Nöroplastisite, sinir sisteminin değişikliklere karşı fiziksel ve kimyasal uyum geliştirme yetisi olarak tanımlanıyor. Yani tekrarlanan aktiviteler ve tekrarlanan davranışlar, beyni yeniden şekillendirip fiziksel yapısını değiştirebiliyor.

Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalara göre, meditasyon yapmak beyin üzerinde nöroplastisite etkisi yaratıyor. Yani meditasyon yaptıkça beynimiz olumlu anlamda değişiyor. Bu araştırmaların sonuçlarını daha iyi anlayabilmemiz için gelin beynimizi daha yakından tanıyalım.

İnsan beynini tanıyalım

Beynimiz ortalama 1 kilo 300 gram ağırlığında, yani beden ağırlığımızın ortalamada yüzde 2’sine sahip olan ancak günlük harcadığımız enerjinin yüzde 20’sini kullanan bir organ. Beyin nöronlar, glial hücreler, sinir kökü hücreleri ve kan damarlarından oluşuyor. Nöronların sayısının yaklaşık 100 milyar olduğu tahmin ediliyor.

Beyin diğer organlarımızdan farklı olarak kafatası ile yani çok sert kemiklerle korunuyor. Yani bu açıdan baktığımızda beynimiz, enerjimizi yoğun olarak kullanan, bedenimizdeki en iyi korunan, kalbimiz ile birlikte belki de en kıymetli organımız.

Beyin yapısına bakarsak en genel tabirle beyin 3 bölümden oluşuyor.

En altta ilkel beyin, onun üzerinde orta kısımda orta beyin ve en dışta beyin korteksi.

İlkel beyin, nabız, solunum, kalp atışı, uyku, nefes alma gibi temel vücut işlevlerinin yönetim merkezi. İçgüdüsel tepkiler de beynin bu kısmında yönetiliyor. İlkel beyin, beynin çekirdeğinde, en altta, beyin sapına yakın bölgede yer alıyor.

Hemen onun üzerinde orta beyin var. Orta beyin cinsellik, sağlık, duygularla ilgili işlemlerden sorumlu. Öğrenilen bilgilerin uzun süreli belleğe aktarımı da burada gerçekleşiyor.

En dışta, kafatasına ek yakın kısımda da beyin korteksi var. Bu kısım düşünme, konuşma, üretme ve planlama işlevlerini yürütüyor. Duyma, görme, algılama merkezleri beyin korteksinde yer alıyor. Bu kısım canlılar arasında en fazla insanda gelişmiştir.

Merkezden, yani en içten yukarı çıktıkça beynin yapısı daha karmaşık ve fonksiyonel hale geliyor. İnsan beyninin genel yapısına baktığımızda diğer canlılarla ortak olan alanlar daha altta, insanda daha gelişmiş olan beyin korteksi ise en üstte, alnımıza yakın frontal lobda daha fazla gelişim göstermiş.

Beyindeki gri madde ve beyaz madde nedir ve ne işe yarar?

Meditasyonun beyin üzerindeki etkilerini gösteren araştırmalara geçmeden önce, bilmemiz gereken diğer bir bilgi de beyinde yer alan gri madde ve beyaz maddenin ne olduğu ve ne işe yaradığı.

Gri madde sinir hücreleriden meydana geliyor. Beyaz madde de sinir hücrelerinin uzantılarından oluşuyor. Gri ve beyaz maddeler beyinde öbekler halinde bulunuyor.

Beyni bir bilgisayara benzetirsek gri madde işlemci, beyaz madde kablo bağlantılarıdır diyebiliriz. Yani bir bölgede gri madde ne kadar fazlaysa o bölgede daha fazla işlem yapılır denebilir. Çünkü gri madde bulunduğu yerdeki aktiviteyi artırıyor.

Gri madde beynin iç bölümlerinde de görülüyor ancak en çok beyin korteksinin dış kısmında, yani beynin düşünen, üreten bölümünde gözlemleniyor.

Meditasyonun beyin üzerindeki etkilerini gösteren bilimsel çalışmalar

İlk araştırma

İlk araştırmada, meditasyon yapan ve yapmayan iki grup karşılaştırılmış. Her iki grupta da katılımcılar benzer cinsiyet ve sosyal hayata sahip, şehirde yaşayan, stresli işlerde çalışan, aynı yaş aralığındaki kişiler. Bu kişilerin beyin MR’ları çekilmiş ve kendileri ile röportajlar yapılmış.

