YAZAN: BURCU ERBAŞ

Eğer her sosyal etkinlikten sonra kendinizi çok yorgun hissediyor, normal şartlarda çok eğlenebileceğiniz etkinliklerden giderek kopuyor, aile ve arkadaşlarınızı çok sevmenize rağmen onlarla buluşmak için heyecanlanmıyor aksine doğum günleri, yemekler, ev oturmaları ile dolan ajandanız sizi geriyorsa sosyal tükenmişlik yaşıyor olabilirsiniz. İçe veya dışa dönük olmakla bir alakası olmayan bu durum herkesin başına gelebiliyor. Sosyal bataryanın sıfıra düştüğü, planların gerçekleşmesindense iptal edilmesinin daha çok mutluluk verdiği bu ruh halinden neyse ki birtakım stratejiler ile sıyrılmak mümkün olabiliyor. Sosyal ortamlardan sonra neden bu kadar yorgun hissettiğinizi merak ediyorsanız aradığınız cevap sosyal tükenmişlik fenomeninde olabilir.


Sosyalleşmek neden beni yoruyor?

Arkadaşlarınızla keyifli bir akşam yemeği yedikten sonra eve dönünce bir anda çöküyor, hiç konuşmadan hatta zihninizi kullanmadan saatlerce telefonunuzdan video kaydırıp uyumaya ihtiyaç duyuyorsanız merak etmeyin. Bu durum ne sizin asosyal ne içe dönük birisi olduğunuzu gösteriyor. Sadece sosyalleşme konusunda içsel kapasitenizin sınırına ulaştığınız anlamına geliyor.

Hepimizin enerjisi aynı bir batarya gibi çalışıyor. Her sosyal etkileşimde, buna basit bir mesaj atmak bile dahil, bataryamız azalıyor. Eğer ki durup şarj olmak için kendimize zaman ayırmıyorsak sosyal bataryamız da haliyle sıfıra iniyor. Sosyal tükenmişlik, işte bu noktada ortaya çıkıyor.

Sosyal tükenmişlik nedir?

Sosyal yorgunluk veya sosyal bitkinlik olarak da bilinen sosyal tükenmişlik zihinsel, duygusal ve fiziksel bir tükenmişlik halini simgeliyor. Hem içe dönük hem de dışa dönük kişileri etkileyebilen bu durum sosyalleşme sonrası yaşanan ani enerji kaybını tanımlamak için kullanılıyor. Yavaş yavaş gelişse de çok hızlı bir şekilde etki gösteren sosyal tükenmişlik, keyifli geçen bir buluşmanın tam ortasında bile kişinin üzerine aniden çökebiliyor. Kişi bir anda kendini kopuk hissedebiliyor, şiddetli bir şekilde sessizlik ve yalnızlık isteyebiliyor. Kronik stres, fazla sorumluluk, çok yoğun olmak gibi daha belirgin sebeplerle ortaya çıkan tükenmişlik sendromuna kıyasla sosyal tükenmişlik herhangi bir öncü sinyal vermeden sinsice belirebiliyor ve sosyal ilişkileri negatif şekilde etkileyebiliyor.

Sosyal tükenmişlik kendini yaygın olarak aşağıdaki semptomlar ile gösteriyor:

  • Hiçbir kahvenin, uykunun veya dinlenmenin geçiremediği yorgunluk hissi.
  • Düşük ruh haline eşlik eden asabilik ve sabırsızlık.
  • Yoğun bir şekilde hissedilen yalnız kalma ihtiyacı.
  • Sorumlulukları gerçekleştirmede zorluk çekme, odaklanma sorunları, unutkanlık ile simgeleşen beyin sisi.
  • Baş ağrıları, bedensel ağırlık ve fiziksel yorgunluk.

Eğer sosyal tükenmişlik kronikleşirse fiziksel yorgunluk, uykusuzluk, baş ağrıları da yukarıdaki semptomlara eşlik etmeye başlayabiliyor. Tüm bu faktörler, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, hastalıklara karşı savunmasızlığın artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle en az güçlü sosyal bağlar kurmak kadar kendimize zaman ayırmak da bütünsel sağlığımızı korumamız için büyük bir önem taşıyor.

Sosyal tükenmişlik neden yaşanıyor?

Sosyal tükenmişliğin birçok sebebi olsa da en belirgin tetikleyicisi yapılan sosyal aktivitelerdeki dengesizlikten kaynaklanıyor. Eğer kişi çok belirgin bir fark ile daha çok dışa dönük aktivite yapıyor ve içe dönük aktivite yapmak için kendine hiç zaman ayırmıyorsa sosyal tükenmişlik oluşabiliyor.

