Fotoğraf: Gemma Booth/Trunk Archive

Büyük şehirlere göç, meslek alanlarında değişimler, sosyal medya, iş hayatında rekabet, üniversite sınavı stresi derken 21. yüzyıl insanının en kuvvetli motivasyonu finansal wellness konseptinden uzakta, para ve maddi statü olmuş durumda. Para kazanmak artık hem araç hem amaç görevinde.

Kişinin maddiyata aşırı derecede önem vermesi, sürekli para kazanma arzusu ve maddiyatın dışındaki değerleri hiçe sayması depresyona, kaygı bozukluklarına, varoluş krizlerine, tükenmişlik sendromuna, tüketim çılgınlığına ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına sebep oluyor. Bir başka deyişle sürekli para düşünen kimseler mutluluğa bir adım daha uzaklaşıyorlar.

İki ayrı grupta maddi kaygının belirtileri ve etkileri

İlk kategori üniversite sınavına hazırlananları ve üniversite öğrencilerini, ikinci kategori ise çoğunlukla beyaz yaka çalışanlarını kapsıyor. Para ve finansal hesaplamalarla ilgili araştırmalar ve fikirler genellikle daha çok beyaz yaka çalışanlarını kapsayarak öğrencilerin psikolojisi üzerinde çok fazla durmuyor.

Gelişimsel psikoloji alanındaki en ünlü isimlerden bir tanesi Baumrind, ebeveyn tarzları ile ilgili çalışmasında baskıcı ve talepkar ailelerin çocuklarında zihinsel, sosyal ve bireysel gelişimlerde problem olduğunu savunuyor. Günümüz şartlarına baktığımızda, aileler daha küçük yaşlardaki çocuklarına kimi zaman bilerek ve isteyerek kimi zaman ise farkında olmadan üniversite ve sınavı notu baskısı yapıyor.

Üniversite başarısını yüksek maaş ile özdeştiren genç çocuk, akademik ve kariyer hayatı boyunca para kazanmak dışında başka bir amaca ve düşünceye sahip olmuyor. Sınavdan “düşük not” aldığında hissettiği başarısızlık korkusu kaygı bozukluklarını tetikliyor ve motivasyonunu zedeliyor. Üniversite sınavları sırasında öğrenciler gözle görülür derecede psikolojik rahatsızlıklar yaşıyorlar ve bu duruma yeterince vurgu yapılmıyor.

“İyi üniversite-iyi iş-daha çok para” şeklinde büyüyen gençler belki de yeteneklerinden, sanattan, edebiyattan, spordan, kültürden uzaklaşıyorlar. Kazandıkları para miktarı ile başarılı olmayı terazide yan yana koymak, kariyer hayatlarının ortalarına doğru tükenmişlik sendromuna ve depresyona yol açabiliyor.

İlginizi çekebilir: Para ile Mutluluğu Satın Alabilir Misiniz?

Beyaz yakalı kategorisinde “para” en büyük motivasyon kaynağı

Artan rekabet ve tüketim çılgınlığı ile tetiklenen “Daha fazla para kazanmam lazım.” düşüncesi özellikle 18-34 yaş aralığının mental ve ruhsal sağlığını, mutluluğunu ve iç huzurunu bozan bir düşünce. Kişi mesai sonrası bu finansal düşünce ve hesaplamalara devam ederek kendine ayırdığı zamanı baltalıyor.

Obsesif para düşüncesi, şehir insanın kapıldığı hastalıklar arasında sayılıyor. Kişiler, finansal hesaplama düşüncelerini dizginlemediği sürece uyku bozukluğuna, depresyona, anksiyeteye, alkolizme bir adım daha yaklaşıyor. Ayrıca sürekli para düşünen kişilerde hayattan zevk alma oranı da oldukça düşüyor.

İlginizi çekebilir: Tükenmişlik Hissinden Kurtulmanın Yolları

Uyku bozuklukları bakımından kafasında sürekli düşünceler dönen ve bu düşüncelerini kaygıya dönüştüren kişiler de geceleri uyumakta zorluk çekebiliyor. Bu durumlar için uzmanların tavsiyesi kaygılanmak yerine kişinin eyleme geçmesi ve sağlıklı bir şekilde kazancını nasıl arttırabileceğini düşünmesi.

Ne sebeple olursa olsun kaygı ve depresyonun önüne geçmek için spor yapmak çok önemli. Tercihe göre koşu, tempolu yürüyüş, kick box gibi kardiyo egzersizleri ya da pilates ve yoga gibi pratikler ile kişi kaygılarından ve depresif modundan kurtulabilir.

Bir diğer obsesif para düşüncesinin yansıması ise alkole yönelimdir. İş hayatında ve maddi durumda tatminsizlik kişiyi alkole itmektedir. Eğer kişi alkol miktarını ve içtiği gün sayısını yükseltirse hem bedenine hem zihnine ciddi zararlar verebilir. Finansal tatminsizliğin çözümü için alkol yerine daha disiplinli ve verimli çalışma disiplini geliştirilmelidir.

Farkındalık meditasyonu (Mindfulness) yoğun iş ve şehir hayatının her noktasına pozitif etki ediyor

Gelecek kaygılarından veya geçmiş pişmanlıklardan uzaklaşmak için “anda” kalmaya önem vermek gerekiyor. “Bunu yapsaydım şimdi nerelerde olurdum…” ya da “Keşke şunu yapsaydım da daha çok kazansaydım…” gibi geçmişe bağlı düşünceler ilerlemek için mental blokaj yaratabilir. Ayrıca sürekli geleceği düşünüp streslenmek motivasyon sağlaması gereken noktada dezavantaja dönüşebilir. İşte bu yüzden iş hayatı yoğun geçen ve aşırı derecede para düşünen kişilerin farkındalık meditasyonu uygulaması faydalı olabilir.          

Öncelikle gençlerin para kazanmayı sağlıklı seviyelerde hem araç hem amaç olarak değerlendirmeleri lazım. Bir diğer önemli nokta ise maddi değerlerin dışına çıkarak aile ve arkadaş ilişkilerinin önemini anlamak ve hayattaki diğer değerlerin farkına varabilmek. “İşi eve getirmeyin.” söyleminin kökünde işten arta kalan vaktin daha keyifli ve rahatlatıcı olması amacı var. Özellikle uzman çocuk gelişimcileri ve psikologlar sağlıklı çocuk gelişimi için ailelerin çocuklarının yanında iş konuşmamasını öneriyor.

İlginizi çekebilir: Mindfulness Nedir?

Aslıhan Kesici

Aslıhan, Enka Lisesi'nde 2 yıllık International Baccalaureate Programı'nı tamamladı. George Washington Üniversitesi’nden mayıs ayında çift ana dal yaparak Siyaset Bilimi ve Psikoloji bölümlerinden mezun oldu. Şu anda klinik psikoloji stajlarına devam ediyor ve Live To Bloom için içerik üretiyor. Özellikle çocuk ve ergen psikolojisi üzerine uzmanlaşmak istiyor....

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP