Son bir haftadır danışanlarımdan ve çevremden en sık duyduğum cümleler: “Biraz üşütmüşüm. Halsizim, sanırım hasta olacağım. İş yerindeki herkes hasta, bana da bulaşır diye korkuyorum!”.

Bu cümlelerin bir ya da birkaçına katılıyorsanız yalnız değilsiniz. Bu ara hepimiz aynı düşünceleri paylaşıyoruz; çünkü sonbahar mevsiminden kış mevsimine geçiş fizyolojik ve psikolojik olarak zordur.

Havaların bir sıcak bir soğuk olması, uzun süren yağmurlar, karanlıkta uyanmak ve eve yine karanlıkta dönmek vücudumuzu farklı yönlerden etkileyebilir. Bu yüzden bu dönemde, soğuk algınlığına yakalanma riski artar; ancak doğanın gücü ve besinlerinin desteği bizimle!

Soğuk algınlığından korunmak için neler yapabiliriz?

Vücudumuzdaki mikropları atabilmek için bol su içmek gerekir. Ancak kış mevsiminde yeteri kadar su içmiyoruz. Ben de #aycainwonderlandilesuic etiketi ile sosyal medyada su içmeyi destekleyen bir harekat başlattım. Siz de bize katılmaya ne dersiniz?

Bir diğer koruma önlemi de, bitki çayları desteği. Günde 2-3 fincan ıhlamur, zencefil, adaçayı ya da kuşburnu çayı içmek bağışıklığımızı güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Yapılan çalışmalar da, ıhlamur flavonoitlerinin iltihap giderici ve ağrı kesici etkiler gösterdiğini ortaya çıkarmaktadır. Ek olarak, bazı bileşenleri boğazı yumuşatmaya fayda sağlayarak soğuk algınlığı şikayetlerini de hafifletmektedir.

Adaçayı yaprakları, içeriğindeki uçucu bileşenler sayesinde ağız ve boğaz iltihaplarını (farenjit, jinjivit gibi) gidermeye yardımcı olur. Ayrıca çay şeklinde kaynatılmadan gargara olarak kullanılmasının da pek çok faydası var. Bu dönemde fazla tüketeceğiniz kahve ve çay ise boğazı tahriş edebilir, dikkat!

Geleneksel karışımımız, bal, zencefil, karanfil, karabiber ve limonu atlamayalım. Kahvaltıda ıhlamur çayı tercih edip içerisine bu karışımı ekleyerek güne savunma kalkanınızla başlayabilirsiniz! Akşamları da papatya çayı ve meditasyon desteği ile halsizliğe meydan okuyabiliriz.

Her zamanki gibi bu dönemde, ananas, kivi, portakal ya da mandalina gibi C vitamininden zengin meyvelerimize ve sebzelerimize ihtiyacımız var. Diyetteyseniz, toparlayana kadar meyve ve sebze porsiyonlarınızı arttırmaktan korkmayın. Çünkü günümüzde çevresel koşullardan dolayı bazen besinlerden aldığımız vitaminler yetersiz kalabiliyor. Böyle bir durumda hekiminize de danışarak gerekliyse takviye alabilirsiniz.

Herkese sağlıklı günler dilerim.

İlginizi çekebilir!