Fotoğraf: stolly.com

Dünya Sağlık Örgütü tarafından, meme kanserinde erken teşhisin önemi ve meme kanseri farkındalığının artması amacıyla Ekim ayı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlenmiştir.

Dünya genelinde her 8 kadından birinin meme kanseri hastalığına yakalandığını göz önünde bulundurarak, bu hastalığın ne kadar farkında olduğumuzu öğrenmek amacıyla Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar’a sorularımızı yönelttik.

Meme kanserinin semptomları nedir?

Meme kanserinin en önemli tanı yöntemi mamografik taramalardır. Ama bunun yanında kişinin kendi kendisini muayene etmesini ve memesinde fark ettiği bir değişikliği doktoru ile paylaşmasını isteriz.

Memede fark edilecek en önemli ve sık belirtiler meme derisinde ve/veya meme ucunda çekilme, memede ele kitle gelmesi, koltuk altında şişlik ve memede kanlı akıntının olmasıdır. Kadınların daha çok yakındığı memede ağrı durumu, genellikle kanserle ilişkili olduğu zannedilir ancak bu oldukça düşük bir ihtimaldir, yine de dikkate alınması gerekir. 

Neden meme kanseri hastalığına yakalanmaktayız? Risk faktörleri nedir?

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanserlerden birisidir. Değişik coğrafi bölgelere göre sıklığı değişmekle birlikte, yaşam boyu meme kanseri geliştirme oranı yüzde 8 ile 12 arasında değişmektedir. 

Meme kanseri için çok sayıda risk faktörü belirlenmiş olmakla birlikte en önemli olanlar kadın cinsiyeti (meme kanseri erkeklerde de görülüyor) ve yaşın ilerlemesidir. Bunların yanında erken yaşta adet görmeye başlanması, menopoza geç yaşta girilmesi, ilk çocuğun geç yaşta doğurulması, ailede erken yaşta meme kanseri öyküsü, uzamış hormon replasman tedavisi, göğüs bölgesine başka amaçlarla radyoterapi verilmiş olması (örneğin lenfoma nedeni ile), mamografide yoğun meme dokusunun olması ve genetik bir takım mutasyonları taşıyor olmak (örneğin BRCA 1 ve 2) meme kanseri gelişimi için sayılabilecek diğer risk faktörleridir.

Kaç yaşından itibaren kendimizi kontrol etmeye başlamalıyız ve bunu nasıl yapmalıyız?

Yirmi yaşından itibaren kişinin kendi memesini tanıması ve kendi kendine muayene yapabilmesini isteriz. Bu kendi kendine muayenelerin adet kanamasından sonra ayda bir kez yapılmasını isteriz. Bu muayenenin bir parçası da aynada memelere bakmadır. Aynada veya elle muayenede daha öncekilerden farklı bir durum saptanırsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Doktor kontrolüne ne zaman başlamalı ve ne sıklıkta gitmeliyiz?

Kendi kendine muayeneler normal olsa bile 20-40 yaş arasında 2-3 yılda bir doktor muayenesi olunmalıdır. Yüksek risk grubunda olan kişiler 20-40 yaş arasında yıllık doktor muayenelerini yaptırmalılar.  

Kırk yaş sonrasında, yıllık meme muayenesi ve mamografi takiplerine başlanmalıdır. Yüksek risk grubunda bulunan kişilerin mamografi takipleri 40 yaş öncesinde başlatılmalıdır. 25-30 yaş civarında radyolojik olarak takibi gereken kişiler (göğüs bölgesine radyoterapi almış kişiler, ailesinde çok genç yaşta meme kanseri öyküsü olan kişiler gibi) meme manyetik rezonans (MR) ile takibine başlanabilir. 

Meme kanserinden korunmak için almamız gereken önlemler nedir?

Meme kanseri ve diğer tüm kanser risklerini azaltmak için sedanter yaşamdan uzak durulmalı, bol egzersiz yapmalı, fazla kilolu olmamalı, mevsiminde sebze-meyve tüketmeli ve mümkün olduğunca katkı maddeleri içeren gıdalardan uzak durulmalıdır. Meme kanserinden korunmak için ayrıca hormonlara maruziyeti azaltmak gerekir, 30 yaşından önce çocuk doğurulmalı ve radyasyondan kaçınmak gerekir.

Kişilerin meme kanseri riski Gail metodu (kişinin ilk adet yaşı, ilk doğum yaptığı yaş, daha önce meme biyopsisi yapılmış olması ve aile öyküsü) ile hesaplanabilmektedir. Yaşam boyu meme kanseri riski yüzde 20’nin üzerinde olan veya 5 yıllık meme kanseri riski yüzde 1,7’den yüksek olan kişilere koruyucu amaçla ilaç başlanabilir. Bu amaçla kullanılabilecek olan ilaçlar tamoksifen, raloksifen ve aromataz inhibitörleridir.

BRCA 1 veya 2 mutasyonu taşıyan kişilerde meme kanseri ve over kanseri riski yüksek olduğundan kişi çocuk doğurduktan sonra bu kanser risklerini azaltmak amacı ile cerrahi yöntemlerle meme ve yumurtalıkların alınması gündeme getirilmelidir.

Kadınlarda en sık görülen ve görülme sıklığı da yüksek olan meme kanserinin tedavi yöntemlerinde bir gelişme var mıdır?

Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseri olmakla birlikte, en sık öldüren kanser türü değildir. Meme kanserinden ölüm riskinin son 25 yılda giderek azalmasının, meme kanseri taraması ve tedavide kaydedilen ilerlemeler sayesinde olduğunu söyleyebiliriz.

Son zamanlarda özellikle HER-2 pozitif meme kanseri hastalarının tedavisinde kullanılan trastuzumab, TDM1 inhibitörleri (trastuzumab emtansin) ve pertuzumab hastalığın tedavi olma oranını arttırdı ve yaşam süresini uzatmıştır. 

Son zamanlarda immünoterapi ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı meme kanserli hastalarda yapılarak meme kanserinde de immünoterapinin önemli bir yer tutacağını gösteren sonuçlar elde edilmiştir.

Meme kanseri tedavisi gören bir hastaya meditasyon ve yoga gibi tamamlayıcı tedaviler önermekte misiniz? 

Mevcut bilimsel verilere göre, meditasyon veya yoga gibi tamamlayıcı tedavilerin meme kanserini tedavi ettiği veya önlediği gösterilmemiştir. Ama bu tür uygulamalar ile meme kanserli hastalarda ağrı, stres, depresyon, uyku bozukluğu, halsizlik gibi problemleri azaltarak yaşam kalitesini arttırabilmektedirler.

İlginizi çekebilir!