Konu; kilo vermek olduğunda, birçok kişi hızlıca fazlalıklarından kurtulmak için her şeyi deniyor. Yapılan hatalar, kanıtlanmamış yollar, bitmek bilmeyen detokslar, uzun süreli açlıklar, sürdürülebilir olmadıkları gibi birçok risk faktörünü de beraberinde taşıyor.

Öğün atlama, her sabah hatta her yemek sonrası tartılma, belli besin gruplarını diyetten tamamen çıkarma, zayıflatıcı takviyeler kullanma ilk etapta kilo vermeyi sağlayabiliyor. Ancak uzun vadede bakacak olursak, birçok takıntıyı da beraberinde getirerek bireyi yeme bozukluklarına sürükleyebiliyor.

Kolay kilo vermek için yapılan 6 yanlış

1. Çok uzun süre aç kalmak, düşük kalorili diyetler uygulamak

Belli bir seviyede kalori alımını azaltmak kilo vermeyi destekliyor. Ancak kaloriyi fazla azaltmak yağ ile beraber kas ve sıvı kaybına neden olabiliyor. Azalan kas kaybına bağlı olarak; metabolizma yavaşlıyor, vücut kendini korumaya alıyor ve kilo vermeyi durduruyor.

Herkesin günlük gereksiniminin farklı olabileceğini unutmamakla birlikte, 1200 kalorinin altında bir diyet uygulanması önerilmiyor. Çabuk giden kilonun kısa zamanda kişiye geri döneceğinin ve bu döngünün genelde yağdan olacağının unutulmaması gerekiyor!

2. İçeriği bilinmeyen, zayıflama vadeden hapları/çayları kullanmak

Bu ürünler hızlıca kilo vermenizi sağlıyor olabilir, ancak yüksek dozda kafein ve diüretik içerir. Böylece verilen kilo sudan ve beraberinde kastan gider. Ayrıca dehidrasyona (su kaybı) sebep olarak, vücutta elektrolit dengesini değiştirir. Uzun vadeli etkilerinin belirsiz olduğu da unutulmamalıdır. Sağlıklı kilo vermek için gerçek ve sağlıklı besinlere yönelmek gerekmektedir.

3. Yanlış arınma ve detoks denemeleri yapmak

Arınmak amaçlı kolonoskopi yaptırmak veya 3 gün boyunca sıvı beslenmek gibi yöntemler kilo vermek için su kaybından farklı bir sonuç getirmeyecektir. Su kaybı düşünüldüğünden çok daha tehlikeli sonuçlara sebep olabilir, bir de üzerine açlık eklendiğinde bireyler ciddi sağlık riskleri ile karşı karşıya kalabilir.

Vücudun kendisinin toksinlere karşı arınma sistemi vardır, bu sisteme müdahale etmemek gerekir. “Cleanse” içecekler yerine, yüksek lifli besinlere yönelmek daha sağlıklı bir tercihtir.

4. “Çıkarma” yöntemi uygulamak

Çıkarma yöntemleri kendini kusturmaya çalışma, çiğneyip çıkarma, laksatif kullanma şeklinde sıralanabilir. Günümüzde birçok kişinin, özellikle de gençlerin çok sık deneyimlediği bu yöntemler, yeme bozukluklarına davetiye çıkarmaktadır.

Mide öz suyu besinlerin emilimi ve sindirimini sağlayabilmek için yüksek miktarda asit içeriğine sahiptir. Bu sıvının özofagus ve ağza ulaşması tahriş edici olduğu gibi diş çürümelerine sebep olabilir.

Ayrıca kansere yakalanma riskini de arttırdığı düşünülmektedir. Laksatif kullanımı, ciddi anlamda su kaybettirerek elektrolit dengesizliği yaratacaktır. Elektrolitlerdeki dengesizlik birçok metabolik problem ile sonuçlanır.

5. Aşırı egzersiz yapmak, egzersizi takıntı boyutuna taşımak

Aşırı egzersiz, fazla sıvı ve elektrolit kaybı demektir. Amerikan Spor Tıbbı Akademisi ve Kalp Sağlığı Birliği düşük şiddetli olacak şekilde günlük 30 dakika, 5 gün 20 dakikalık orta şiddetli ya da 3 gün yüksek şiddetli kardiyo antrenmanı yapılmasını önermektedir.

Buna ek olarak, haftada 2 kez 8-12 tekrardan, 8-10 kas güçlendirici egzersiz ile kardiyo desteklenmelidir. Egzersizin fazlası iyi değildir, bu görüş değiştirilmelidir. Yaşamınızda strese yol açmayacak kadar fiziksel aktiviteye yer vermeniz gerekir. Stresin kortizol seviyelerini arttırabileceği, bunun da yağ kaybını önleyebileceği unutulmamalıdır.

6. Sigarayı diyet stratejisi olarak kullanmak

Nikotinin iştahı baskıladığı bir gerçek fakat bu noktada artı ve eksi dengesini iyi kurmak gerekiyor. Sigara vücudun birçok organına hasar verir; kanser, kardiyovasküler, solunum ve çeşitli hastalıklara bağlı olarak ölüm riskini tetikler. Birçok hastalığın obezite ile de ilişkili olduğu düşünüldüğünde, sigara diyet stratejisi olmaktan çıkıp diyet düşmanı olacaktır.

En iyi diyet; sürdürülebilir olandır. Vücudunuzu dinlemeyi ve ne söylediğinin farkına varmayı ihmal etmeyin. Kilonuz ile ilgili endişelerinizi aşamıyorsanız bir beslenme uzmanından yardım almayı deneyebilirsiniz.

İlginizi çekebilir!