Dünyamız yaklaşık 4,5 milyar yaşında ve kendi içinde büyük bir düzeni var. Bu düzen, çok yavaş bir değişim üzerine kurulu ve binlerce hatta milyonlarca yıl süren değişim döngüleri sayesinde Dünya’nın ve tüm canlıların çoğunlukla kolayca adapte olabileceği uyum temelli bir süreçten oluşmakta.

Bilim gösteriyor ki bu döngüler sırasında Dünya soğumuş, ısınmış, canlılar evrilirken bazıları yaşama farklı şekillerde devam etmiş ve bazıları da yok olmuş. Tüm bunlar, herhangi birinin hatasından kaynaklı olmadan, çok çok uzun zaman içinde doğal olarak meydana gelmiş.

Geri dönüşü mümkün olmayan atık malzemeler

Dünya sahnesinde görece çok yeni yerini almış insan, bu yavaş değişimi çok hızlandırdı. İnsanlık güçlendikçe tüm dünya kaynaklarının insanlığın emrine amade olduğu fikri iyice yerleşti. Zaten sorumlu güçlenme diye bir uygulama hiçbir zaman olmadı. Eylemlerin ve seçimlerin sonuçları hiç düşünülmedi. Ve son 150 yıldır, Sanayi Devrimi ile beraber, insan kaynaklı hızlı ve insan dahil pek çok canlının adaptasyon yeteneğinin sınırlarını zorlayan yeni bir döneme girildi.

Bu dönemin mirası olarak azımsanmayacak miktarda sera gazı salımı nedeniyle bozulan atmosferin dengesi, küresel ısınma ve iklim değişikliği gerçeklerini hayatımıza soktu. Bir parçası olduğumuz bu çılgın üretim-tüketim döneminin tek sonucu bunlarla sınırlı değil maalesef…

Artan kirlilik, kaynakların sürdürülebilir kullanılmaması gibi nedenlerden dolayı ekosistem tahribatı ve doğayı talan eden insanlık medeniyeti yükselişe geçti. Sadece üretim-tüketim ilişkisi değil, bu ilişkiyi daha da sağlamlaştırmaya çalışan bilimsel gelişmelerin de gezegenimiz üzerinde maliyeti oldu ve olmaya devam ediyor. Bilimsel bilgi, iyiye veya kötüye kullanılabiliyor. Buna isteyerek ya da istemeyerek alan tanıyan yasal boşluklar ve çevre etiği eksikliği, insan medeniyetinin Dünya ve tüm canlılar üzerinde kimi zaman geri dönüşü mümkün olmayan yıkımlar yaratmasına neden oluyor.

Plastik gezegen

1960’li yıllarda üretilmeyen başlayan fosil yakıt bazlı plastik materyalin, bilim dünyasının mucizevi buluşlarından biri olarak hayatımızda girmediği alan yok. Etrafımıza kısaca bakınca bile anlaşılıyor bu durum! Ve tabi bu daha buzdağının görünen yüzü…  Atık malzemeler hayal sınırlarımızı zorlayacak cinsten! Örneğin, plastiklerin doğada zararsız hale gelmesinin yaklaşık 450-500 yıl süreceği düşünüldüğünde artık dünyamıza plastik gezegen denilmesi bekleniyor.

Pek çok alanda konforu da beraberinde getiren atık malzemeler aslında problemin ana kaynağı değil. Esas mesele, bu malzemeleri nasıl kullandığımız ve kullanımını ne şekilde yönettiğimiz. Örneğin tek kullanımlık plastiklerin yaklaşık %90’i geri dönüştürülmüyor ve doğaya atılıyor. Plastik atıklar endokrin bozucular olarak nitelendirilen kimyasalları barındırdığı için atıldığı doğal ortamın dengesini ve sağlığını bozuyor. Doğaya atılan atıklar nedeniyle veya üretim aşamasında gıda bulaşanı olarak besin zincirine entegre olan plastikler insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.

Öte yandan, plastik ürünlerin yapımı ise ayrıca çevresel maliyet getiriyor. Plastiklerin üretilmesi için kullanılan fosil yakıt miktarı, yıllık toplam fosil yakıt tüketiminin %12’sini oluşturuyor. Tüketim çılgınlığımız ve plastik materyali bu şekilde her yerde kullanma eğilimimiz devam ettiği sürece, bu oranın %20 civarına ulaşması bekleniyor. İklim değişikliğine artan bir etki demek bu!

Tüm bunları düşündüğümüzde atık malzemeler ve plastikle olan bu yeni ilişkimiz tehlikeli ve sürdürülebilir değil!

