“Tüm olasılıkların içinde en mükemmeli bu dünya değilse aynı şekilde senin bedenin de değil… Fakat sadece bu beden senin olacak. O zaman onu eğlendirmek, beslemek ve korumak için her şeye değer.” Daniel E. Lieberman – The Story of the Human Body: Evolution, Health, and Disease

Bazı günler şok içerisinde aynaya bakakalıp saçlarınızdaki beyazları ya da göz çevrenizdeki kırışıkları veya yüzünüzdeki çökük alanları görmek, yaş aldığınızı hatırlatan uyaranlar olarak karşınıza çıkıyor. Çocukluk ve ergenlik dönemini geçtikten sonra herkes gibi yaş alacağınızı ve bu yaşın vücudunuza olan etkilerini fark edeceğinizi hatırlatmama gerek yoktur.

Hangi ırktan olursanız olun yaş alacaksınız. Zayıf veya iri bir bedeniniz olabilir, yine de yaş alacaksınız. Kadın veya erkeksiniz ya da tüm bedeniniz aktif veya engelli, yaş alacaksınız. Sağlıklısınız veya kronik bir hastalığınız var, yine de yaş alacaksınız. Nasıl bir bedeniniz, yaşamınız, karakteriniz, varlığınız, işiniz olursa olsun yaş alacağınızı aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor.

İnsanın zihni ile oluşturduğu ve kendi kendini sınırladığı zaman olgusunu dikkate alırsak seneler geçtikçe matematik hesabına göre yaşımız artacak. 20’ler, 30’lar, 40’lar derken bir sabah 70’lere merdiven dayadığımızı fark ederek uyanacağız. Önemli olan o sabah kendimizi nasıl hissedeceğiz ve bedenimiz fiziksel olarak ne durumda olacak?

Bedenimize yatırım yapmanın tam zamanı; nefes kalitemizi arttırmanın,  bel, sırt ve kalça kaslarını kuvvetlendirmenin, bedenimize girenlere özen göstermenin, hareket etmenin, kasları güçlendirip esnetmenin ve gerektiğinde dinlenmeyi ihmal etmenin tam zamanı.

Yoga terapinin tam zamanı

Son 1 yıl içerisinde 70 yaşlarında 5-6 kişi ile yoga terapi çalıştım. Yürümekte ve oturmakta zorlananlar, rahat nefes alamayan veya veremeyenler, tansiyonu veya şekeri olanlar, bazen ilaçları sebebiyle çoğu zaman nefes kalitesinin düşüklüğünden yorgun hissedenler… Ya doktorları ya da kızları onları yoga terapi yapmaya yöneltmiş. Aralarında hayatında hiç spor yapmamış olanlar vardı. Aradıkları tek şey ise yaşam kalitelerini arttırmaktı! 

Omurga kayması, diz problemi, tenisçi dirseği ve geçmişteki bazı özel durumlarının etkisi ile yoga terapi yapmaya başlayan bir öğrencim var. 67 yaşında ve kızının zoru ile terapiye başladı. İlk 5 hafta yani 5. dersimizin bitişinde kahkahalar atarak ben 5 ders daha istiyorum, sen bana iyi geliyorsun dediğini hatırlıyorum.

Aslında ben değil, kendi nefesini fark etmek, nefesi ile yeniden bedenini uyumla hareket ettirmek ona iyi geliyordu. Hiç spor yapmamış biri 60’ından sonra da hareket edebileceğini ve bunun ona iyi gelebileceğini fark etmişti.

Yıllar boyunca stres, modern şehir yaşamı, fiziksel postürlerimizin durumu ile nefes ve beden ilişkimiz bozulabiliyor. En temel nefes yöntemi olan karın nefesini yani doğdumuz andaki nefesi unutup göğsümüze nefes almaya başlıyoruz. Bu alışkanlık yıllar sonra tansiyon, kalp hastalıkları, kronik stres olarak bize geri dönüyor. Yoga işte bunun için var! Herkes illa ki akışlar, el kol dengeleri içinde olmak veya baş aşağı durmak zorunda değil. Nefesle hareketi bütünleştiren her hareket aslında yoga.

Yaş aldıkça esneklik gücümüz giderek azalabiliyor. Bazı yaş almış kişilerin yüz ifadeleri dikkatinizi çekti mi? Kaşları sürekli çatıktır veya sert ve donuk bir ifadeleri vardır. Bedensel kısıtlamaları yoktur ama mutlu değillerdir. Güçlü ve sağlıklı bir beden, neşeli ve dingin bir zihin için yogayı yaşamınıza katmanın tam zamanı. Yaşınız, beden tipiniz, kilonuz ne olursa olsun önemli değil. 60 yaş sonrası ve özel durumlar halinde mutlaka doktora danışarak yoga terapiye başlamanızı öneririm. Fiziksel kısıtlamalarınız varsa dahi bu yoga yapmanıza engel değil. Sandalyede hatta yatağınızda bile yoga terapiyi deneyimleyebilirsiniz!