Eckhart Tolle, “Şimdinin Gücü” adlı kitabında, çoğu insanın düşüncelerinin yüzde 80 ila 90’ının sadece yararsız, boş ve tekrarlanan düşünceler olmakla kalmadığını, aynı zamanda bunların çoğunlukla olumsuz doğasından ötürü zararlı da olduklarını, ayrıca yaşam enerjisinin ciddi bir biçimde sızıp gitmesine neden olduklarını söylüyor. Bu istemsiz düşüncelerimizi “bağımlılık” olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Siz artık onu bırakma seçimine sahip olmadığınızı hissedersiniz. O sizden daha güçlü görünür. Ayrıca size sahte bir haz duygusu verir; bu kaçınılmaz bir biçimde acıya dönüşecek bir hazdır.” 

İlginizi çekebilir: Nöropsikolog Açıklıyor: Olumsuzluk Önyargıları ile Baş Edebilmenin Yolları

2020; bize acı veren, hoşlanmadığımız alışkanlıkları, düşünce döngülerini ve bağımlılıkları bırakma, karanlık taraflarımızı aydınlığa çıkarma ve dönüşüm yılı.

Düşüncelerimiz ve düşünsel döngülerimize bağlı olan alışkanlıklarımız her ne kadar bizden daha güçlü gibi görünseler de aslında değiller. Erteleme, çabuk pes etme, titizlik, endişe, takıntı, koşuşturma, sınır koyamama, hayır demek isterken evet deme, fazlaca yeme, sigara içme, hareketsizlik gibi alışkanlıklardan, bize zarar veren ilişki ve insanlardan vazgeçebilmek, öfkeden, hiddetten, hırstan kurtulmak, kendimizi güvenle hayatın kollarına bırakmak istiyoruz. 

Öte yandan, her ne kadar hayalini kursak da irade koyup alışkanlık enerjisinden kurtulmak her zaman o kadar kolay olmuyor. Bazı alışkanlıkları, kişiliğimizin bir parçası zannettiğimiz için de bırakmakta zorlanabiliyoruz. Örneğin, hayatımızı başkalarını mutlu etmek üzerine kurmuşsak birdenbire değişmek ve artık onları mutlu etmek adına kendimizi feda etmekten vazgeçtiğimiz zaman, bizi biz yapan bir şeyi de yitireceğimizi düşünüyoruz. 

Bu davranış her ne kadar bize zarar verse de diğerlerini mutlu etmek için kendimizi feda etmezsek yakınlarımızın bizi sevmeye devam etmeyeceklerini, yeni davranış biçimimizle bizi kabul etmeyeceklerini, hatta bizi terk edeceklerini ve yapayalnız kalacağımızı düşünerek korktuğumuz için bu davranışa tutunup onu uygulamaya devam ediyoruz. 

Bu, alışkanlığa tutunmak isteyen zihnimizin bize bir oyunu. Bilinçaltı ilginç, çarpık fikirler ve sanrılarla dolu, son derece kalabalık bir evren. Bilinçaltına bilinçli dünyamızdan hükmedemeyişimizin sebebi ise adı üzerinde, çoğu zaman bilinçaltı evrenin farkında olmayışımız. 

İstemediğimiz alışkanlıklara sıkı sıkı tutunma sebebimiz ise çoğu zaman sevilmeme, dışlanma, ölüm, yalnız kalma gibi korkular yüzünden. Oysa vazgeçmenin ve bize zarar veren alışkanlıkları bırakmanın bize hiçbir zarar vermeyeceğini, aksine farkındalık sıçraması yaşatacağını ve evrimimizin bir sonraki aşamasına geçeceğimizi, yaşamın büyülü tarafıyla temas edeceğimizi bilsek bir an bile tutunmayız onlara… 

İlginizi çekebilir: Kötü Alışkanlıkları Bırakmanın 6 Adımı

Bırakamadığınız her alışkanlık, size zarar dahi verse bir çıkar sağlıyor.

Bırakamadığınız yanlarınıza, size zarar dahi verse vazgeçemediğiniz insanlara, mekanlara, duygulara, objelere, geçmişe neden tutunmaya devam ettiğinizi tespit edin.

