Kahvenin her halini çok seven ve günde en az 4-5 fincan kahve içen biri olarak, 5 gün boyunca kahve içmeme kararı aldım. Kahvenin yanı sıra kafein içeren başka içecekleri de tükettiğim ve hepsini bir anda kesmenin vücudum için zararlı olabileceğini düşündüğümden ilk aşamada sadece kahveyi bıraktım.

Peki, kahveyi bu kadar severken, neden 5 gün boyunca içmemeye karar verdim?

Kahveyi çok tükettiğim dönemlerde karşılaştığım mide rahatsızlıkları ve migrenimdeki artış, beni bu kararı almaya yöneltti. Aynı zamanda bu kadar çok tükettiğim bir içeceğin bana zararlı olup olmadığını görmek için de böyle bir karar aldım. Her şeyden önce, gerçekten zorlandığımı ve vazgeçmemek için kendimi çok zor ikna ettiğimi söylemeliyim.

Kafein tüketimim ve sağlığım arasındaki ilişkiyi anlamanıza yardımcı olması için rahatsızlıklarım hakkında biraz daha ayrıntı vermemde fayda var diye düşünüyorum. Özellikle asitli ve kakaolu besinlere karşı fazlasıyla hassasiyetim var. Yağlı ve çok baharatlı yiyecekleri de tüketemiyorum. Çok sevdiğim ve yemek istediğim bu gibi yiyecekler varsa, öncesinde ve sonrasında çok hafif ve lifli yiyecekler tüketerek, midemi ağır ve zorlayıcı yemeklere hazırlıyorum.

Ayrıca yaklaşık 1 yıldır migren ağrılarım oluyor. Genellikle kokuya, yorgunluğa ve strese bağlı migren atakları geçiriyorum ve bu ataklar 3-4 gün boyunca devam ediyor. Kullandığım hiçbir ilacın ne yazık ki faydasını görmedim. Sadece uçucu nane ve greyfurt yağları ile alnıma yaptığım masaj, ağrılarımı biraz olsun dindiriyor.

Rahatsızlıklarımı bu kadar ayrıntılı anlatmamın sebebi, benim gibi sorunları olan ve kahve tüketiminin bu belirtiler üzerindeki etkisini merak eden kişilere yardımcı olmak. Tabii ki her bünyenin ihtiyacı ve verdiği tepkiler birbirinden farklı, ancak en azından aklınızda bir fikir oluşturabilecek kahvesiz beş gün deneyimimi gün gün aldığım notlar yardımıyla paylaşıyorum.

Birinci gün

İlk gün kahve yapmamak için kendimi çok zor tuttum. Alışkanlıklarımdan dolayı kahvaltıdan kalkar kalkmaz kahve makinasına yöneliyordum. Canım her kahve içmek istediğinde su, soda veya bitki çayı içmeye karar verdim. Yeşil çay ve matcha latte içmeme, yani uyarılmak için ihtiyaç duyduğum kafeini almama rağmen öğlene kadar başım ağrıdı. Bütün günü çalışarak, kendimi oyalayarak ve kahve düşünmemeye çalışarak geçirdim.

Günlük rutinimde akşam yemeklerinden sonra yürüyerek kahveciye gitmeyi ve kahve içerek eve dönmeyi çok seviyorum. Bu sefer de aynı rutinimi tekrarlamak istedim ama eve elimde sadece su ile döndüm. Her alışkanlığı değiştirirken olduğu gibi, kahvesizliğin de ilk günü çok zor geçti diyebilirim.

İlk günün sonunda, yoğun bir baş ağrısı yaşayıp, matcha latte ve 2-3 fincan yeşil çayın etkisiyle de midemin ve sindirim sistemimin rahatsız olduğunu söyleyebilirim.

İkinci gün       

İkinci gün, yorgunluğum ve baş ağrılarım devam ediyordu. İlk gün içtiğim matcha latte’den dolayı midemin rahatsız olması dışında sindirim sistemim ile ilgili herhangi bir problemim yoktu. Ancak alnımda ve gözlerimin üstünde büyük bir ağırlık hissediyordum. Bütün gün evden çıkmadım ve daha hafif işlerimi yapıp günün çoğunu dinlenerek geçirdim.

Üçüncü gün

Üçüncü gün kahvaltıdan sonra kahve içtim! Çünkü bu deneyim artık benim için eziyete dönüşmeye başlamıştı. 2 gün boyunca yaşadığım yoğun baş ağrısının artçı kuvvetleri 3. günde de biraz olsun devam etti ama kahve ve ağrı kesicilerle birlikte üstesinden gelebildim.          

Sonuç olarak, 5 gün kahvesiz yaşama deneyim 3. günde sona erdi. Kahveyi bıraktığım 2 gün için pişman olduğumu söyleyebilirim, çünkü vücudumun yüksek oranda alışkanlık yarattığı bir kaynağı kesmiş oldum ve bu durum bütün vücut dengemi alt üst etti. 2 günlük baş ağrısından sonra toparlanmam yine 2-3 günümü aldı.

Vücudumun kahveye bu kadar bağımlı olduğunu tahmin etmiyordum. Ne kadar masum olduğunu düşünsek de, bağımlılık ve alışkanlıklarımızın üzerimizdeki etkisi sandığımdan daha fazlaymış.

Ancak kararlıyım! Bundan sonraki süreçte yavaş yavaş azaltma yöntemini deneyip, alışkanlıklarımı azaltmayı hedefleyeceğim. Bence, önemli olan neyi tükettiğimiz değil, ne kadar tükettiğimiz ve tükettiklerimizin vücudumuza olan zararları. Böylelikle bazı şeyleri günlük rutinimize abartmadan dahil ettiğimiz zaman, hem mutlu hem de sağlıklı olabiliriz.

İlginizi çekebilir!



Simge Kamacı

1991 yılında, Ankara’da doğdu. 2014 yılında, lisans eğitimini burslu olarak girdiği Başkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Mezun olduktan sonra, inşaat sektöründe hizmet veren Rönesans Holding bünyesinde 2,5 yıl çalıştı. Eğitim hayatı boyunca özellikle kimya derslerine fazlasıyla ilgi duydu. Kozmetik ve bakıma olan ilgisini, kimyaya, tepkimelere ve bileşimlere olan ilgisi...



BLOOM SHOP