Vücudumuzda, özellikle de bağırsaklarımızda milyonlarca mikroorganizma yaşıyor. Bakteriler, virüsler, mantarlar ve tek hücreli canlılar gibi birçok türden meydana gelen bu mikroorganizmalarla birlikte hayatlarımıza devam ederken bize olan etkilerini çoğu zaman fark edemeyebiliyoruz. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre mikrobiyom adı altında toplanan bu yararlı ve zararlı mikroorganizmalar, fiziksel ve zihinsel anlamda birçok noktada hayatımıza dokunuyor. Mikroorganizma dengesinin bedensel sağlığın da ötesinde beyni nasıl etkilediğini yani mikrobiyom ve zihin arasındaki ilişkiyi araştırdık.

İlginizi çekebilir: Bağırsak Mikrobiyotasını Dengelemenin ve Bağışıklığı Güçlendirmenin 7 Yolu

Mikrobiyomunuz mutluysa siz de mutlusunuz.

Yapılan araştırmalar, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğunun sinir ve bağışıklık sistemiyle birlikte endokrin yollarını etkisi altına alabildiğini gösteriyor. Ağır depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni gibi psikiyatrik durumlar yaşayan hastaların bağırsak mikrobiyomunu inceleyen uzmanlar, sağlıklı kişilerin mikrobiyomlarına oranla daha farklı kompozisyonlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyorlar.

Bunun sonucunda probiyotik odaklı ve bağırsak dostu bir beslenme türünün anksiyete, stres gibi durumlarla savaşabildiği ve genel ruh halini iyileştirmeye yardımcı olduğu da kanıtlanmış oluyor.

Beyin ve bağırsak arasındaki iletişimi somutlaştırmak adına fareleri inceleme altına alan bilim insanları, farelerin bağırsaklarındaki bazı bakterilerin beyine kadar uzanan birtakım yollar yarattığını keşfetmişler.

Bu durumda, hem vücudun genel dengesini bozan hem de yarattığı yollarla bağırsaktan beyine direkt ulaşım sağlayan sağlıksız bir mikrobiyomun, çeşitli zihinsel problemlere ortam hazırlaması oldukça muhtemel.

Mikrobiyom dengesizliği kişilik özelliklerini bile etkiliyor.

Katerina Johnson

Oxford Üniversitesi’nde araştırmalar yürüten Katerina Johnson’un Human Microbiom Journal’da yayımlanan araştırmasına göre, vücutta bulunan mikroorganizmalardaki sağlıksız ivme, kişilik özelliklerinde de bazı değişikliklere yol açıyor.

Mikrobiyomdaki sağlıklı çeşitliliğin sosyal ilişkilerle bağlantısı olduğunu söyleyen Johnson, tek tipleşen ve zararlı organizmalar birliğine dönüşen mikrobiyomun nevrotikliği, kararsızlığı, agresyonu ve depresyonu tetiklediğini belirtiyor. Bu kişilerin dış dünyayla olan ilişkilerinin farklılaştığını ve iletişim becerilerinin zayıfladığını ortaya koyan araştırma, sağlıklı çeşitliliğe sahip bir mikrobiyomun ise nörotransmitter seviyelerini ve buna bağlı olarak mutluluk algısını yükselttiğini ortaya koymakta.

Yüksek probiyotik, düşük anksiyete

Yoğurt, kefir, lahana turşusu, kombucha, kimchi, tempeh gibi gıdalarda bulunan dost bakteri probiyotikler, mikrobiyomdaki sağlıklı dengeyi korumaya yardımcı oluyor ve bağırsaklardaki rahatsızlık riskini minimuma indiriyorlar. Ayrıca sarımsak, soğan, pırasa, turp gibi prebiyotik besinler de sağladıkları liflerle bu probiyotikleri beslemeye destek sağlıyor.

Bu nedenle probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka içerisinde barındıran, çeşitli bir beslenme planı oluşturmak; sebze, sağlıklı yağ ve protein bakımından zengin beslenmek; şekeri ve işlenmiş gıdayı limitlemek mikrobiyom ve zihin arasındaki ilişkiyi korumak için son derece faydalı yöntemler.

Doğru bir mikrobiyom diyetiyle stres, anksiyete, depresyon, Alzheimer ve çeşitli psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra obezite, Tip 2 diyabet, kalp hastalıkları, kolon kanseri gibi hastalıkları da önlemek mümkün.

İlginizi çekebilir: Probiyotik Nedir? Probiyotiklerin Faydaları Nelerdir? Prebiyotik Nedir?

Mikrobiyom dengeleyici gıdalar:

  • Yoğurt, kefir ve bazı peynir çeşitleriyle fermente gıdalar,
  • Somon ve kırmızı et,
  • Lahana turşusu ve kimchi gibi fermente sebzeler,
  • Asparagus, havuç, sarımsak, soğan, enginar, pırasa, turp gibi nişastasız sebzeler,
  • Domates, avokado, elma, greyfurt, kivi, kiraz, nektar, Hindistan cevizi gibi meyveler,
  • Tohumlar ve kuruyemişler,
  • Zeytinyağı,
  • Nohut ve mercimek gibi bakliyatlar,
  • Baharatlar.

İlginizi çekebilir: Bağırsak Sağlığı İçin Probiyotik ile Pişirmek

Kaynak: Science Focus, The Scientist, Inverse.com, Science Direct