YAZAN: DİLA ATTEPE
FOTOĞRAF: NICK RILEY BENTHAM

Dünyaya geldikten sonra düşüncelerimiz ve seçimlerimizle hayatımıza yön veriyoruz. Kişiliğimizin gelişimi sırasında yaşadığımız deneyimler ve bulunduğumuz ortamlar, düşüncelerimizi şekillendiren en büyük etkenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ünlü İngiliz terapist Marisa Peer, I Am Enough: Mark Your Mirror And Change Your Life adlı kitabında düşüncelerimizi değiştirmenin kişisel gelişimimizde nasıl bir etkisi olduğunu ve düşüncelerimizle kendimize pozitif bir değişimi nasıl getirebileceğimizi açıklıyor.


Marisa Peer kimdir?

İngiltere’nin önde gelen terapistlerinden biri olan Marisa Peer, 25 yıldan fazla bir süredir kraliyet ailesi, rock yıldızları, aktörler, olimpiyat sporcuları, CEO’lar ve medya kişiliklerinden oluşan geniş bir müşteri kitlesiyle çalışıyor. Ödül kazanmış “Hızlı Transformasyon Terapisi” yönteminin de yaratıcısı olan Peer, milyonlarca kişiye gelişim ve psikolojik yolculuklarında yardımcı oluyor. Bunlar dışında yetersizlik duygusu hissetmekte yalnız olmadığımızı hatırlatan radikal #iamenough (#benyeterliyim) hareketini başlattı. Marisa Peer, bu cümle ile zihnimizdeki düşünce kalıplarını değiştirerek kendimize olan inancımızı kazanmamızı teşvik ediyor.

Negatif düşüncelerimizin kökeni nedir?

Erken yaşlarda yaşadığımız olumsuz deneyimler, beynimizde yer edinir ve ileride yaşayacağımız hayata doğrudan etki ederler. Yetişkinlikte yaşadığımız yetersizlik hissi ve kendine olan inançsızlık genellikle çocukluk travmalarından ve maruz kaldığımız ortamlardan kaynaklanır. Örneğin çocukluğunuzda ebeveynleriniz hatalarınız karşısında bağırmayı, tartışmayı ve kavga etmeyi tercih ediyor veya bir şeyi yapmanın tek doğru yolu olduğunu düşünüyorsa, bir çocuk olarak bu düşünceyi alıp yetişkinliğinize götürme olasılığınız fazla oluyor. Taşıdığımız bu negatif düşünceler ise olumsuz inançlara ve bozuk bir benlik algısına yol açabiliyor.

Düşüncelerimizi değiştirerek nasıl iyileşebiliriz?

Marisa Peer, hayatımızda yaşadığımız olayların düşüncelerimizle başladığına dikkat çekiyor. Düşüncelerimiz eylemlerimizi, eylemlerimiz duygularımızı, duygularımız ise olayları oluşturuyor. Kendimizi iyileştirmenin zihnimizdeki sesleri değiştirerek mümkün olduğunu söylüyor. Peki düşüncelerimizi değiştirmek nasıl mümkün? Peer’ın önerdiği yöntemlere dayanarak bu konuda nasıl bir yol izlememiz gerektiğini sizler için derledik.

Düşüncelerinizi yeniden şekillendirin

Geçmişte kalan, tanıdık ama zararlı deneyimlerimizin beynimizde kodladığı düşünceler karşısında yeni bir hikaye yaratarak üzerimizde yarattığı kötü etkiyi azaltabiliyoruz. Peer, beynin aşinalığa eğilimini vurguluyor; yani zihnimiz genellikle kendine tanıdık gelen bir alanda durmayı seçiyor. Eğer olumsuz deneyimlerle büyümüşsek toksik alışkanlıklara yatkın olmak, kendimiz ve ilişkilerimiz hakkında yanlış ve olumsuz anlatıları benimsemek söz konusu olabiliyor.

Erken yaşlarda beynimizde kodlanmış olumsuz düşünce kalıplarını kırmak ise onları olumlu bir zeminde yeniden düzenlemekten geçiyor. Sürekli düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürmekle meşgul olan beynimizi her gün bilinçli olarak iyi düşüncelere yönlendirmek, bizim için bir başlangıç adımı. Örneğin yeni biriyle tanıştığımızda “Ya benden hoşlanmadıysa?” diyen düşüncenizi, “Ya benim harika biri olduğumu düşünüyorsa?” olarak değiştirebilirsiniz. Bu küçük pratikle bilinçaltı seviyede değiştirdiğiniz düşüncelerle olumlu deneyimlere de zemin hazırlayacaksınız.

