YAZAN: MELTEM FAKABASMAZ

Hayatımızın karmaşık mozaiğinde çoğu zaman kendimizi, birden fazla şapka takarken ve farklı roller oynarken buluyoruz. Kimliklerimiz sahip olduğumuz roller tarafından şekillendiriliyor. Eğer bu rolleri fazla sahiplenir hatta kendi gerçeğimiz gibi görürsek, yani gerçek benliğimizi gözden kaçırma riskiyle karşı karşıya kalacak olursak ne olur? Rollerimiz ve kimliklerimiz arasındaki dinamik ilişkiyi ve bu süreçte kendimizi kaybetmemek için sağlıklı bir dengeyi nasıl koruyabileceğimizi yoga perspektifinden sizlerle paylaşmak istedim.


Oynadığımız roller ve kimliklerin oluşumu

Roller insan varlığının doğal bir parçasıdır. Yaşamlarımıza yapı sağlarlar. Toplumun karmaşık ve giriftli yapısı içinde yön bulmamıza olanak tanırlar. Ailesel, profesyonel ve sosyal roller de dahil olmak üzere bir dizi alanı kapsarlar. Bu roller sorumluluklarımızı, davranışlarımızı ve beklentilerimizi belirleyerek günlük yaşamımızı şekillendirirler.

Kimliklerimiz; rollerimizin, deneyimlerimizin ve kişisel özelliklerimizin birleşiminden ortaya çıkar. Onlar dünyayı ve kendimizi algıladığımız merceklerdir. Kimliklerimiz değişkendir; zaman içinde gelişir, deneyimlerimizden ve oynadığımız rollerden etkilenir. Anne rolüne uzun yıllardan beri sahip olan biri çalıştığı ortamda kendini anaç tavırlarla iletişim kurarken bulabilir veya öğretmen rolündeki biri, evinde eşine sürekli bir şeyleri dikte ederek yaptırtmaya çalışıyor olabilir.

Dengeleme yasası

Roller ve kimlikler iç içe geçmişken, gerçek benliğimiz pahasına rollerimize aşırı derecede daldığımızda zorluklar karşımıza çıkmaya başlayabilir. Etiketleme yapmaya başlayan zihin, etiketlerini gerçek benlik olarak kabul ederse rolü kimliğine dönüşebilir.

Rolün içinde yutulmak veya rolün içine çekilmek; bir kişinin kimliğinin, diğer rollerin yerini alarak üstlendiği “bir role” dayalı hale geldiğini ifade eder. Bu durum rollerimizin beklentilerine ve taleplerine; kişisel değerlerimiz, özlemlerimiz ve arzularımızdan daha fazla öncelik verdiğimizde ortaya çıkabilir. Böylece gerçek benliğimizden kendimizi kopuk hissetmemize neden olabilir.

Örneğin, anne rolünü bir etiket olarak yaşamına dahil eden biri, annelik rolünü kimliğine dönüştürebilir. Bu sebeple kimliğini tamamlayan çocuğundan ayrılmak istemez, onun her zaman yanında olmasını ister. Kendini anne olarak tanımladığı için çocuğun gidişi kimliğin kaybı olacaktır ve bu bir anlamda yasa dönüşebilir.

Etiketleme teorisinde tek bir rol, kimliğinin kendisi olabilir.

Rollerin içine çekilme belirtileri

  • Bireyselliğin kaybı: Kendinizi sürekli olarak oynadığınız rollerin beklentilerine uyum sağlamaya çalışırken, benzersiz niteliklerinizi ve değerlerinizi gözden kaçırırken bulabilirsiniz.
  • Duygusal boşalma: Çeşitli rollerin taleplerini karşılamak için normalden daha fazla enerji harcamak duygusal tükenmeye yol açabilir.
  • Roller arasındaki çatışma: Çatışan roller arasında gidip gelmek, iç kargaşa yaratabilir ve sizi hayatınızın farklı yönleri arasında parçalanmış halde bırakabilir.
  • Tutkunun kaybı: Bir zamanlar size keyif veren aktiviteler ve hobiler, kendinize dair duygunuzu daha da aşındırarak zorunluluk gibi gelmeye başlayabilir.

Özgün benliğinizi geri kazanmak

Rollerin karmaşık ağının ortasında özgün benliğinize dönüş yolunu bulmak, “dönüştürücü” bir yolculuk olabilir. Bunun için yoga felsefesini ve öğretilerini araç olarak kullanmanız mümkün.

