Psikoloji geleneksel olarak depresyon ve zihinsel hastalık gibi arzu edilmeyen olumsuz durumlar üzerinde çalışmaya odaklanırken; pozitif psikoloji ise mutluluk , optimizm ve hayatın anlamı gibi olumlu ve arzulanan kavramlar üzerine odaklanır.

Pozitif psikolojinin son yıllarda hızlı bir şekilde ilgi odağı olması (ve hafiften yanlış anlaşılması) bazı psikologlarda endişelerini dile getirme ihtiyacı doğurmuştur. Bu konu ile ilgili karşılaştığım akademik yayın ve bireysel yazıların ortak fikirlerini sizlerle paylaşmak istedim.

Pozitif psikoloji ne zaman bizler için kötü bir hal alır?

Büyüklerimiz her şeyin fazlası zarar der, psikologlar da aynını savunuyor.

Örneğin çok fazla mutluluğun, bireyi çekilmez ve bağ kurmanın zor olduğu biri haline getireceğini; aşırı optimistliğin yanlış kararlara sürükleyeceğini ve gerçeklik bağından koparacağını; fazla gücün de zayıflığa (özgüvenin kibre, dürüstlüğün kabalığa) dönüşebileceğini belirtiyorlar.

Psikologlar, olumlu da olsa bazı kavramlara balıklama atlamaktansa, bu kavramların özünü anlamanın ve bize uyacak kadarını kullanmanın önemini vurguluyorlar. Kendimizi bir olumlamanın kollarına körü körüne bırakmaktansa, durum analizi yapmak, duruma nasıl adapte olabileceğimizi araştırmak ve duygu/düşünce kontrolümüzü sağlamaya çalışmak uzun vadede daha çok işimize yarayacaktır.

Psikolojik esneklik nedir?

Pozitif psikoloji genellikle güçlü yanların geliştirilmesi, şükran duygusunun öğrenilmesi, olumlu taraftan yaklaşma gibi birtakım araçları geliştirmemizde yardımcı olur.

Psikolojik esneklik ise bu araçları hangi durumda nasıl kullanacağımızı öğrenmek ile ilgilidir. Psikolojik esneklik, elimizdeki araçlara ne zaman ihtiyacımız olduğuna, bu araçların hangisinin o durum için etkili olduğuna ve kullanım şekillerine karar verilmesidir. Madalyonun hem iyi hem kötü yanını görmektir aslında. İkisini yönü de kabul etmektir.

Psikolojik esneklik ve egzersiz arasındaki ilişki

Psikolojik esneklik aynı egzersiz gibidir.

Kas ağrılarına ya da iş yoğunluğuna rağmen egzersizi bırakmama, hedefe ulaşmak için yemek/uyku düzenine dikkat etme ve aktifliği bir yaşam tarzı haline getirme gibi fiziksel sağlığı korumak adına yaptığımız şeyler psikolojik esneklik de çaba ve süreklilik ile elde edilir. Hangi hedef için nasıl bir egzersiz planı yapmanız gerektiği, hangi antrenman yönteminin kullanılması gerektiği, ne zaman ve nasıl beslenmeniz gerektiği aynı zamanda da egzersiz bağımlılığı ya da aşırı yüklenme gibi egzersizin olumsuz yönlerinin de farkına varılması ne kadar önemliyse psikolojik esneklik için de dikkat edilmesi gereken çeşitli kurallar ve izlenmesi gereken bazı yöntemler vardır.

Ağırlık antrenmanında bizi korkutan kiloları kaldırabildiğimizde, kardiyo antrenmanında bitmeyen mesafeleri kat edebildiğimizde, yoga derslerinde dengemizi bir türlü bulamadığımız zor duruşları yapabildiğimizde zihnimiz zorlukların üstesinden gelebileceğine inanır.

Arayışımız bütünsel anlamda iyi bir yaşam (wellness/well-being) ise, zihin—beden farkındalığı bizim için önemli bir anahtardır. Kaldıramayacağımızı düşündüğümüz ağırlıklar, yönetemeyeceğimizi düşündüğümüz krizler, üstesinden gelemeyeceğimizi düşündüğümüz duygu durumlarında düzenli egzersiz ve durum analizi ile bize en doğru stratejiyi belirleme imkânı tanır.

Duygularımızı tanımak hatta bazen ağlamak, olumsuzlukları kabullenmek ve elimizdeki araçları doğru kullanabilmek de bu olumsuzlukların üstesinden gelmenin önemli bir yoludur ve hepsinden bir şeyler öğrenmemizi sağlar. Hoş olmayan durumları atlatmak ise fiziksel ve zihinsel olarak bizi güçlü kılar. Olumsuzluklar, fiziksel/zihinsel baskılar ve istenmeyen durumlar bizi olmak istediğimiz yere, kendimizin en iyi versiyonuna bir adım daha yaklaştırır.

Hayattaki her şey bizler için. İyi de kötü de. Nefes gibi ihtiyacımız var hepsine. Zihnimiz ve bedenimiz bizim silahımız. Farkındalık bizim anahtarımız.