Geçmek isteyip de vazgeçemedikleriniz size hangi duyguları bahşediyor? İyi şeyleri haketmediğinize inandığınız için kendinizi mi cezalandırıyorsunuz? Geçmişinizden utanıyor musunuz? Affedemediğiniz bir şeyler mi var? Kendinizi yeterince sevmiyor ve ona gereken değeri vermiyor olabilir misiniz? 

Vazgeçmek istediğiniz tüm özelliklerinizi açık açık yazın, kendinize itiraf edin. 

İlk adım, hayatınıza etki eden zararlı alışkanlıklar her ne ise hepsini tespit etmek. Tespit edip, yüzleşmek önemli bir adım. 

Alışkanlıklarınızın size ne gibi bir faydası var? 

Bir alışkanlık size ne kadar zarar verirse versin ve siz bunun mantıksal olarak ne kadar farkında olursanız olun, eğer bu alışkanlığı sürdürüyorsanız, bundan bir çıkarınız var demektir. Örneğin sigara içmek, gereğinden fazla yemek yemek ya da vesvese etmek gibi. Sigaranın anlık olarak sizi rahatlatması, yemenin içinizi sevgi ile doldurması, vesvesenin ise sizi gelebilecek zararlardan koruması gibi…  

Bu yararı bulduktan sonra kendinize şu soruyu sorun: Bu gerçek mi? 

Prefrontal korteks aktivitesini arttırmak için bilinçaltına gerçekleri sunmalısınız. Sigara içmek sizi gerçekten uzun vadede rahatlatıyor mu? Acı duyduğunuzda bu acıyı veya konforsuzluğu bastırmak için içki içmek çözüm oluyor mu? Tasalandıkça geleceği gerçekten güvence altına alabiliyor musunuz ya da gereken tedbirleri almak adına hazır oluyor musunuz? 

Bu alışkanlık olmasaydı kim olurdunuz? 

Hayal etmeye başlayın. Alışkanlığınızı bıraktığınız zaman neler farklı olurdu? Diyelim ki o kişi, mekan, şehir, obje, duygu, düşünce, davranış yaşamınızda artık yok. Nasıl farklı hissedeceksiniz? Neler farklı olacak? Ne gibi zorluklarla ya da ödüllerle karşılaşacaksınız? Yaşamınızdan ne eksilecek? Yaşamınıza ne katılacak? 

Düşünce, duygu ve davranışınızı değiştirin. 

Yaratım zihinde başlar. Bırakmak istediğiniz davranışı bir kenara bırakın, istediğiniz sonuca odaklanın. Kendinize sorun: Bu sonucu elde edebilmek için hangi farklı düşünceyi, duyguyu ve davranışı benimsemeliyim? 

Görselleştirin.

Araştırmalara göre, beceri geliştirme söz konusu olduğunda görselleştirme de en az gerçek uygulama kadar etkili. Bir eylemi görselleştirdiğimizde beynimizin tıpkı  gerçekleştirdiğimizdeki gibi aynı bölgeleri uyarılıyor ve aynı sinir ağları oluşuyor.

Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, gün içinde öyleymiş gibi hissedin. Hayal edin ki siz değişmiş, gelecekte istediğiniz halinize kavuşmuşsunuz. Gerçek hayatta henüz başaramıyorsanız dahi başlangıçta hayalinizde engellerinizi aşabilirsiniz. 

Kontrolünüz dahilinde olanlara odaklanın. 

Eğer bir alışkanlığı tamamen bırakmak şimdilik kontrolünüzde değilse, bunun için çaresizliğe kapılıp, hayıflanıp ya da şikayet etmek yerine, yardım arayabilirsiniz.Meditasyon, nefes, yoga, hipnoz, hareket, bu konularda yazılmış kitaplar, davranışsal psikoterapi, pek çok yol bulabilirsiniz. 

Kendinize karşı affedici olun.

Alışkanlıklar, çok güçlüdür. İrade koyup bırakmak çok kolay değil. Farkındalıkla, adım adım, yavaş yavaş olacak. Kendinize karşı acımasız olmayın. Bugünden yarına sonuç almak zorunda değiliz. Zaman verin. Öz şefkat pratiklerini lütfen eksik etmeyin. Kendinizi her fırsatta affedin. Ziyaret edin. 

İlginizi çekebilir: Affetmek Özgürleştirir! Affetmenin 5 Yolu

Kaynak: Psychology Today, Tiny Buddha, Tony Robbins, Huff Post, Entrepreneurs.magtoob