Araştırma sonuçlarında, meditasyon yapanlarda meditasyon yapmayanlara göre şu durumlar tespit edilmiş;

  • Beyinde öğrenme, karar verme ve hatırlamayı sağlayan bölümde gri maddede artış, yani beyin korteksinde gri madde artışı gözlemlenmiş. Hatırlarsak gri madde işlemciydi, yani gri madde arttıysa o bölgede işlem de arttı demektir.
  • İlkel beyin olarak bilinen, “savaş ya da kaç” komutunun verildiği, amigdalanın gri maddesinde azalma gerçekleşmiş. Yani amigdalada daha az işlemci aktivitesi gerçekleşiyor demek oluyor bu. Daha az işlemci ile savaş ya da kaç komutu azaldığı için, stresli anlarda kaçmak ya da tepki vermek yerine analiz edip, mantıklı yanıtlar veriyor hale geliriz.
  • Ayrıca amigdalada yani ilkel beyinde boyut olarak da küçülme gözlemlenmiş.
  • Diğer gözlemlenen sonuçlar ise şöyle; stres ve anksiyetede azalma, depresyon belirtilerinde azalma, öfke ve panik atakta azalma, odaklanma ve dikkatte artış, genel mutluluk düzeyinde ve buna bağlı hayat kalitesinde artış, uyku sorunlarında azalma, ağrı şikayetlerinde azalma.

İkinci araştırma

İkinci araştırma, en güncel çalışmalardan biri. Araştırma Harvard Üniversitesi’nde yapılıyor. Çalışmanın başında Sara Lazar isimli bir bilim insanı var. Kendisi bir nörobilim uzmanı. Bir sakatlanma sonucu doktoru ağır spor yapamayacağını ancak esneme hareketlerini tavsiye ettiğini söyleyerek kendisini yogaya yönlendiriyor.

Gittiği yoga stüdyosunda, yoga derslerinde kısa meditasyonlar da yapıyorlar. Yoganın bedenine faydasını görüyor ama meditasyondan başlarda pek hoşlanmıyor. TedX konuşmasında da bahsediyor bundan. Ancak birkaç ay geçtikten sonra stres ve duygu durumunda olumlu değişiklikler fark ediyor.

Pek inanmasa da “Acaba meditasyon ile ilgili söylenenler doğru olabilir mi?” diye düşünerek meditasyon ile ilgili çalışmaları incelemeye başlıyor. Daha sonra işi ilerleterek kendisinin liderliğinde bir ekiple, Harvard Üniversitesi’nde 8 hafta süren bir çalışmaya imza atıyor. 

Çalışma için, daha önce meditasyon yapmamış bir grup oluşturuluyor. Bu grubun çalışma öncesi beyin MR’ları çekiliyor. Grup 8 haftalık, günde 30-40 dakika meditasyon yapacakları bir programa alınıyor. 8 hafta sonunda tekrar beyin MR’ları çekiliyor.

Sadece 8 hafta gibi kısa bir sürede ulaşılan sonuçlar şöyle:

  • İlk önemli sonuç: Beynin öğrenme ve hafızada önemli rolü olan bir bölgesi olan hippokampusta gri maddede artış gözlüyorlar. Normalde depresyonda olan insanlarda bu alanda daha az gri madde bulunuyor.
  • İkinci sonuç: Kulaklarımızın üst kısmında yer alan, Temporo Parietel Junction denilen bölgede gri maddede artış gerçekleşiyor. Bu bölge olaylara farklı açılardan bakmamızı sağlayan, aynı zamanda empati ve şefkat duygularının yönetildiği bölüm.
  • Üçüncü büyük tespit: Diğer araştırmalarda da bulunan, ilkel beyin olarak bilinen bölgede bulunan amigdalada gerçekleşmiş. Amigdala beynimizin “savaş ya da kaç” komutuyla ünlü bölgesi demiştik. Amigdalada gri maddede azalma görülmüş. Özellikle sözlü röportajlarda streste azalma ve ilişkilerinde düzelme olduğunu söyleyen katılımcılarda diğerlerine göre amigdaladaki değişim daha fazla gerçekleşmiş.

Lara Sazar kendi araştırmasının sonuçlarını sunarken daha önce yapılan başka bir araştırmada edinilen çok önemli bir bulgudan da bahsediyor.

Üçüncü araştırma

Üçüncü araştırmada farklı yaşlardan, halihazırda meditasyon yapan ve yapmayan iki grup oluşturuluyor.  Yine benzer özelliklere ve hayat tarzlarına sahipler.

Çekilen beyin MR’larda meditasyon yapanlarda özellikle beyin korteksinin ön bölgesinde, büyük kararları verdiğimiz ve hafıza ile ilgili bölgede dikkat çeken bir bulgu gözlemleniyor. 25 yaşlarındaki katılımcılarla, 50 yaş üzeri katılımcılarda bu bölgenin boyutlarının ve gri madde yoğunluğunun hemen hemen aynı olduğu fark ediliyor.

Biz yaşlandıkça beynin düşünme, konuşma, planlama ve algılama işlevlerini yürüttüğü bu bölgesinde küçülme oluyor. Bu yüzden yaşlandıkça algılamada ve hatırlamada zorluk yaşamaya başlıyoruz, konuşmalarımız yavaşlıyor. Yani bu bulgu gösteriyor ki düzenli yapılan meditasyon pratiği, doğal yaşlanmaya bağlı beyinde oluşan bu değişimi de olumlu anlamda etkileyebiliyor.

İlginizi çekebilir!