“Şu ana kadar ne evde ne de okulda böyle bana hissettirilmemiş de olsa, ben ‘değerliyim’. Çok değerliyim hem de. Tam da bu olduğum halimle. Ne bir eksik, ne bir fazla…” Zehirli Masallar 

Anne-babalarımız, anneanne- dedelerimiz bunun farkında olmasalar da utanç, çoğumuza kodlanan bir bilinçaltı mesajı. Bunun sebebi duygusal (ya da fiziksel) şiddete maruz kalmış olmamız da olabilir, anne-babamızın hislerini ödünç almak, hassas bir bünyeye sahip olmak ya da yaşadığımız stres karşısındaki çıkarımımız da… Çünkü en nihayetinde sevgi ve anlayış değil, korku ve önyargılarla dolu bir gerçekliğin içine doğuyoruz ne de olsa…

Çoğumuz, doğuştan bizde bir hata olduğunu düşünerek varlığımızdan utanıyor ve bir türlü yeterli hissedemiyoruz. Hep daha iyisini, daha fazlasını yapmak için çırpınıp duruyoruz. 

“ Sen sevilmeye, önemsenmeye değmezsin.” 

“ Yetersizsin.”

“ Yeteri kadar iyi/güzel/başarılı/becerikli değilsin.”

“ Değersizsin.”

“ Senden nefret ediyorum.” 

“ Aptalın tekisin.”

“ Sen hiçbir şeyi hak etmiyorsun.”

Aklımızda sürekli olarak dönen bu olumsuz düşünceler özdeğer duygumuzu zedeleyerek bize kendimizi yenilmiş, arızalı, mahrum ve terk edilmiş hissettiriyor. Bilimsel araştırmalara göre, içimizde dönüp duran ve çoğu zaman farkında dahi olmadığımız bu düşünceler prefrontal korteks aktivitesini azaltarak dikkat eksikliğine sebep oluyor.

Olumsuzluk hali fevri davranışları tetikliyor ve depresyon, anksiyete, uyku sorunları, panik atak gibi psikolojik sıkıntılara sebep oluyorlar. İyi haber ise bu negatif düşünce dizgelerini değiştirebiliriz!

İlginizi çekebilir: Nöropsikolog Açıklıyor: Olumsuzluk Önyargıları ile Baş Edebilmenin Yolları

1. Bir düşünce günlüğü tutun

Gününüzün bir kısmını aklınızdan geçen bu düşünceleri izlemeye ayırın ve içinizdeki seslerin size neler fısıldadığını dinleyin. 

2. Her düşündüğünüze inanmayın 

Evet, düşünceleriniz var ama siz düşünceleriniz değilsiniz. Bu yüzden, tüm düşüncelerinize meydan okuyabilirsiniz. Bu gerçek mi? Gerçekten ben hayatta iyi olanı, güzel olanı hak etmiyor muyum? Ben gerçekten sevilmeye değmez biri miyim? Değersiz, önemsiz miyim? Eğer cevabınız “Evet” ise sebeplerini yazın. Hangi davranışlarınızı dönüştürmeniz gerektiğine karar verin. 

Evet, alışkanlık çok yapışkandır. Ama pekala irade koyarak değiştirilebilir. Araştırmalara göre kendimizi eleştirmemizin sebebi kendimizi motive etmekmiş. Oysa özeleştiri, bizi motive etmektense motivasyonumuzu bozuyor ve özdeğer seviyemizi düşürüyor.

3. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin mükemmel olmadığını fark edin 

Ortalama isem ne olmuş? Eksiğim gediğim varsa, mükemmel değilsem ne olmuş? Yine de sevilmeye değmez miyim? Sadece doğduğum için, nefes aldığım ve dünya üzerinde olduğum için zaten değerli olma olasılığım yok mu? İlla bir şey yapmam, kendimi kanıtlamam mı gerekiyor? 

4. Öz bilgisi edinin

Bizim içine doğduğumuz kültür varoluş hakkında bize hiçbir şey öğretmiyor. Zihin nedir? Nasıl çalışır? Nasıl durur? Ego nedir? Ruh nedir? Bunlar ne kadar değerli ve önemli olduğumuzu anlamak ve hissetmek için çok önemli sorular…

5. Meditasyon yapın 

Meditasyon, bizi olmadığımız kimliklerden arındırarak, olduğumuz kişiyle tanışmamızı sağlar. İnsan kim olduğunu deneyimlediğinde, ona değer vermemesi söz konusu dahi olamaz. 

İlginizi çekebilir: Meditasyona Başlama Rehberi

6. Kendinize şefkatle yaklaşın

Öz şefkat üzerine bilimsel araştırmalar yapan bilim kadını Kristin Neff, öz şefkatin stresi azalttığını, depresyon ve anksiyete seviyelerini düşürdüğünü ve mutluluğu artırdığını söylüyor. Öz şefkat aynı zamanda motivasyonu da destekliyor, öz şefkat uygulamaları sayesinde kendimize karşı daha fazla  sorumluluk alıyoruz ve daha sağlıklı yaşam biçimi seçimleri yapıyoruz. Sosyal anlamda ise çevremize daha bağlı hissediyoruz. 

Neff’e göre öz şefkatin 3 esası var:  

  1. Kendimize karşı önyargılı değil, sevecen olmak: Kendimize kötü davranmak yerine iyi bir arkadaşa davranır gibi davranmak. 
  2. Ortak insanlık paydası: Günümüzde her ne kadar çıtayı çok yükseklere koyuyorsak da insan olmak, mükemmel olmamayı da beraberinde getiriyor. Oysa herkes benzer şeyler yaşıyor, sıkılıyor, üzülüyor; mükemmel olmayan hiçbir şey yok. Biz kendi kendimize acı çektikçe yalnızlaşıyor, daha da izole oluyoruz. Oysa bu tamamen bir ilüzyon. Yalnız değiliz. Herkes de benzer acıları çekiyor. 
  3. Farkındalık: O anın içinde ne olup bittiğini fark etmek. Çoğunlukla kendi acımızın, kendimize söylediklerimizin farkında değiliz.

İlginizi çekebilir: Öz Şefkat ile Mutluluğa Açılan Kapılar

7. Sevdiklerinizden destek alın

Kendimizi çoğu zaman yalnız hissetsek de aslında birbirimizin ilacıyız. İyileşme sürecine sevdiklerinizi de katın. Özdeğer duygusundan uzaklaşıp kendinize kötü sözler söylemeye başladığınızda sevdiğiniz bir dostunuzu arayın. Size arka çıksın, destek olsun, sizin en sevdiği yanlarınızı sıralasın, moral versin. Hepimizin yalnız olmadığımızı hissetmeye ihtiyacı var. 

8. Şükrettiğiniz her şeyi yazın 

Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın. Her zaman bizden daha iyi, daha güzel, daha başarılı, daha yetenekli birileri olacaktır. Kıyaslayarak ancak kendimizi daha da kötü hissederiz. Ama şükrettiğimiz zaman, odağımız halihazırda elimizdeki nimetlerde olur. Neye odaklanırsak onu büyütürüz. Unutmayın. 

Kaynak: Better Help, Learning Mind, Psych Central

 



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...



BLOOM SHOP