Dünyanın en uzun yaşayan insanlarının olduğu bölgelere, “Blue Zones” (Mavi Bölgeler) adı veriliyor. Dünyanın dört bir yanında bulunan Blue Zones’da, kimyasalların ve toksinlerin oldukça az bulunduğu ve insanların benzer yaşam tarzlarına sahip olduğu biliniyor. Bu bölgelerde insanlar ortalama 98 sene kadar yaşarken, bu sayı ülkemizde 78 olarak karşımıza çıkıyor. Blue Zones’da yaşayan insanların hayat tarzlarının ve genlerinin bu yüksek yaş ortalamasında etkisi olsa da toksinler ve sağlıklı detoks mekanizmaları da en az onlar kadar önemli. İşte daha uzun ve sağlıklı bir hayat için toksinlerin zararlı etkileri ve korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenler.

Yediklerimiz, içtiklerimiz, dokunduklarımız ve aldığımız nefes kadar, atmadıklarımızdan da oluşuyoruz.

Yaşam süremizi ve sağlığımızı etkileyen 3 temel unsur vardır. Bunlar:

  • Genler
  • Yaşam tarzı
  • Çevresel faktörler

Genetik silahı doldurur, fakat tetiği çevre çeker (1). Dolayısıyla, yaşam şekli değişiklikleri (beslenme, egzersiz, stres azaltma, uyku, ilişkiler) ve çevresel faktörleri kontrol ederek; sağlığımızı, genetiğimizi ve yaşam süremizi değiştirebiliriz.

İlginizi çekebilir: Fonksiyonel Tıp Doktoru İrem Ergün ile Daha İyi Versiyonumuza Ulaşmak

Toksinler nedir?

Çevresel faktörlerden kaynaklanan hastalıkların ve erken yaştaki ölümlerin en büyük nedeni kimyasal kirlilik olarak karşımıza çıkıyor.

The Lancet

Toksinler, kimyasal olarak vücuda zararlı maddeler şeklinde tanımlanabilir. Bedenimizde üretilen, üretilemeyen ve birikerek kümülatif etkiler yaratan farklı toksin grupları bulunur.

  • Toksik: Kimyasal olarak zararlı maddelerdir
  • Toksin: Canlı organizmalar (Bakteri, bitki hayvan..) tarafından üretilen toksik maddeler.
  • Ksenobiyotikler, vücudumuz tarafından üretilemeyen kimyasal maddelerdir. Çoğu zaman farkında olmadan maruz kaldığımız bu toksinlerin en sık rastlanan kaynakları;
    • Gıda katkı maddeleri, tatlandırıcılar,
    • Böcek ve mantar ilaçları,
    • Kozmetikler, deterjanlar,
    • Su ve gıdalara bulaşan tarım ilaçları,
    • Endüstriyel maddeler, teflon,
    • Egzoz ve diğer petrol ürünleri,
    • Sigara dumanı,
    • Küfler,
    • Gıdalar hazırlanırken oluşan kimyasal ara ürünler,
    • Metaller (Kadmiyum, Nikel, Kurşun, Krom, Civa, Bakır, Gümüş),
    • Atık sulardaki ilaç ve kimyasal madde kalıntıları,
    • POP ise tarım ilaçları gibi kimyasallarda bulunan, besin zinciri yoluyla bedende depolanan ve uzun süreler sonucu kümülatif etkiler oluşturan kimyasal maddelerdir.

Bedenimizde zaman içinde biriken toksinler vücut yükümüzü oluşturur. Ve bu yük arttıkça pek çok sağlık sorunu baş gösterir. Günlük hayatımızda maruz kaldığımız toksinler; kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, kanser, doğurganlık ve erken yaştaki ölümler üzerinde etkilidir. Bu etkilerin bağlı olduğu değişkenler şunlardır:

  • Toksik maddelere ne kadar maruz kalındığı,
  • Bedende biriken toksik madde miktarı,
  • Toksik maddelere karşı bireyin duyarlılığı.

Fakat bu, düşük dozda alınan toksinlerin zararlı olmadığı anlamına gelmez. Bazı toksinler düşük dozlarda bile ölümcül etkiler yaratabilir. Benzer şekilde, düşük dozlarda da olsa toksik maddelerin arasında oluşan sinerjik etkiler de ciddi sağlık sorunları yaratabilir.

2. Dünya Savaşından beri 85 bin sentetik kimyasal üretilmiştir ve her yıl dünyaya yaklaşık 2000 yeni kimyasal tanıtılmaktadır.

Toksin duyarlılığının nedenleri nedir?

  • Yüksek toksin yükü,
  • Eliminasyon mekanizması olan böbrekler veya karaciğerin az veya etkisiz çalışması,
  • Bağırsak florasındaki dengesizlikler,
  • Kalsiyum, magnezyum ve çinko gibi mineral veya besin eksiklikleri,
  • Yüksek şeker ve düşük protein tüketimi,
  • Oksidatif stres,
  • Kronik enflamasyon,
  • Bedende bulunan ağır metaller,
  • Duygusal travmalar ve stres.

Toksik yük ve kronik toksisitenin belirtileri:

  • Kronik yorgunluk, halsizlik ve bitkinlik hissi,
  • Unutkanlık ve zihinde bulanıklık hissi,
  • Vücutta şişkinlik ve ödem,
  • Aşırı uyku ya da uykusuzluk,
  • Alerji ve cilt problemleri,
  • Kas ve eklemlerde gerginlik,
  • Duygusal dengesizlik, gerginlik ve depresyon,
  • Tekrarlayan enfeksiyonlar,
  • Otoimmün hastalıklar,
  • İnsülin direnci ve tip 2 diyabet,
  • Hormonal bozukluklar,
  • Metabolik sendrom,
  • Polinöropati ve nörolojik hastalıklar.

