Mutluluk hakkında bugünlerde bir hayli yazılıp çiziliyor. “Mutluluk anlık mıdır, geçici midir, yoksa kalıcı mıdır? Güne uyandığımızdan akşam yatağa girene kadar bizimle kalabilir mi?” gibi birçok soru uzayıp gidiyor.

Günümüz wellness furyası ise bu sorulara cevaplamaya aday… Sağlıklı beslen, spor yap, pozitif düşün, kişisel gelişim kitapları oku, cinselliğinden utanma, sadeleş, sakinleş, yoga yap!

Peki hepsine rağmen hala mutlu olamıyorsak?

Her şeyi harfi harfine uygulamamıza rağmen yine de mutluluk uçağına atlayamıyorsak, üzerimizi saran karanlık bulutları kovuşturamıyor, endişenin, sıkıntının, öfkenin ve depresyonun pençesinden kurtulamıyorsak ne yapmalıyız?

Spirituel lider ve Tibetli kesiş Lama Gendun Rinpoche’nin mutluluk üzerine güzel bir sözü var: “Mutluluk, üstün çaba sarf ederek ve irade gücüyle bulunamaz, ama gevşeyip bıraktığınızda, zaten oradadır.”

Aslına bakarsanız çağımızın hastalığı “yapma etme” hastalığı. Hep bir yerlere yetişme, bir şeyler yaratma, başarılmamışı başarma peşinde olduğumuzdan, mutluluğun da peşinden koşmak gerektiğini düşünüyoruz.

Oysa öyle bir şey yok. Mutluluk koşarak, yorularak, gerilerek, tutunarak, efor sarf ederek değil, durarak, dinlenerek, gevşeyerek, bırakarak, çabalardan arınarak sağlanabilir ancak. Mutluluğu yakalamak istiyorsanız, öncelikle halihazırda orada olduğunu bilmelisiniz.

Durun

Gününüzün ne kadarını meditasyonda oturmaya ayırıyorsunuz? Meditasyon, bilinçaltını boşaltmak, zihin bulanıklığını gidermek için en iyi yoldur.

Nefes alın

Üniversitedeyken Sudarshan Kriya nefes tekniğiyle tanışmam, benim için mutluluğun kapılarını açan en önemli adım olmuştu. On beş̧ yıldır her gün yarım saat, oturup bu tekniği uyguluyorum. Boğaza karşı bir ev alsam, beni bu teknik kadar mutlu edeceğini sanmıyorum.

Sessizleşin

Hayatınızda hiç sessizlik kursuna katıldınız mı? Mutluluğu arıyorsanız, sessizleşmelisiniz. Zihninizin ne kadar kalabalık olduğunu duyabilir hale geliyorsunuz böylece.

Uyuyun

Günde kaç saat uyuyorsunuz? Uykularınız düzenli mi? 6 ila 8 saat yere paralel uzanmaya vaktiniz var mı?

Bırakın

En önemli konulardan biri de vakti geldiğinde, size yarardan çok zarar getirmeye başlayan alışkanlıklara, kişilere tutunmaya ve tırmalamaya devam etmek yerine zarafetle bırakabilmek.

Dinlenin

İşlerim bir hayli yoğunlaşmaya başladığı zaman babam bir mail gönderdi bana. Mailde hızlı gitmenin de bir ritmi olduğundan bahsediyordu. En dikkatimi çeken bölüm, mola kısmı oldu: Günlük, haftalık, aylık, ve yıllık olarak molalar verin kendinize.

Senede bir de bakım-onarım şart. Benim bakım onarımım yılda bir veya duruma göre iki kez Art of Living’in sessizlik veya yoga kamplarına katılmak oluyor. Sıfırlanıp çıkıyorum. Siz de otoyolda hızlı bir ritimle seyrediyorsanız dinlenmeye de vakit ayırmanız çok önemli.

İlginizi çekebilir!

Fotoğraf: https://josefindahlberg.metromode.se/page/2/