Atık malzemeler ve plastiğin kullanımının azaltılması

Plastiklerin azaltılması için pek çok sivil çaba öteden beri var. Son dönemlerde, birçok ülkeden mikroplastikler ve tek kullanımlık plastiklerle ilgili yasal düzenleme haberleri gelmeye başladı. Ülkemizde de pek çok Avrupa ülkesinde uzun yıllardır olan marketlerde ücretli plastik poşet uygulamasına başlamak için 2017’de düğmeye basılmıştı. Ve ancak Aralık 2018’de yayımlanan kanunla 1 Ocak 2019 itibariyle marketlerde plastik poşet kullanımı ücretli hale geldi.

Yıllık 30 milyarın üzerinde plastik poşet kullanılan ülkemizde, 2018 yılında kişi başı 440 poşet kullanılmış, bu sayının 2019 yılı sonunda 90’a, 2025 yılında ise 40’a indirilmesi hedefleniyor. Bazı giyim mağazaları çok daha önceden ücretli poşet satışına başlamıştı. Bu kanunun ardından plastik poşet satışı yapan mağazalar arttı, bazıları ise şimdilerde tamamen kâğıt poşetlere geçiş yapmayı hedefliyor. Bunların tamamı olumlu ve sevindirici gelişmeler ancak hepimizin fark ettiği bazı sorunlar var. Özellikle halkta olumsuz bir tepki oluşmuş gibi bir hava hakim.

Yasal düzenlemenin ilk bakıştaki eksiklikleri

Olası olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için uygulama başlamadan önce halkın konunun önemi hakkında bilinçlendirilmesi gerekirdi. Halk benimsemezse bu yasa pratikte maalesef yürümez! Ya da istenildiği gibi domino etkisi yaratarak toplu olarak çevresel bilincin uyanmasına ön ayak olamaz. Bunun için halkın desteği ve ilgisi şart. Bu konuda kurumlar geç kalmış sayılmaz. Yoksa kaş yaparken göz çıkartmış oluruz!

Daha yasa uygulamaya girmeden istisnai durumlar açıklandı: Manav, şarküteri ve fırın kısımlarında incecik olan plastik poşetler ücretsiz şekilde kullanılmaya devam ediyor. Ayrıca kuru temizleme, lostra, kargo gibi hizmetlerde tek kullanımlık plastikleri kullanmaya da yeşil ışık geldi.

Yasal düzenleme istisnalar tarif etmekten ziyade gıda ve pek çok ürünün ambalajlarında ve hizmetlerin sunumunda daha çevreci çözümler geliştirilmesini teşvik edebilirdi. Yanı sıra tek kullanımlık plastiklerin kullanımında kısıtlamalar ve hatta yasaklama getirebilirdi.

Mikroplastik kirliliğine karşı önlem olarak özellikle kozmetik ürünlerin içeriğinde plastik kullanımı yasaklanabilirdi. Zira artık dünya bunlarla meşgul.

Yasal uygulamanın, en çok eleştiri aldığı nokta 25 kuruş. Marketlere ödenecek plastik poşet ücretlerinden bir fon yaratılarak plastik kirliliği ile mücadele için somut kampanyalar başlatılabilir. Şu haliyle uygulamada ödenecek poşet ücreti marketlere kar olarak kalacak gibi görünse bile yasal olarak böyle bir fon oluşturulmuş durumda. Umalım ki bu fon verimli kullanılsın.

Çin’den ithal plastik çöpler

Gelişmiş ülkelerde plastik atıklar her geçen yıl artmaya devam ediyor. Bu artışla başa çıkamayan bazı ülkeler plastik atıklarını Çin’e ihraç ediyordu. Çin, “Biz de zenginiz, o halde neden başkalarının çöpleriyle uğraşıyoruz ki!” diye düşünmüş olacak ki 2018 yılında plastik çöp alımını yasaklandı. Bunun üzerine, bazı ülkeler Çin’in yerini aldı. 2018 yılında ülkemiz de bu yeni plastik ‘pazarında’ büyüyen pastasıyla plastik atıklara talip.

Yukarıda bahsedilen eksikliklerin bir yasa içinde çözüm bulmasını beklemek çok gerçekçi olmayabilir belki ancak ülkemizde plastik atık ithalatımız artarken ve ulusal geri dönüşümü henüz sağlayamamışken, plastik poşetlerin ücretli hale gelmesiyle sağlayabileceğimiz etki ne kadar gerçekçi beraber göreceğiz.

İlginizi çekebilir!