Tükenmişlik sendromu, günümüzün popüler konularından. Özellikle medyada çok sık karşımıza çıkmakta ancak magazinel bir kavram haline dönmesi konuyu maalesef yüzeyselleştirmekte. Tükenmişlik sendromunun ne olduğunu, nasıl oluştuğunu bilmeden bu duruma bir hayli maruz kalır olduk. Peki bu tükeniş ve tüketim çılgınlığı çağında biz neredeyiz?

Tükettiğimizi gözlemleyebiliyoruz ama tükenmeye başladığımızı nereden anlayacağız?

Tükenmişlik sendromu; aynı bizler ve toplum gibi karmaşık ve etkileşimli bir kavram. Tükenme durumundan bahsederken sadece bireyi, toplumu ya da belirli bir durumu ele almamız imkansız. Toplumun yapısı, bu yapı içerisinde yaşanılan olaylar, farklı kültürlere ait bireylerin paylaşımları, bireyler arasındaki etkileşimsel süreçler, alışkanlıklar, bilgiler ve karşılaşılan zorluklara verilen fiziksel ve zihinsel tepkilerin toplamı tükenmişliği oluşturur.

Yaşadığımız çağa baktığımızda hem birey hem de toplum olarak baş etmek zorunda olduğumuz pek çok durum olduğunu görüyoruz. Hastalıklar, maddi sıkıntılar, eğitim, ilişkiler, bir de tüketim! Ne kadar hızlı ve ne kadar pervasız tükettiğimizin farkında mıyız?

Her şeyi tüketiyoruz. Maddi kaynaklarımızı, doğal kaynaklarımızı, bakış açılarımızı, ilişkilerimizi, fiziksel gücümüzü, zihinsel sağlığımızı ve en nihayetinde kendimizi tüketiyoruz. Tükettikçe tükeniyor, tükendikçe de tüketiyoruz… Yine bir kısır döngünün içinde buluyoruz kendimizi.

Tükettiklerimizden zevk almamaya başladığımızda; iş ile ilgili ortamlarda olmayı reddediyorsak (baş ağrısı, mide krampları… vb.), kendimizi izole ediyorsak, hiçbir şey yapmak istemiyorsak (aslında özümüz olan “hareket”ten kaçınıyorsak) ve anlamlandıramadığımız genel bir mutsuzluk hali içerisindeysek tükenmişlik sendromu sinyallerini veriyoruz demektir. Peki, tüketmeyi ve tükenmeyi engellemek için neler yapabiliriz?

Destek alabilirsiniz

Destek ya da yardım almanın, sadece tükenmişlik sendromu sırasında değil, tüm yaşamımızda çok önemli bir yeri var. İhtiyacınız olan destek farklı yerlerde olabilir. Sosyal çevre (arkadaşlarınız, iş yerindeki bağlantılarınız… vb.), aileniz ya da profesyonel yardım, size bazı olumsuz süreç, duygu ve düşüncelerin üstesinden gelmenizde destek sağlayabilir.

İlgili yazı: Panik Bozukluk Nedir ve Onunla Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Güçlenmek için çaba gösterin

Fiziksel gücünüzü artırın. Egzersiz yapın. Size en uygun, size hitap eden ve sizi mutlu eden egzersizlere katılın.

Herkese iyi gelen egzersiz türü farklıdır. Kendinize uygun olanı seçin ve alışkanlık haline getirin. Fiziksel limitlerinizi zorlayın ve fiziksel kapasitenizin günlük yaşamda sizi ne kadar ileri taşıyacağına tanık olun. Beden ve zihnin birbiriyle ilişkili olduğunu unutmadan, bu ilişkiyi güçlendirin. Egzersiz sizi hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlendirecektir.

İlgili yazı: Beyninizi Spor Yapmak İçin Kodlayabilir Misiniz?

Beyninize yatırım yapın

Beyin bizim gizli, mucizevi kutumuz. Beynin işlevlerini destekleyecek aktiviteler yapın. Su için, nefes egzersizleri yapın, okuyun, odaklanma çalışmaları yapın, hobi edinin… Beyninizi güçlendirin, yaşam içerisinde karşılaştıklarınız ile onu şekillendirip, deneyimleriniz ile karşılaşacaklarınıza hazırlayın. Verdiğimiz tüm tepkilerin kaynağı beynimizdir, bunu unutmayın.

İlgili yazı: Mutluluğun Sırrı Bulundu: Dopamin, Serotonin, Endorfin ve Oksitosin Hormonları Ne İşe Yarar?



Selen Kelecek

1988 yılında doğan Selen, Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü'nden mezun oldu ve Başkent Üniversitesi Spor Bilimleri Egzersiz ve Sportif Performans Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Hacettepe Üniversitesi, Sporda Psiko-Sosyal Alanlar üzerine doktorasını bitiren Selen, Başkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta. Yarışmacı olarak yer aldığı aktif spor hayatının ardından, farklı...



BLOOM SHOP