2009 yılında Jonathan Safran Foer’un aynı adı taşıyan ve Amerika’daki gıda üretim fabrikalarının gerçek yüzünü ortaya koyan kitabından uyarlanan Eating Animals (Hayvanları Yemek) belgesel filminin galası 14 Haziran’da New York’ta gerçekleşti.

Jonathan’ın kitabını okuduktan sonra çok etkilenen Natalie Portman, bu hikâyeyi mümkün olan en geniş kitleye ulaştırmak istedi. Bu sebeple de bu kitabı bir filme uyarlama sorumluluğunu hissetti.  

Son 50 yıldır geleneksel çiftlik üreticiliği fabrikalarla olan savaşını kaybetmiş durumda.

Hayvanlarını ve mahsullerini özenle ve sevgiyle yetiştiren çiftçi ideali kayboldu. Bunun yerini ise sonu gelmeyen miktarda et, süt ve yumurta sağlayan ve hayvanların korkunç şartlara maruz kaldığı büyük üretim fabrikaları aldı.  

Eating Animals, sadece kapalı kapılar ardında olanları aydınlatmakla kalmıyor aynı zamanda bu kötü koşullar hakkında açıkça konuşan kişilerin nasıl bedeller ödemek zorunda kaldıklarını da gün yüzüne çıkarıyor. Bu film aynı zamanda, dünyayı paylaştığımız canlılar olan hayvanlara özenle yaklaşan çiftçiler için de bir teşekkür notu.

Film mutlak bir veganlığı aşılamasa da, filmi izledikten sonra herhangi bir eti yemeden önce insan tereddüt eder hale geliyor.  

Portman, 9 yaşından beri vejetaryen ama o da bu filmden öncesinde süt ürünlerini çok severek tüketiyormuş. Ancak bilmediği şeyleri öğrendikten sonra vegan olmaya karar vermiş. Vazgeçmesi en zor olan şeyin peynir olduğunu dile getiren Portman, peynire de çok lezzetli fındık bazlı mayası olan alternatifler bulunduğunu söylüyor.   

Ayrıca şöyle ekliyor: “Benim için en zor olan şey, bu projede süt ürünleriyle ilgili araştırma yaparak konuşmak oldu, çünkü yıllar boyunca süt ürünleri nasıl olsa hayvanlara öldürmüyor ve onlara zarar vermiyor diye gönül rahatlığıyla peynir tüketiyordum. Ama bu proje için çalışırken bu hayvanların ne kadar hasta ve zor durumda olduklarını görüyorsunuz. İçtiğimiz sütte yasadışı bir seviyede mukus olduğunu görüyorsunuz, çünkü sütün alındığı hayvanlar çok hasta. . . Bu gerçeği sindirmek gerçekten zor oldu. Hem hayvanlar açısından çok üzücü ve korkunç hem de tükettiğiniz besinin içindekileri görmek gerçekten rahatsız edici.” 

Natalie Portman, izleyicilerin filmi izledikten sonra yaptıkları seçimlerden daha bilinçli olacaklarını ümit ediyor.

Bu gerçekleri görmenin, çiftçilerin geleneksel tarım yöntemlerini geri getirme çabalarına da ışık tutacağını umarak: “Çatalınızı her kullandığınızda bir seçim yaparsınız” sözleriyle bu durumu açıklıyor.
“Ülkemizin geçmişinin bir parçası olan çiftçilik zanaatini kaybediyoruz ve bu da tüm dünyanın sağlığını etkiliyor. Umarım, insanlar ne yiyeceklerini önce düşünürler, ister günde bir, ister haftada bir… ”  

Sözlerini bu şekilde noktalayan Natalie Portman, hepimizi bir kez bile olsun yediklerimizin soframıza ne koşullar altında geldiğini bilinçli şekilde düşünmeye davet ediyor.

Konu ile ilgili “daha fazla” bilgiye aşağıdaki yazılardan da ulaşabilirsiniz: