YAZAN: ARZU ÖZEV
FOTOĞRAF: IGNANT

Carl Gustav Jung’un “persona” kavramını duymuşsunuzdur. Persona kavramını, toplum içinde taktığımız stratejik bir kimlik maskesi olarak da tanımlayabiliriz. Sosyal hayatımızda ebeveynlik, evlatlık, eşlik, arkadaşlık gibi pek çok rol ve profesyonel kimlik ile tanınıyoruz fakat bu kimlikler buzdağının sadece görünen kısmı. Peki ya dış kabuğunuzun ötesinde, ruhunuzun derinliklerinde gizli neler var? Dışarıya yansıtmadığınız, bastırdığınız ve belki de kendinizden bile sakladığınız gölge taraflarınızı tanımak ister miydiniz?


Gölge arketipi nedir?

Gölge arketipi, insan ruhunun karanlıklarını temsil eder. Travmatik olaylarla oluşabileceği gibi, geçmişten getirdiğimiz karmik izlenimler ya da atalardan aktarımlar da gölge yanlarımız olabilir. Gölgeler günlük hayatın akışındaki tetiklenmelerimizde, duygu patlamaları, beklenmedik tepkiler, korkular ve ön yargılar üzerinden kendilerini gösterirler. Gün ışığına çıkmadıkları sürece içsel bütünlüğümüz bozulur, kendimizden uzaklaşmış hissederiz. Şaman anlayışına göre, acıya dayanamadığı için ruhumuzun bir parçası kopar ve beden-zihin-ruh bütünlüğümüz bozulur. Şamanlar bu ayrışmaya “kayıp ruh parçası” derler. Psikolojide buna en yakın terim ise “disosiasyon” yani “ayrışma”, kendine yabancılaşmadır.

Gölgelerimiz, öz varlığımızla aramızdaki engeller, bariyerlerdir. Gölgeler her insanda olmakla birlikte, insan olma deneyiminin de bir parçasıdır.

 “İyi olmaktansa bütün olmayı tercih ederim.”

Carl Gustav Jung

Gölge çalışmaları, gölgeyi, öz benlikle bütünleştirmek, diğer bir deyişle, kayıp ruh parçasını geri almak için yapılan çalışmalardır. Gölge çalışmasının ardından, tamamlanmış ve daha ileri bir versiyonumuza doğru ilerleyebildiğimizi hissederiz. Eğer kendinizi sevmiyorsanız, sık sık kendinizi sabote ediyorsanız, öz güven eksikliği yaşıyorsanız, endişe ve depresyonla mücadele ediyorsanız, çevrenizle ve hayatla sağlıklı bağlar kuramıyorsanız, kendinizden ve hayatınızdan memnun değilseniz sizin de gölge taraflarınıza daha yakından bakma vaktiniz gelmiş olabilir.

Gölge tarafımızla nasıl barışabiliriz?

Gölge yan ile yüzleşmek acı verse de nihayetinde bizi öz benliğimize, birlik ve bütünlük duygusuna yaklaştırır. Acıdan kaçmaktansa, acı ile yüzleşmeye ve şifalanmaya karar vermek ruhsal yolculukta önemli bir eşiği atlamış olmanın da işaretidir. Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, üzerine biraz yoğunlaşıp aşağıdaki sorulara verdiğiniz cevapları bir deftere yazarak ve gölge yanlarınıza dair farkındalık geliştirerek başlayabilirsiniz.

Olduğunuz gibi olmaya izin verin

İyi değilseniz, iyi olmama halinde durabilir misiniz? Yorgunsanız, dinlenmeye izin verebilir misiniz? Bir yere gitmek istemiyorsanız “hayır” diyebilir misiniz? İstemeden, utanç verici bir davranış sergilediyseniz, bunun da insan deneyiminin bir parçası olduğunu kabul edip kendinizi affedebilir misiniz? Sizi nelerin/kimlerin tetiklediğinin farkında mısınız? Çirkin bir tarafınızla karşılaştığınızda dahi aynada kendinize uzun uzun bakabilir misiniz? Hoşunuza gitmeyen ve dışladığınız yanlarınızla ve hatta belki o hatırlamak istemediğiniz geçmişle yüzleşmeyi, barışmayı ve onu da sevmeyi, hayatınıza entegre etmeyi denediniz mi?

Kendinize karşı dürüst olun

Kendinizle baş başa kaldığınızda nasılsınız? Dışarıya yansıttığınız halinizle içeride hissettikleriniz aynı mı? Şu anda hayatta nelerle mücadele ediyorsunuz? Sıkıntılarınıza yakından bakma cesaretini gösteriyor musunuz? Bugünlerde en çok hissettiğiniz duygular hangileri? Geçmişinizle ilgili hisleriniz nasıl?

Ego savunma mekanizmalarınızı fark edin

Gölge taraflarımızın su yüzüne çıkmaması, hayatın acı tarafıyla yüzleşmemek için Freud’un deyimiyle belli “savunma mekanizmaları” geliştiririz. Siz hangi duygu ve düşüncelerinizi bastırıyorsunuz? Hangilerinden kaçıyorsunuz? Hangi gerçekleri inkar etmeye devam ediyorsunuz? Ne bahaneler buluyorsunuz? Yanlış olduğunu bildiğiniz şeyleri yapmaya devam ederken kendinizi nasıl ikna ediyorsunuz? Size hissettirdiklerinden ve yaşattıklarından ötürü kimleri suçluyorsunuz?

Savunmasız taraflarınızı fark edin

Dışarıya yansıtmasak da hayatta hepimizin savunmasız hissettiği taraflar var. Sizin hayattaki güvensizlikleriniz neler? Kıskandığınız ya da gıpta ettiğiniz insanlar var mı? En son ne zaman ağladınız? Bir hata yaptığınızda kendinize söylediklerinizi hiç fark ettiniz mi? Korkularınızın ve korku ile verdiğiniz kararların farkında mısınız? Reddedilmek, terk edilmek ya da başarısızlık ihtimali size nasıl hissettiriyor? Hangi anlarda çaresiz hissediyorsunuz? Yetersiz hissettiğiniz konular hangileri? Kendi değerinizin farkında mısınız? Kırılganlıklarınıza yakından bakıyor musunuz? Gereğinden fazla fedakar bir yapınız mı var? Çokça veriyor ve alırken utanıyor musunuz? Çocukken hangi ihtiyaçlarınızın karşılanmadığını düşünüyorsunuz? Bağımlılıklarınız var mı? Nelerden utanç duyuyorsunuz?

Kendinize şefkatle yaklaşın

Bütün bu yazdıklarınızı en yakın arkadaşınız tüm samimiyetiyle size açsaydı, ona ne söylerdiniz? Kendinizle yakın bir dostunuzla kurduğunuz şekilde anlayışlı, destekleyici ve şefkatli bir iletişim kurmaya başlayın.



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...



BLOOM SHOP