Fotoğraf: josefindahlberg.metromode.se

Günümüzde her 4 kadından 1’isinin meme kanserine yakalandığını biliyor muydunuz? Bu kanser türü, en yaygın kadınlarda görülse de, belirli önlemlerle riski en aza indirmek mümkün.

Uluslararası Kanser Ajansı (IARC) tarafından yayınlanan Globocan 2012 verilerine göre, kadınlarda en sık görülen ilk beş kanserin başında meme kanseri gelmektedir. Bu kanser daha çok menopoz sonrasında artış göstermektedir. Ülkemizde meme kanseri yaş dağılımı incelendiğinde, 25-49 yaş aralığında yüzde 34,2 ile diğer yaş gruplarına göre en fazla oranla görüldüğü yaş grubu olduğu saptanmıştır.

Meme, uterus korpusu ve over gibi kadın kanserlerinde en önemli risk faktörlerinden birisi de obezitedir. Obezite ile ilişkili kanserlerin örüntüsü incelendiğinde, kadınlarda hızın erkeklerin yaklaşık iki katı olduğu görülmektedir.

Yanlış beslenme ile fazla kilonun meme kanserini tetikleyen en büyük risklerden biri olduğunu biliyor muydunuz?!

Bu yüzden meme kanseri kapınızı çalmadan, doğru besinleri seçip doğru adımları uygulamaya hazırsanız, işte başlıyoruz!

Apigenin

Yapılan araştırmalar, apigenin maddesinin anti-östrojen dirençli meme kanseri hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermektedir. Apigenin, hangi besinlerde bulunduğunu merak ediyorsanız size birkaç örnek verebilirim; başta maydanoz olmak üzere, kekik, nane, kereviz ve şalgamda bulunmaktadır.

Yeşil çay 

Yeşil çay, içeriğindeki bir antioksidan türü olan kateşinleri barındırır. Bu madde, meme kanserine yakalanma riskinizi azaltmaktadır.

Zerdeçal 

Meme kanseri dergisinin 2013 yılındaki yayınında, zerdeçalın anti tümör etkisinin olduğu ve meme kanserinde de olumlu etkisi olabileceği söylenmektedir. Yemeklerinizin baharatlarına ekleyeceğiniz zerdeçal hem lezzeti arttırır hem de sizi kanserden korur.

İyi yağlar 

Ulusal kanser enstitüsünün 2014’te yaptığı araştırmaya göre, diyetteki yüksek doymuş yağ tüketimi meme kanseri riskini tetikleyen unsurlardan birisidir. Bu yüzden öncelikle süt ve süt ürünlerini light tüketmelisiniz! Bununla beraber trans yağlar da bu riski arttıran etmenlerden bir diğeridir. 2015’te yapılan meme kanseri araştırması, omega 3’ün ve zeytinyağının bu kanser riskini azaltmada büyük önem taşıdığını göstermiştir.

Fitoöstrojenler

Östrojen kaybını en doğal yoldan takviye edecek ve sizi kansere karşı koruyacak besin grubudur. Bu grubun liste başında soya ürünleri bulunmaktadır. Listenin devamında kuru baklagiller ve kırmızı meyveler gelir. O zaman soya sütüne narı karıştırarak kendinize antikanserojen bir içecek yapmaya ne dersiniz?

Lif 

Oxford yayınlarında paylaşılan bir makale, diyet lif tüketiminin meme kanseriyle ters ilişkide olduğunu söylemektedir. Lif tüketimini arttırmanız, bu riskten kendinizi uzaklaştıracağın anlamına gelir. Bunun için tam buğday ürünleri, kuru baklagiller, sebze meyve tüketimiyle yeterli miktarda lif almalısınız. Günlük 25-35 gram lif alımıyla ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Sülforafanlar 

Lahanagillerde en çok bulunan bu etkin maddeyle tanışmaya ne dersiniz? Sülforafanlar kansere karşı koruyucu özelliğiyle bilinmektedir. Bu kanser türlerinden de, özellikle meme kanserine karşı etkinliği araştırmalarla kanıtlanmıştır. Tüketeceğiniz brokoli, karnabahar, lahana ve turp ile soğan sarımsak ailesi sülforafan desteğini yeterince sağlayacaktır.

Folik asit 

2014 yılında 744.068 kişiyle yapılan çalışma sonucunda, folik asitin özellikle yüksek miktarda alkol tüketen grupta dahi meme kanserinden koruyucu etkisi olduğu görülmüştür. Bu yüzden folik asit depolarınızı kontrol edip ve eksikliğini yeşil yapraklı sebzeler tüketerek tamamlayabilirsiniz.

D vitamini 

Kemik sağlığınız kadar bağışıklığınızda da görev alan D vitamini, sizi meme kanserinden de korur. Araştırmalar, D vitamini eksikliği olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğerlerine göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Özellikle kış aylarında daha da eksikliğini yaşayacağınız D vitaminini, alacağınız takviyeler listesine eklemelisiniz.

Meme kanserinden korkmayın; yaşam tarzını ve beslenmeni düzene sokarak bu riski azaltmanız mümkün! Bunlar dışında vücudunuzu tanıyarak belirli aralıklarla kontrollerinizi yapmayı unutmayın!

Bırakın, siz kanserden değil kanser sizden korksun…

İlginizi çekebilir!