İdeal güzellik anlayışına son veren yeni bir akım, bedeninimizi kusurları ile sevmemiz gerektiğini vurguluyor.

Küçükken hep sarışın olmak isterdim. Sarışın olmak öyle farklı, öyle dikkat çekici, öyle güzel bir şeydi ki; her gece yatmadan önce gözlerimi kapatır, sabah uyandığımda sarışın olmak için dua ederdim. Büyüyüp görünüşüm hakkında kendi kararlarımı verebileceğim yaşa geldiğinde saçımı sarıya boyattım ama yine mutlu olmadım. Vücudumda değiştirmem gereken daha birçok şey vardı. Kilo vermeli, kaşlarımı değiştirmeli, tırnaklarıma herkesinki gibi manikür yaptırmalıydım. Bunların hiçbiri bana bedenimle ilgili istediğim mutluluğu vermedi.

Beden olumlama hareketi, işte tam da bu durumu anlatıyor. “Tüm vücutlar güzeldir” anlayışına dayanarak, bedenimizden çok daha fazlası olduğumuzu, mutlu olmak için vücudumuzu düzeltmek zorunda olmadığımızı ifade ediyor.

Beden olumlama hareketi “kilolu olmak iyidir” demek değil!

Beden olumlama hareketinin son yıllarda medyada büyük yer bulması ve Instagram’da çok sayıda büyük beden modelin bu konuya dikkat çekmesi, yanlış anlaşılmaları da beraberinde getirdi.  Beden olumlama, “kilolu olmak iyidir” anlamına gelmiyor. Zira vücuduyla barışık olmayan kişiler, yalnızca kilolu olduğunu düşünen kişiler değil.

Güney Kore’de bir çılgınlık haline gelmiş olan estetik ameliyatlar, dünyanın her yerindeki yeme bozuklukları, cilt rengi açma operasyonları ve buna benzer uygulamalar; farklı yaştan, ırktan ve cinsiyetten olan pek çok insanın görünümünden memnun olmadığını ortaya koyuyor. Bu durumsa bir yandan medya baskısından, bir yandan sosyal medyada gördüğümüz gerçekçi olmayan güzellik dayatmasından, bir yandan da büyüme çağımızda maruz kaldığımız zorbalıklardan kaynaklanıyor.

Selülitler, yara izleri, varisler, çatlaklar, kalın basenler, çekik gözlü olmak, büyük gözlü olmak, esmer olmak, siyahi olmak, çilli olmak ve çok daha fazlası utanca, derin bir mutsuzluk duygusuna, madde kullanımına, zihinsel sağlığın bozulmasına ve hatta kendine zarar vermeye kadar pek çok olumsuz duruma yol açıyor.

Biz bedenimizden ibaret değiliz.

Beden olumlama hareketi aktivisti ve profesyonel yüzücü Lindsay Kite, TEDx konuşmasında mayonun içinde kendini beğenmediği için yüzmeyi bıraktığını anlatıyor. Bedenini beğenmediği için ölesiye detoks yapan, liposuction işlemleri ile vücudundaki yağ kitlesine zarar veren kişilerin hayatlarından örnekler veren Kite, iyileşmek için görünüşümüzü nasıl değiştireceğimizi düşünmenin yerine, göründüğümüzden çok daha fazlası olduğumuzu anlamamızı istiyor.

Vücudum bir enstrümandır, bir süs değil.

Lindsay Kite’ın, beden olumlama yolculuğunu ifade eden “my body is an instrument, not an ornament” (vücudum bir enstrümandır, bir süs değil) cümlesi aslında bizim de bedenimize bu şekilde bakmamız gerektiğini iyi bir şekilde açıklıyor.

Hepimiz dünyaya bir bedenle geliyor, onunla da gidiyoruz. İyi yaşamak, sağlıklı olmak, kaliteli bir hayat sürmek için, başkaları için değil, sadece kendimiz için sahip olduğumuz bedene iyi bakmak, onu kabullenmek ve sevmek gerekiyor. Çünkü vücudumuzu sevmediğimizde kendimizi geri çekiyor, engelliyor, potansiyelimizi doğru şekilde ortaya koyamıyoruz.

Vücudumuz, isteklerimizi yapmamıza yardımcı olan, bizi bir yerden bir yere götüren muhteşem bir makine. Ancak bizim farklı meziyetlerimiz de var. İyilik, merhamet, güç ve cesaret bunlardan sadece bazıları.

Döngüden çıkmak çok kolay değil ama kendini sevmenin yolu başkalarına gösterdiğin merhameti kendine de göstermekten geçiyor. Siz kendinizi nasıl beğeniyorsanız öyle güzelsiniz. Zayıf olmak, kilolu olmak, cildinizde sivilcelerin ya da karnınızda doğum sonrası çatlakların olması mühim değil. Siz kendinizi seviyorsanız, önemli olan sadece bu!

İlginizi çekebilir!