Başarılı filozof, filolog, yazar, kültür eleştirmeni ve akademik anlamda bir deha olan Nietzsche, toplumların gözü kapalı kabul ettiği ahlaki, etik ve felsefi konseptleri entelektüel anlamda yıkan kişi olarak biliniyor.

Modern toplumların düşünmeksizin kabul ettiği kavramlarla ahlaki ve duygusal boşluklarını örtmeye çalıştığını söylüyor ve bunu ortaya çıkartabilmek için geleneksel değerleri ve tabuları alaşağı ettiği düşünceleriyle bir nihilistin çok daha ötesine geçiyor.

Nietzsche, felsefe literatürünün en olağandışı kitaplarından bir tanesi sayılan “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında ortaya koyduğu alegorilerle bir kişinin toplumun dayattığı kavramların ötesine ilerlemek ve Üstinsan olmak için geçirmesi gereken üç metamorfozdan bahsediyor.

Gerçek özgürlük ve sınırsız yaratma gücüne sahip olan, duygularına hükmedebilen ve sadece var olmaktan keyif alan Üstinsan olma yolunda kişi, sırasıyla deve, aslan ve son olarak bir çocuğa dönüşüyor.

Nietzsche’nin Zerdüşt’ü

Kültür ve bilinç yapısına dair pek çok çözümlemede bulunmuş olan Nietzsche, Zerdüşt karakterini gerçek hayattakine benzer şekilde kullanıyor. “İyi” ve “kötü” kavramları arasındaki bölünmüş dünya fikrini ilk defa ortaya atan Zerdüşt, doğuştan gelen üstünlük algısını kırarak erdemden gelen üstünlük anlayışını ortaya koyuyor.

Yani Eski Mısır ve İran kültürlerinde inanıldığı gibi sadece soyluların cennete gidebileceği ve halkın cennete alınmayacağı algısını sarsan ilk kişi oluyor.

Zerdüşt insanlara Tanrı’nın varlığını değil ölümünü anlatıyor. Tüm dinsel inançların çöktüğünü ve bu inançlardan hemen arınmak gerektiğini söyleyen Zerdüşt, klasik dinler ve toplumsal tabular tarafından tanımlanan iyi ve kötü kavramlarının ötesindeki, yeni ve bireysel olan değerlerden bahsediyor.

Toplumsal ideallerin ve dini inançların kişileri bu dünyadan kopardığını ve gelişimlerini frenlediğini de söylüyor. Bu kitapta kullanılan “Tanrı öldü” metaforu, metafizik inançlarını yıkmak ve insanları yeni değerler yaratmaya yöneltmek için kullanılıyor. Amaç, bu dünyaya bağlı kalarak kendi gerçekliğini yaratmak.

Üç adımda Üstinsan

Çağ dışı kurallara, değerlere ve kodlara karşı olan Nietzsche, bireylerin toplumun yarattığı değerler tarafından güdülmek yerine, kendi değerlerini yaratmaları gerektiğini savunuyordu. Ayrıca toplumlar tarafından yaratılan ırk, dil, milliyet, din ve benzeri kavramlara körü körüne bağlı olmanın, bireyleri Üstinsan olmaktan alıkoyduğunu ve güçsüzleştirdiğini söylüyordu.

Kitapta Zerdüşt’ün de ulaşmaya çalıştığı özgür, yaratıcı ve esnek olan Üstinsan, tamamen bireyseldir. Yani toplumun değerleri ve otoritesi onu etkilemez. Üstinsan olabilmek içinse ruhun üç aşamadan geçmesi gerekir.

İlk dönüşüm: Deve

Deve, hayatta karşılaştığı zorlukları ve yükleri sırtına alarak dayanıklılığıyla övünür. Korku, sevgi, ölüm, gerçek, yalnızlık, anlam arayışı ve benzeri kavramları, yani insan varoluşunu bütün yönleriyle deneyimler.

Deve bu yüklere bir çeşit davette bulunur. Üstinsan olmadan önce tüm bu zorlu yüzleşmeleri kabul eder ve sonuç olarak güçlenir. Bu süreçte hayattan kaçmaz, gururunu bir kenara koyar ve bu şekilde direnç kazanır. Elindeki işi en güzel şekilde yapar.

İlginizi çekebilir: Başarılı Olmanın 8 Kuralı

İkinci dönüşüm: Aslan

Deve hayatına acıları davet edip güçlenirken, kendini, değerlerini ve hayatı sorgulamaya başlar. Ötekileşir ve yabancılaşır. Varoluşsal bir krize doğru çekilen deve, Üstinsan olma yolunda aslana dönüşmeyi seçer.

Bu dönüşümü tamamlayabilmek için ise özgürlüğünün önündeki engellerden kurtulması gerekir. Bunalar, toplum tarafından dayatılan erdemler ve değerlerdir.

Kitaptaki hikayede deve, ona “yapmalısın” diyen ve yaratılmış değerlerle kaplı bir ejderhayla karşılaşır. Emir almaya ve görevlerini yapmaya çalışan deve bu noktada aslana dönüşmelidir. Cesaret, azim, gerçekleri görebilme yeteneği, hırs ve tutkuyu simgeleyen aslan dışarıdan gelen dayatmalara “kutlu bir hayır” der.

Bu noktada toplumun değerlerinin iyi veya kötü olduğuna dair bir yargı getirilmez. Bu değerler yalnızca dış otoritelerden geldiği için reddedilir. Üstinsan olmak birey olmayı, birey olmaksa kendi değerlerini yaratmayı gerektirir.

Üçüncü dönüşüm: Çocuk

Aslan olarak “kutlu bir hayır” demeyi başaran ruh, Üstinsan olmadan önce son bir dönüşüm daha geçirmelidir. Bir çocuk olarak, yaşanan tüm zorlukları unutmalı ve bu sefer “kutlu bir evet” diyerek yeniden başlamalıdır.

Hayatın akışında ve belirsizliğinde var olabilen, masum ve yaratma gücü olan çocuk, ruhun dönüşmesi gereken son aşamasıdır. Merak dolu bir zihinle, kendi isteklerini, değerlerini ve gerçekliğini yaratabilen ruh kendini aşar ve özgürlüğe erişir. O artık Üstinsandır.

İlginizi çekebilir: Antik Filozoflardan Mutluluk İçin Pratik Bilgiler