Kendinize olumlu yalanlar söyleyin

Peer, kendimize söylediğimiz yalanların zararlı etkisinden kurtulmak için radikal bir yaklaşımı savunuyor; yalanlardan tamamen kaçınmak yerine, pozitif aldatmanın gücünü benimsemeyi teşvik ediyor. Zihnimiz gerçek ile iyi hazırlanmış yalanlar arasında ayrım yapamıyor. Bunun ışığında, kendimize anlattığımız hikayeyi değiştirerek beynimize sunmak, dönüştürücü bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Gerçek olmayan olumlamalar yaparak ve bunları sözcüklere dökerek istediğimiz şeyleri hayatımıza çekebiliyoruz. Olmak istediğimiz kişiyi inançlarımızla oluşturabiliyoruz. “Ben çok kiloluyum.” veya “Ben güçsüzüm.” gibi olumsuz düşünceleri, “Olağanüstü bir metabolizma hızım var” veya “Olumsuzluklarla çok iyi başa çıkabiliyorum” gibi onaylamalara dönüştürerek derin bir değişimin tohumlarını atabiliyoruz. Böylelikle hem fiziksel hem de duygusal tepkilerimizde olumlu bir değişim gerçekleşiyor.

Her gün kendinizi onaylayın

Yetersizlik duygusuyla baş etmek, yorucu bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor. Peer, kendimize vereceğimiz onay ile kişisel gelişimimizi destekleyebileceğimizi söylüyor. Kendimizi tebrik etmek için büyük şeyler başarmamıza, önemli ödüller kazanmamıza gerek yok. İçimizde var olan güzelliğin ve iyiliğin farkında olmak ve bunu kutlamak, iyileşmek için yapabileceğimiz çok küçük bir eylem. Zorlukların karşındaki güçlü duruşumuz için, elde ettiğimiz başarılar için, en önemlisi de kendimiz olabildiğimiz için bunu kutlamak benliğimize faydalı oluyor.

Peer’a göre kendini övmenin gücü, dışarıdan aldığımız onay ihtiyacını aşıyor, öz saygı ve dayanıklılık oluşturmak için güçlü bir araç haline geliyor. Günün sonunda her şeyde iyi olamayabileceğimizi unutmamalı ve kendimiz hakkında olumsuz eleştiriyi en aza indirmeliyiz çünkü hiçbir şey duruşumuzu içimizdeki eleştirmen kadar yıpratamıyor.

Kelimelerin önemi

Yeterli olmadığınızı düşünmek zihninize nasıl geliyor? “Ben yetersizim.” dediğinizde içinizde nasıl duygular uyanıyor? Muhtemelen ruh halinizi daha dibe çekiyor ve hissettiğiniz kaygıyı artırıyor olabilir. Peer’ın kitabına da adını verdiği “Ben yeterliyim.” cümlesi, kendinize olan güveni ve sevginizi artırmak için büyülü bir güce sahip. Bunu her gün kendinize tekrar etmek, olumsuz düşüncelere eğiliminizi azaltıyor ve gerçekten yeterli, kendinden emin ve cesur olduğunuz inancını geliştiriyor. “Ben yeterliyim” cümlesini söylerken buna inanmayabilirsiniz ancak yetersiz olduğunuz düşüncesine de inanmamalısınız.

Unutmayın her düşüncemiz somut sonuçlar taşıyor. Kendimizi olumlu yönlendirmeyi seçerek bir dizi olumlu tepkiyi de harekete geçirebiliriz ve duygusal sağlığımızı ve dayanıklılığımızı artırabiliriz!

“Ben yeterliyim

Ben sevgiye değerim

Ve ben önemliyim.”



Dila Attepe

1999 yılında Ankara’da doğan Dila, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Bitirme tezini kadınlarda beden algısı üzerine yazdıktan sonra kişisel gelişim ve psikoloji alanına yöneldi. Live to Bloom’da editör olarak çalışmaya başlayan Dila, beden algısı ve zihinsel sağlığı geliştirme konusundaki farkındalığı sayesinde sağlıklı yaşam camiasına ilham...



BLOOM SHOP