Bundan birkaç ay önce, karbon emisyonlarının hızla arttığı ve doğanın büyük bir tehdit altında kaldığı oldukça kritik bir dönemden geçiyorduk. Şu an hala daha aynı kritik süreç içerisindeyiz ve dünya içinde bulunduğu çevresel krizden kurtulabilmiş değil. Ancak bilim insanları, Koronavirüs ile gelen sosyal izolasyonla birlikte yıllardır gerçekleşmeyen önemli bir değişim yaşandığını ve bununla birlikte bir başlangıca imza atıldığını söylüyor. Nature Climate Change dergisinin araştırmalarına göre, nisan ayının başından itibaren karbon emisyonları 2019 yılının rakamlarıyla kıyaslandığında yüzde 17 düşmüş durumda.

İlginizi çekebilir: Koronavirüs’ten İklim Mesajı: Gerçeklerin Farkında Mıyız?

Bu düşüş ne anlama geliyor?

İngiltere’deki iklim araştırma merkezi Hadley Center’ın araştırma başkanlarından Richard Betts, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri böyle bir karbon emisyonu düşüşü yaşanmadığını belirtiyor. Şu sözlerle de devam ediyor: “Bu durumu küvet doldurmaya benzetebiliriz. Musluğu kısarsak su akmaya devam eder ama küvetin dolma hızı azalır. Ancak küvetin taşmaması için musluğu gerçekten kapatmamız gerek.”

Uzman görüşlere göre, global enerji talebinin düşmesiyle azalma gösteren karbondioksit miktarı umut verici. Carbon Brief verileri bu yıl karbon miktarının yüzde 4 ila 8 oranında, yani yaklaşık 3-4 milyar ton gaz miktarı değerinde düşeceğini öngörüyor. Elektrik ihtiyacının ise 1930’lardaki Büyük Buhran’dan sonra yüzde 5 oranında düşeceği tahmin ediliyor.

Bu düşüşler konusunda en büyük etken, ulaşım koşullarının sınırlandırılmış olması. Elbette başka birçok etken de söz konusu ve her ülke bu durumdan aynı şekilde etkilenmiyor. Örneğin, Paris’in mart ayında gördüğü karbondioksit düşüşü normale göre yüzde 15 iken, New York’un yüzde 10 civarında. Bu durumda da devreye endüstri ve enerji kullanımı faktörleri giriyor.

Peki bu rakamlar ne kadar sürdürülebilir?

Tüm bu gelişmeler gelecek vadetse de, dünyanın karşılaştığı yeni tablo geçici olabilir. Pandemi kısıtlamalarının gevşemesi, yıl sonuna doğru tekrar eski seviyelere yakınlaşma gibi durumları beraberinde getirebilir. Ciddi miktarlarda karbondioksit salınımıyla zedelenen atmosfer şartları ve ısınmaya devam eden dünya, sıfır seviyesine ulaşmadan iklimsel tehdidin ortadan kalktığını düşünmemek gerekiyor.

Uluslararası İklim Araştırma Merkezi (CICERO) Araştırma Direktörü Glen Peters, 2020’nin sonlarına doğru değişen koşullara rağmen karbon emisyonlarının azalma miktarı yüzde 5 oranında sabitlenirse ve bu oran her yıl aynı ölçüde tutulursa, 2050 yılında karbon emisyonlarının sıfır noktasına ulaşabileceğini belirtiyor. Buna göre, rahat bir nefes alabilmek için dünyanın önünde 30 sene daha var!

Şimdi yapılması gereken Koronavirüs sürecinde neyin yapıldığı ve ondan da önemlisi neyin yapılmadığı. Dünya ısısını 1.5 derecenin altında tutmak için herkese bireysel ve toplumsal olarak bazı görevler düşüyor. Koronavirüs süreci umudun tamamen kaybolmadığını, küresel ısınmanın kontrol altına alınabilmesi için hala bir fırsat olduğunu öğretmiş oldu.

İşte Dünya Çevre Günü ile bu fırsatı değerlendirmek için hatırlanması gerekenler:

  • Sürdürülebilir ulaşım araçları
  • Daha az seyahat
  • Sıfır atık bilinci
  • Bitki temelli beslenme
  • Doğa dostu ısınma yöntemleri
  • Enerji tasarrufu
  • Rüzgar ve güneş enerjisine destek
  • Doğal ürün kullanımı
  • Geri dönüşüm
  • Temiz bir çevre anlayışı

İlginizi çekebilir: 15 Mayıs Dünya İklim Günü: Değişimin Farkında Mıyız?

Kaynak: Live Science, BBC