Kendimize itiraf edelim ya da etmeyelim; hepimiz bir şekilde bağımlılık duygusunun tutsağıyız. Yemek, aşk, alışveriş, iş, marka, başarı, para, prestij, internet, seks, alkol, kumar, saç-kirpik yolma, kendini tırmalama, sigara, uyuşturucu bağımlılığı gibi… Liste uzar ve gider.

Peki bağımlılık tam olarak nedir?

Bağımlılık, bize ve çevremize psikolojik ve fiziksel olarak zarar vermesine rağmen kimyasal, ilaç, aktivite veya madde tüketmeyi bırakma yetersizliğidir.

Budist öğretide bu tatminsizlik duygusu, sürekli isteme hali ve doyumsuz arzulara “aç hayaletler” adı veriliyor. Anlık ve geçici bir iyi his için -belki de sadece bir anlık rahatlama için- dışarıdaki uyaranlara ihtiyaç duyuyoruz.

Bilimsel araştırmalara göre;

Bağımlılık yapan davranışlar ortak nörobiyolojik özellikleri taşıyorlar. Bağımlılıklar beyindeki ödül merkezini harekete geçirerek motivasyon hormonu olan dopaminin salgılanmasına sebep oluyor. Suni bir şekilde motivasyonu yükselterek beynin en yüksek fonksiyonlarının ve en önemlisi de düşünme yetisinin merkezi olan prefrontal korteks sinapslarının budanmasına sebep oluyorlar. Böylece bağımlılığımız her ne ise bize ve çevremizdekilere verdiği zararı mantıklı bir şekilde düşünüp idrak edemiyoruz. Dikkatimiz bağımlılığımız ve ondan duyduğumuz haz üzerinde kalıyor.

Bağımlılık söz konusu olduğunda, genlerin rolü büyük ve nöral ağlar çok sıkı olsa da bağımlılıktan vazgeçmenin ne kadar zor olduğu bilinse de şunu unutmamak gerekiyor ki insan üstün bir varlık ve her zaman bağımlılıktan kurtulmak mümkün. Bunu nöroplastisite bilimsel olarak da gösteriyor.

İlginizi çekebilir: Nöroplastisite: Beyin ile Meditasyonun İlişkisi

Psikolog Tara Brach’a göre;

Yiyecek, güvenlik, sağlıklı bağlar kurmak gibi temel ihtiyaçlarımız karşılanmadığı zaman arzularımız sabitleniyor. Alamadığımız onay, hayatla, doğayla ve sevdiklerimizle kuramadığımız sağlıklı bağlar, beslenemeyen yanlarımız, bizi daha fazlasını arama, daha iyi görünme ve kendimizi bir şekilde kanıtlama arzusuna itiyor.

Bağımlı olduğumuz şey her ne ise yükseliş duygusunu orada yaşamaya başlıyoruz. Bize verdiğinden fazlasını bizden alsa bile… Zarar gördüğümüzü, zarar verdiğimizi ve tüm bunlara rağmen bağımlılığımızdan -her ne ise- vazgeçemediğimizi fark ettiğimiz zamanlarda ise kendimizden hoşlanmama ve yetersizlik hissiyle baş başa kalıyoruz.

Dünyaca ünlü Kanadalı doktor Gabor Maté,

“In the Realm of the Hungry Ghosts” (Aç Hayaletler Katında) adlı kitabında bağımlılıklardan şöyle bahsediyor:

“Tinsel yoksunluğun bir sonucu da bağımlılıktır. Bilime dayalı bağımlılık tıbbı konferanslarında, bağımlılıkların tinsel yönü ve tinsel tedavileri hakkındaki sunumlar giderek daha da yaygınlaştı. Bağımlılıkların nesnesi, şekli ve ciddiyeti sosyal, politik ve ekonomik düzey, kişisel geçmiş ve aile geçmişi, fizyolojik ve genetik yatkınlıklar gibi birçok etki ile şekillense de tüm bağımlılıkların temelinde tinsel bir boşluk vardır.”

Batı dünyasında olduğu gibi birçoğumuz tinsel anlamda beslenerek büyütülmedik. Bunun için de bağımlılığa, takıntıya, çeşitli zarar verici alışkanlıklara yatkınız. Bağımlılıklarımız bizim doyurulmamış yanlarımız, bize acı veren duygularımız. Onlardan kurtulmanın pek çok yolu var. Ama sanırım en etkin yol kendimizden kaçmayı bırakıp önce içimizdeki acıyla karşılaşmak, gerekli yüzleşmeleri yapmak ve kendimizle aramızdaki bağı kuvvetlendirmek.

İlginizi çekebilir: Kendimizle Olan Bağı Güçlendirmenin Yolları

Dünyaca ünlü yoga eğitmeni Colleen Saidman’ın dediği gibi;

“Her birimizin içinde, dokunulduğu zaman acısına dayanamadığımız bir yer var. İçimize kilitlediğimiz bir yer. Yoga uygulamalarıyla o yere dokunabilmeye başlıyoruz. Vücudumuzda gömülü olan utanç, keder ve travma bölmeleri yavaş yavaş açılıyor.”

Yoga, nefes, meditasyon, öz şefkat uygulamaları, tinsel yollar, kadim öğreti, psikolojik tedaviler… Sizin bağımlılıklarınızdan özgürleşme yolunuz her ne ise onu bulun ve peşini bırakmayın. Hiçbir bağımlılık özgürlük kadar tatmin edici olamaz!

İlginizi çekebilir: Kötü Alışkanlıkları Bırakmanın 6 Adımı

Kaynak: Psychology Today, Medical News Today, Tara Brach



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...



BLOOM SHOP