Küçüklüğümden beri dans hayatımın hep büyük bir parçası oldu. Hareket halinde olmayı, vücut dengesini sağlamayı ve en önemlisi vücudumun sesini dinlemeyi önceliğim haline getirdim. Dansa olan sevgimi spor ile kuvvetlendirerek bu ikili sayesinde kendimi fiziksel ve zihinsel olarak geliştirebilmeyi öğrendim.

Pole dance’e nasıl başladım?

Açıkçası “Pole dance nasıl yapılır, kesin zordur ama çok da eğlencelidir.” şeklinde düşünceler kafamda hep vardı. Instagram’da bir pole stüdyosu hesabına rastlayınca o kadar sevindim ki hiç vakit kaybetmeden derslere başlamaya karar verdim. Arkadaşlarımla bu heyecanımı paylaşırken “Pole dance öğrenmeye başlamak için gün değil, saat sayıyorum.” dediğimi hatırlıyorum.

Eğitmenlerime gelince, her biri kendilerini dansa adamış ve insan vücudunun denge kabiliyetine aşık olan insanlar. Söylemeden geçmek istemediğim bir şey var, o da bu alanda ilerlemenin sabır ve disiplin işi olduğu. Tabii bir de en önemli unsurlardan biri devamlılık. Her spor dalında olduğu gibi devamlılık, disiplin ve sabır çok önemli fakat pole dance’deki önemi bedenin bencilliğinden geliyor. Özellikle esneklik devamlı olarak çalışılmadan elde edilmiyor, devamlı çalışıp ara vermeye de gelmiyor.

İnsan bedeninin akışkanlığını ve sınırlarının olmadığının kanıtlarından biri bence kesinlikle pole dance

Kendi sürecimde düzenli esneme hareketleri, vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler ile kondisyonumu arttırmaya çalıştım. Bununla beraber kendime güvenim arttı ve gözle görülür bir şekilde ilerlemeye başladım; ilerledikçe daha çok sevdim, güçlendim ve vücudumu geliştirdim. Dans geçmişim olmasına rağmen hiç esnek değildim, fakat düzenli olarak esneyerek bedenime esneklik kazandırdım. Esneklik üzerine çalışmak, eksik olduğum tarafa yoğunlaşmak kişisel gelişim sürecim için de önemli bir adım oldu.

Eğitmenlerimin en fazla üzerinde durduğu konulardan biri de “point” hareketi. Zarif görüntünün yanı sıra hareketin daha temiz ve doğru yapılmasını sağlayan bu hareket, doğru yapılamıyorsa duruşu direkt zorlaştırıyor ve tedirginlik hissi veriyor. Kendi point’lerim ile hala dalga geçsem de çok ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Dersin sonunda o kadar mutlu, o kadar özgür, o kadar özgüvenli ayrılıyorum ki hiç vakit kaybetmeden yakın arkadaşlarıma ders esnasında çektiğim fotoğraf ve videoları yolluyorum. Biraz içinde deneme isteği olan tanıdıklarımı da pole dance denemeleri için cesaretlendiriyorum.

İnsan bedeninin akışkanlığını ve sınırlarının olmadığının kanıtlarından biri bence kesinlikle pole dance. İnsan hayatındaki dengeyi önce kendi öz bedeninde denge yarattıktan sonra kurabiliyor. Pole dance deneyimimin ardından sizlere pole dance’in tarihi sürecinden de bahsetmek istiyorum.

İlginizi çekebilir: Denge İçin En Etkili Egzersiz: Tai Chi

Pole dance’in tarihi gelişimi

Pole dance, 1200’lü yıllarda ahşap direk üzerinde yapılan “mallakhamb” adlı sporun akrobatik hareketlerinden doğdu. Sonrasında Çinliler tarafından “Chinese Pole” denilen türü geliştirildi. Şaşırtıcı olan, bu iki türde de erkeklerin daha ön planda olmasıydı.

1980’li yıllara gelindiğinde Amerika başta olmak üzere pek çok ülkede pole dance yaygınlaşmaya, gece kulüplerinin içine girmeye ve show kültürüne inmeye başladı. Ancak toplum içinde striptiz, çıplaklık ve erotiklik ile özdeşleşmeye başladıkça değeri azaldı. 1900 yılların sonu ile beraber fitness camiasının radarına girerek pole fitness oluşturuldu.

Pole fitness üst vücut ve merkez bölgesi başta olmak üzere, her kas türünü çalıştıran bir spor. Direk üzerinde vücudunuzu kaldırmak, dönmek ve hareketleri birbirine bırakmak pole dance’in kondisyon gerektiren kısmı. Atletik bir vücuda hem eğlenceli hem de alışagelmişin dışında bir yöntemle sahip olmak isteyenler için birebir!

İlginizi çekebilir: Zumba: Latin Dansı ile Kilo Vermenin Yolları

Her ne kadar pole dance yıllar içinde bir spor dalı ve sanat formu olarak kabullenilmeye başlansa da, erotizm ve striptiz dansı etiketinden tam anlamıyla sıyrılmadı. İşte bu yüzden, günümüzde modern pole dance eğitmenleri için toplumsal tabuları kırdıklarını söyleyebiliriz.

İşin zihinsel kısmı ise pole dance’in kişiye kendini özgür ve özgüvenli hissettirebilmesi. Sıradanlıktan çıkma duygusu özgüven artırırken, direk üzerinde denge sağlamak için de yüksek konsantrasyon gerekiyor. İnsan hem bedenine odaklanıyor hem de kendini rahat bırakıyor. İşte bu tezat ikiliyi bir araya getirdiği için pole dance özgün bir dans formu. Ayrıca seviye olarak ilerlemeye başladıkça bu duygular daha da artıyor.

Son olarak pole dance denemek isteyenlerin özellikle düşme korkusundan ve “ben yapamam” tabularından arınmalarını öneriyorum. Eğitmenler zaten bu konu da çok dikkatli davranıyor ve olası sakatlıklara ihtimal vermiyorlar. “Ben yapamam” tabusu aslında insanın sadece kafasının içinde sınırlarını çiziyor, halbuki istedikten ve gereken çabayı gösterdikten sonra çizilen sınırlar teker teker siliniyor.

Aslıhan Kesici Kimdir?

Aslihan, Enka Lisesinde 2 yıllık International Baccalaureate Programını yaptı. George Washington Üniversitesi’nden mayıs ayında çift ana dal yaparak siyaset bilimi ve psikoloji bölümlerinden mezun oldu. Şu an Live to Bloom’da stajyer editör olarak çalışıyor. Klinik psikoloji üzerine eğitimlere devam etmeyi planlıyor ve çocuk psikolojisi ve gelişimi üzerinde uzmanlaşmak istiyor.