Araştırmalara göre tek başına zaman geçirmek beynin Varsayılan Mod Ağı’nın aktive olmasını sağlayarak zihinsel sağlığın korunup desteklenmesine katkıda bulunuyor. Bu ağ beynin pasif anlarında ve dikkat gerektirmeyen görevler sırasında daha fazla etkin olan belirli bölgelerin bir topluluğunu ifade ediyor. Aynı zamanda bu bölge iç gözlem, hafıza ve yaratıcı düşünceyle de ilişkilendiriliyor. Bu nedenle yalnız kalmak aslında sadece kişisel bir seçim olarak değil, bir nörolojik ihtiyaç olarak kabul ediliyor.

Sosyal ortamlardan sonra yorgun hissetmemek için ne yapabilirim?

Peki sosyal tükenmişlikten kurtulmanın yolu yapayalnız bir dağ evine çıkıp tüm sosyal ilişkileri kesmekten mi geçiyor? Tabii ki hayır! Modern yaşamda herkesten uzaklaşmak, tam anlamıyla izole kalmak ne gerçekçi ne de sağlıklı bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Zaten de sosyal tükenmişlik ajandanızın çok dolu olmasından değil, sosyalleşme ile kendinize ayırdığınız zamanın dengesizliğinden kaynaklanıyor. Bu nedenle sosyal yorgunluğunuzu atmanın yolu içe dönük aktivitelerinizi arttırmaktan geçiyor.

  • Her hafta sadece bir gününüzü “plansız” olması için planlayın. Hiçbir sosyal etkinliğiniz olmadığı bugünlerde dinlenin, tek başınıza aktiviteler yapın veya hiçbir şey yapmamanın tadını çıkarın.
  • Hangi sosyal ortamlarda gerçekten kendiniz gibi olabildiğinizi, hangilerinde ise bir nevi “performans” gösterdiğinizi anlamaya çalışın. Özellikle başkalarını memnun etmek veya etkilemek için uğraştığımız bu tarz sosyal etkinlikler zihinsel ve ruhsal olarak bizi güçlendiren bağlar değil, aksine yoran ve tüketen ilişkiler oluyor. Bu tarz ilişkilerimizi uzun vadede kesmek veya buluşma dozunu düşürmek bile sosyal bataryalarımızın şarj olmasına büyük katkıda bulunuyor.
  • Eğer kendinize ayırdığınız zaman ile sosyal etkinliklerinize ayırdığınız zamanın dengesini kaçırıyorsanız ajandalarınızda bu iki tip program için özel renkler kullanın. Böylelikle ilk bakışta ne kadar zamanınızın kendinize, ne kadar zamanınızınsa sosyalleşmeye ayrıldığını görebilir, sosyal tükenmişlik yaşamadan günlerinizi daha dengeli şekilde planlayabilirsiniz.
  • Sosyal hayatınızı dengelediğiniz bu dönemde hayır demek durumunda kalacağınız davetler mutlaka olacaktır. Önce karşınızdaki kişiyi kırmamak için evet diyip daha sonra son dakika programı iptal etmektense önceden bir mesaj ile haber vermek son dakika iptal etmekle gelen suçluluk hissini engellemenizi sağlar. Bunun yanı sıra planları kendi kapasiteniz dahilinde olan şekillerde değiştirmeyi de önerebilirsiniz. Belki 2-3 saatlik bir ev partisine gidecek enerjiniz yok ama yakın arkadaşınızla öğleden sonra görüşüp 1 saat yürüyüş yapabilirsiniz.

Dengede olmaktansa her anlamda meşgul olmayı yücelten modern yaşamda sosyal tükenmişlik göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim sosyal ortamlardan sonra kronik olarak yorgun hissetmek bize ne karakterimiz ne de sosyal yaşantımız hakkında bir sinyal gönderiyor. Aksine bedenimiz bize zihinsel ve ruhsal olarak bir süre dinlenmemiz, dışarıya verdiğimiz ilgiyi içimize de döndürmemiz gerektiğini söylüyor. Yani durmak, yavaşlamak, kendimizi geri çekmek veya içimize dönmek zayıflıktan değil, ihtiyaçtan kaynaklanıyor.



Burcu Erbaş

Burcu Erbaş, 2024 yılında Domus Academy Milano'da Visual Brand Design alanında yüksek lisansını, 2020 yılında ise Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi lisansını tamamladı. Live to Bloom'da dört yıldır içerik ve proje yöneticisi olarak görev yapan Burcu platformun görsel iletişiminde de aktif olarak rol alıyor. İyi yaşam alanında yazdığı içeriklerinde özellikle bütünsel...



BLOOM SHOP