Bu belirtilerin altında yatan nedenler toksik yük ve kronik toksisite olabileceği gibi tamamen farklı bir sağlık sorunundan da kaynaklanıyor olabilir.

Toksinler bedenden nasıl atılır?

Toksinler önce dönüştürülür, daha sonra ise bedenden atılır. Başlıca detoksifikasyon organlarımız karaciğerimiz ve böbreklerimizdir. Ayrıca bağırsak mikrobiyatamız da dönüşüm ve detoksifikasyon aşamalarında aktif rol alır. Hiç durmadan çalışan detoks sistemi, bedenimizi en çok yoran ve bedenimize en çok enerji harcatan sistemlerin başında gelir. Toksinleri düzenli ve etkili atabilmemiz için, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını desteklemek, bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlamak, nefes ve terleme ile katkıda bulunmak gerekir.

Detoksifikasyon mekanizmasını desteklemek için yapılması gerekenler:

  • Dışardan gelen toksik maruziyeti en aza indirmek,
  • Yeterli su tüketmek ve oksijen almak,
  • Bağırsak sağlığını ve fonksiyonlarını optimize etmek,  
  • Antioksidan rezervlerini arttırmak,
  • Omega 3 ve 6 tüketimini arttırıp, enflamasyonu azaltmak,
  • Karaciğeri renkli beslenme ve aralıklı oruç ile desteklemek,
  • Bağırsak dinlenme programlarını uygulamak,
  • Yeterli miktarda renkli besinler, bitki çayları ve baharat tüketmek,
  • Yeşil, kırmızı ve turuncu besin gruplarına bolca yer vermek.

Bedensel detoksu desteklemek için tüketilmesi önerilen besinler:

(Doktor kontrolünde kullanılması gereken besin takviyeleri)

  • Koyu yeşil yapraklılar, yeşil çay, maydanoz, zerdeçal, klorella, spirulina, brokoli
  • Başta yeşiller ve kırmızılar olmak üzere tüm renkli sebze ve meyveler
  • Berberine
  • Devedikeni (Milk thistle)
  • Dandelion (Hindiba) 
  • Antioksidanlar (Glutatyon)
  • Trans resveratrol, C vitamini

Detoks sırasında dikkat edilmesi gerekenler

Besin duyarlılıklarına, alerjilere ve bedenin ihtiyaçlarına dikkat ederek, miktarını, saatini ve içeriğini düzgün hazırladığımız öğünler tüketmemiz gerekir. Buna ek olarak, belirli dönemlerde daha hafif ve sebze meyve ağırlıklı besinler tercih ederek bedenimizin detoks sistemini desteklemek de önemlidir. Bu detoks dönemlerinde, sadece beslenmeyle sınırlı kalmamak; elektroniklerden, çevre kirliliğinden ve zorlu ilişkilerden uzakta doğa ile iç içe ve bedensel aktiviteyle beraber uygulamak önerilir.

Kimyasallardan korunmak için yapılması gerekenler:

  • Meyve ve sebzeleri karbonatlı su içinde 15-20 dakika yıkamak,
  • Sigara dumanı, egzoz ve kirli havadan mümkün olduğunca uzak kalmak,
  • Konserve ve özellikle plastik kaplarda satılan yiyeceklerden kaçınmak,
  • Renkli beslenmeyi günlük/haftalık olarak arttırmak,
  • Organik beslenmek (bitkisel, et ve süt ürünleri olarak),
  • Mümkün olduğunca doğru filtrelenmiş su tüketmek,
  • Bol miktarda deniz sebzesi (yeşil alg ve spirulina) tüketmek,
  • Balık tüketiminde dikkatli olmak, küçük balık tercih etmek,
  • Sentetik böcek ilacı, bitki öldürücü ve toksik temizlik maddelerini kullanmamak,
  • Toksik olmayan yapı malzemeleri ve halılar kullanmak,
  • Kapalı mekanların havasını temizlemek,
  • Doğal olan kozmetik, şampuan, oje ve kokuları tercih etmek.

Dr. İrem Ergün kimdir?

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. İrem Ergün, ilk olarak Florence Nightingale Hastanesinde 9 sene ve daha sonra da Anadolu Sağlık ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinde 7,5 sene yöneticilik ve doktorluk yaptı. Holistik Bioregülasyon Terapileri eğitimini alırken, Cleveland Fonksiyonel Tıp Merkezinde de Fonksiyonel Tıp üzerine yoğunlaşan Dr. İrem Ergün, Dr. Mark Hyman ile çalışma fırsatı buldu. IFM Fonksiyonel Tıp Eğitimi alan ve IFM ABD Sertifikalı Uygulayıcısı olan İrem Ergün’ün klinik ilgi alanları arasında Fonksiyonel Tıp ve Fonksiyonel Beslenme, kişiselleştirilmiş, koruyucu ve önleyici tıp, kronik hastalıkların yönetimi ve tedavisi, sindirim sistemi problemleri ve bütünsel yaklaşım, mitokondri sağlığı ve detoksifikasyon, bağışıklık sistemi ve sağlıklı yaşlanma gibi güncel konular bulunuyor. 

(1) Judith Stern of the University of California Davis W. A. Suk, K. Olden, and R. S. H. Yang, “Chemical mixtures research: significance and future perspectives,” Environmental Health Perspectives, vol. 110, no. 6, pp. 891–892, 2002.