Svādhyāya: Kendini incelemek, kendini araştırmak 

İç gözlem için kendinize zaman ayırın. Temel değerlerinizi, tutkularınızı ve sizin için gerçekten önemli olan şeyleri düşünün. Kendinize her sabah “Bugün nasıl hissediyorum?” sorusunu sorarak güne başlayabilirsiniz. Belki bir sabah hoş hissetmeyecek ama başka bir sabah iyi hissedeceksiniz. Gerçekten nasıl hissettiğinizi keşfederek, ortaya çıkan duyguyu yaşayarak ve “neye ihtiyacınız olduğunu” öğrenerek gerçek benliğinizi ortaya çıkarabilirsiniz.

Mindfulness: Açık farkındalık

Açıklıkla, yargılamadan, geçmiş ve geleceğe takılmadan, olduğun anda gerçekleşenleri oldukları gibi fark etmeye mindfulness denir. Mindfulness düşüncelerinizi, duygularınızı, bedensel duyumlarınızı ve etrafınızdaki çevreyi merak ve kabul duygusuyla gözlemlemeyi içerir. Farkındalık sizi yaptığınız her şeye tam olarak katılmaya teşvik eder ve deneyimlerinizle daha derin bir bağlantı kurmanızı sağlar. Yoga, bir farkındalık pratiğidir.

Rollerimiz ve kimliklerimiz arasındaki hassas dengeyi yoga perspektifinden keşfetmek, konuya benzersiz bir boyut katabilir. Yoga, kadim bilgeliği ve refaha yönelik bütünsel yaklaşımıyla, bu karmaşık etkileşimde nasıl yol alabileceğimize dair değerli bilgiler sunuyor. Sizinle burada paylaştıklarımın daha da fazlasını yoga pratiği ile keşfedeceksiniz. Yoga sadece asanalardan yani pozlardan ibaret değildir, nefes ve meditasyon ile bir arada dikkate almanızı öneririm.

Oynadığımız roller: Asanalar ve fiziksel benlik

Yogada varlığımızın fiziksel yönü genellikle asanalar veya yoga duruşları ile temsil edilir. Bu asanalar hayatta oynadığımız roller gibidir; güç, esneklik ve denge gerektirirler. Bir asanadan diğerine geçerken de her birinin kendine özgü talepleri olan bir rolden diğerine geçeriz. Derslerimde öğrencilerime sıklıkla şunu hatırlatıyorum: “Pozlar sana hizmet etmek için var, sen poza hizmet etme yani ne olursa olsun, rolün aracın olsun. Mükemmeli ister mat üzerinde ister mat dışında aradığında, rollere hizmet eden olmaya başlayabilirsin.”

Kimliklerin oluşumu: Chitta ve zihin

Yoga, gerçek benliğimizin rollerimizin ve fiziksel görünüşümüzün ötesinde olduğunu kabul eder. Yoga felsefesinde sıklıkla “chitta” olarak adlandırılan zihin, kimliklerimizin şekillendiği yerdir. Düşüncelerimizin, duygularımızın ve inançlarımızın deposudur. Rollerimiz chitta’yı etkiler, algılarımızı ve benlik kavramımızı şekillendirir. Yoga sutraların ikincisi olan Sanskritçe’de “yogas chitta vritti nirodha” ifadesi; “Yoga, zihindeki değişikliklerin veya dalgalanmaların durdurulması veya kontrol edilmesidir” şeklinde çevrilir. Bu ifade yoga yapmanın bütünsel etkisini gösteriyor.

Sonuç olarak, rollerimiz ve kimliklerimiz karmaşık bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır ve bu hassas dansı yönetmek, tatmin edici bir yaşam için şarttır. Roller yapı ve amaç sağlarken özgün benliğimizi de beslemeyi unutmamalıyız.

Rollerin içinde kaybolmanın işaretlerini fark ederek ve gerçek kimliğimizi geri kazanmak için bilinçli adımlar atarak, dengeli ve uyumlu bir varoluşu sürdürebilir, oynadığımız rollerde kendimizi asla gerçekten kaybetmemeyi mümkün hale getirebiliriz.



Meltem Fakabasmaz

İstanbul’da doğan Meltem, Doğu Akdeniz Üniversitesi Endüstri Mühendisliği, 2002’de Bilgi Üniversitesi’si Sinema-TV Yüksek lisans tamamladı. 10 yıla yakın medya dünyasında çalıştıktan sonra, 2015 yılında başladığı yogada uzmanlaşmayı seçerek, insanın iyi olma yolculuğu yoluna da başlamış oldu. E-RYT® 500, YACEP® Yoga Alliance onaylı sertifikalı yoga eğitmeni ve Ayurveda uygulayıcısı, aynı zamanda...



BLOOM SHOP