Bilimsel araştırmalar, kiliseye giden insanların, gitmeyenlere göre, kansere yakalanma oranlarının daha düşük ve iyileşme oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Yusim, spiritüel kelimesinin anlamını ise şu şekilde açıklıyor:

Kişinin, kendisinden daha yüce bir varlıkla bağ içinde olması. Tanrı, ritüeller, doğa, kolektif bilinç, umut veya güven. Bunların hepsi farklı yollarla aynı güçlü etkiyi yaratıyor.

Dua etmek, biyolojik ve nörolojik bir süreci tetikliyor. Pek çok kişi, tanrı ile olan ilişkilerinin antidepresanlar sonucu değiştiğini söylüyor. Antidepresanlar, pek çok kişinin kalbini açıyor, duygularını açığa çıkarıyor ve daha önce hissedilmeyenleri hissettiriyor. Kişi spiritüel kavramlara ve meditasyona yakınlaşıyor. Fakat herkes farklı deneyimler yaşıyor.

Yusim’in anksiyeteye karşı önerileri

Anksiyete, geniş çaplı bir korku olarak tanımlanıyor. Herkes için tek bir doğru olmasa da anksiyeteye karşı genel geçer kurallar öne çıkıyor. Bir enerji olan anksiyeteyi dönüştürmek ve sistemden çıkarmak gerekiyor. Dışa vurmak, bastırmak, reddetmek, ertelemek veya teslim olmak bu enerjiden kurtulmanın yolları olarak karşımıza çıkıyor.

En etkili seçenek; teslimiyet olsa da teslim olabilmek, kontrolü bırakmak, kendinden daha büyük ve güçlü bir şeye inanmak anlamına geliyor. Bu da insan doğasına aykırı olduğu için bir hayli zor oluyor.

İlginizi çekebilir: Yoga Anksiyeteye İyi Gelir Mi? Bilimsel Çalışmalarla Yoganın Faydaları

Yusim zor anlarında ne yapıyor?

Kendim için önemli olan ve konuşmaktan zevk aldığım birini arıyorum ve duygularımı dile getiriyorum. Bazen yürüyüş yaparak enerjimi atıyorum. Duygu ile aramda güvenli bir alan yaratıp konudan uzaklaşmak için film izliyorum. Bu şekilde konuyu sonradan daha iyi ele alabiliyorum. Teslim olmayı deniyorum. Bu duygularla oturup kalıyorum. Meditasyon yapıyorum. Duyguları bedenimin farklı yerlerinde hissediyorum. Nefes alıyorum. Sonra bu duyguları ve hisleri bedenimden atabilmek için yazıyorum.

Podcast’e bu linkten ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Fonksiyonel Tıp ile İyi Yaşlanmanın Sırları



Sıla Bakır

1993 yılında doğan Sıla, lisans eğitimini 2017 yılında Bilkent Üniversitesi İletişim Tasarım Bölümü’nde tamamladı. Lisansüstü eğitimine devam etmeye karar vererek Politecnico di Milano’da Stratejik Tasarım Master’ı yapmaya başladı. Sağlıklı ve dengeli hayat tarzı konusundaki merakı sonucunda bol bol araştırma yapmakta, karşısında çıkan yeni fikirleri denemekten ve bunları paylaşmaktan büyük keyif...



BLOOM SHOP